Batı’nın hiçbir zaman adil olamadığını, olamayacağını neresinden alırsanız alın çok bariz görürsünüz.
Özellikle bir noktaya dikkat çekmek isterim. Çok ta önemli bulduğum, üzerinde gerçekten ekip olarak ciddi bir araştırma yapması gereken bir konu olduğunu düşünürüm. Var olan ekonomik sistem. Bu sistemin sahipleri çok az sayıda insan. Birkaç aile. Ve şuan dünyadaki tüm gelirlerin büyük payını alan, idare eden kurulmuş bir imparatorluk.
Bunu nasıl mı sağlar? Ya da sistemin yürütme şekli ne şekilde?
Şöyle;
Sistem kurulur. Başına geçmiş birkaç derin güçler. Özel şirketlerde, özel yetiştirdikleri özel elamanları.
Bunlar; ‘Ekonomik tetikçiler’ ‘çakallar’ ve ‘ordu’.
Bir ülkede yeraltı kaynakları varsa (petrol) gibi orayı hedefine koyarlar. Ülkede karışıklık çıkarıp bir şekilde ekonomik bir sarsıntı yaşamasını sağlar. Sonra Dünya bankalarından, IMF’den kredi olanakları açılır. Ve çok yüklü miktarda o ülkeye para akışı sağlanır. Ve ülkeye verilen bu borcun hiçbir zaman ödenemeyeceği hedeflenir. Gelen para ise o ülkenin sarsmış ekonomisine harcanmayacak. Birde ülkelerde elemanlara sahipler. Şirketlerin başlarına geçirilmiş, özel kurumlara yerleştirdikleri adamlarına o para ile yol, kanalizasyon, inşaat gibi sektörlerde harcama sağlar. Bunu tamamen kendi şirketlerine yaptırırlar. Yani yolladıkları paralar kar ile bir daha kendilerine iade edilmiş olacak. Ama borç yine yerinde kalacak.
Bir süre sonra ‘ekonomik tetikçiler’ devletin başbakanı ya da cumhurbaşkanına gönderilerek; şöyle derler;
‘’senin bize borcun var ve ödeyemiyorsun. Sen gel bize petrol sat. Sonra BM’ler toplantılarındaki oylamalarda bizimle ol. Hava sahalarını bize aç.” Denize düşmüş ülke yakaladığı bu yılana sarılmak zorunda. Ve kabul edilir. Kaynakları kendi ülkelerine aktarılır. BM’lerde Irak işgal mı edilecek oylamalarla kabul edilir. Ve o ülkenin hava sahaları kullanılır.
Bunun aksini yapmaya çalışan liderler! Yani ekonomik suikatçılara olumsuz geldiği an hemen devreye ‘çakallar’ girecek. Ve ülke liderine suikast düzenleme peşine düşer. Başaramazsa o ülkede halkı hükümete karşı kışkırtıp ayaklandırma yoluna gider. Ta ki hükümet devrilsin ve kendi sisteminde çalışan bir elemanını oraya koymak. Sonra bir daha anlaşmalara oturulur ve herşeyi istedikleri gibi yaparlar.
Yazımızın ilki bu! Konunun temel taşlarını yerleştirdik. Başka nedir bu sistem. Yazı dizimiz devam edecek!
(Mehmet Öz)