Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim. Evet bu meselenin çözümünde artık muhatab ihtiyacı kalmamıştır.
Yüzyılı aşkın bir geçmişi olan, neredeyse tartışılmadık yönü kalmayan bir meselede muhatab ihtiyacı yoktur.
Ağustos 2005’ten beri çözümü için adımlar atılan ve hayal dahi edilemeyecek noktalara gelinen bir meselenin çözümü için, sorun illa da muhatablık sorunu değildir.
Bu noktada, sadece çözüm inanç ve iradesini sergileyecek, şefkat ve iz’an sahibi bir yönetim Kürt meselesinin çözümü için yeterli bir unsurdur.
Yıllardır çözüm için konuşulan muhataplık sorunu Kürt meselesinin çözümünden ziyade silahlı unsurların silahsızlandırılması veya silahları ile yurt dışına çekilmesi sorunu idi.
Gelinen süreçte silah bırakması veya silahları ile yurt dışına çıkıp Türkiye Cumhuriyeti Devletini artık bir düşman unsur olarak görmemesi beklenen taraf ne acıdır ki bu büyük fırsatı kaçırmıştır. İster meselenin farkına varamamış olsun, isterse de başka güçlerin telkinleri ile olsun fark etmez bu fırsatı kaçırmıştır.
Defalarca çatışmasızlık sürecini bitiriyoruz diye açıklamalar yapıp tekrar terörize yöntemlere dönmenin yollarını arayanlar, son çatışmasızlık durumundan vazgeçme nedenleri olarak; askeri amaçlı yol, baraj, havaalanı yapma gibi garip gerekçeler sıralamışlardır.
Anlaşılan o dur ki bu kesimin sadece siyasal temsilcilerinin değil, silahlı güçlerinin de gerçekten bir baraj sorunu varmış.
Gerçekte yüzyılı aşkın bir geçmişi var kabul edilen bir Kürt meselesi ile bundan kaynaklı başladığı iddia edilen silahlı kalkışmanın ayrı ayrı birer mesele olduğu zaten çokça dillendirilen bir konu idi.
Özellikle önceki sene Doğu Batı Kardeşlik Platformu olarak Doğu ve Güneydoğudaki 11 ilde (Şanlıurfa ve Siverek, Diyarbakır, Batman, Şırnak, Hakkari, Van, Tatvan ve Bitlis, Muş, Bingöl ve Malatya) yapmış olduğumuz seyahatte de oradaki STK’ların en büyük feveranı; “Neden Kürt meselesinin çözümünde sadece elinde silah olan kesimi muhatap alıyorsunuz” idi. “Eğer Kürt Meselesinin çözümünü istiyorsanız muhatabınız bütün bir coğrafya olduğu gibi biziz de aynı zaman da”, “yok eğer sadece silahların susmasını istiyorsanız o zaman muhatabınız doğru, elinde silah olan bunlar” demişlerdi.
Mesele silahlı kalkışmanın, terörize olmuş hareketin susturulması ise o zaman bu muhataplık sorunu geçmişe dönük bir miktar anlaşılabilir. Ancak gelinen süreçte görülüyor ki muhatab bu gelişmeleri kavrayamamış ve süreç başlangıç seviyesine dönmüştür. Artık hem devlet ve hem de kamuoyu bu silahlı kalkışmanın bitirilmesinden başkaca bir yöntemin kalmadığına kâni olmuşlardır.
Kürt meselesinin çözümünde muhatab; bu işten mağdur olmuş aşiret ve aileler, kanaat önderleri, meleler, sivil toplum teşekkülleri vd.
Kendileriyle toplantılar yaptığımız bu 386 stk temsilcisi gayet haklı idiler. İlla muhatab aranacaksa yukarıda sayılan kesimler muhatab alınabilirdi.
Ayrıca sadece elinde silah olan cenahın muhatap alınması ile bu kesim kendilerine alanların açıldığını düşünerek kendilerinden olmayanlara karşı kimi yerlerde son derece gaddarca bir tutuma girdiler. Şimdi de güçlü olduklarına inandıkları yerlerde Kürt insanlarına hayatı çekilmez kılmışlardır. Birkaç yüz gencin hayatını hiçe sayarak kendilerinin birkaç gün harici bu işi başaramayacaklarını bile bile bir ilçeyi işgal etme garabetini tekrarlamışlardır.
Kürt meselesinin ana omurgası asimilasyon ve inkar politikaları idi. 2005 Ağustosunda bu mesele gündeme gelmiş, 2011’den beridir de atılan adımlarla asimilasyon ve inkar sorunu ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Artık köy boşaltmaları konuşmuyoruz. Tam tersine köylerini boşaltan insanların köylerine geri dönüşlerini, onlara tazminatlar ödenmesini ve orada kalıcı olabilmeleri için hayvancılık ve çiftçilik yapabilecekleri teşvikleri konuşuyoruz.
Artık yargısız infazları, göz altında işkenceleri, asit kuyularında vahşice yok edilmeleri konuşmuyoruz. Bunları yapanları dört beş yıl da olsa cezaevlerinde yatıp yargılanmalarını konuşuyoruz.
Kürtçe kaset yaptığı için Avrupa’ya gitmek/kaçmak zorunluluğu hisseden Burhan Çaçan’ı, Kürtçe kaset yapmayı düşüyor diye linç edilmeye çalışılan Ahmet Kaya’yı konuşmuyoruz. Şimdi devletin TRT Kurdi’sini, Anadolu Ajansının Kürtçe haber kanalını, okullarda seçmeli ders olararak okutulan Kürtçe seçmeli dersi vb. konuşuyoruz.
Şimdi bu kazanımlarımızı kalıcı hale getirecek bir irade/iktidar istiyoruz. Kürt meselesinde kalan kısımların çözümü için de bunu yeni anayasa ile taçlandıracak bir irade istiyoruz.
Kürtlerle Türkler arasında oluşturulmak istenen duygusal sorunlar dahil, bunları tamir edecek şefkat ve merhamete sahip bir irade/iktidar Kürt meselesinin muhatabı olarak yeterlidir. (Haber 10)