İslami davanın mensubu olması hasebiyle Müslüman kadının ağır sorumlulukları bulunmaktadır. Özellikle fitne, fesat, bozgunculuk ve Müslümanlara yönelik kin, nefret ve düşmanlığın had safhada olduğu günümüzde sorumluluklarda büyük artış meydana gelmiştir.

İslami tesettürün büyük ölçüde dejenere edildiği, açıklığın her geçen gün yaygınlaştığı günümüzde duyarlı kadın ve kızlarının İslam’a uygun tesettürleri bizim için sevinç kaynağıdır. Çevredeki olumsuz çabalara rağmen İslami tesettüre bürünen bacılar varlıklarını bu şekilde haykırıyorlar.

Ancak, tesettüre bürünme sorumluluklarımızla amel etmeye yetmiyor. Büyük, küçük, yaşlı genç, kadın erkek herkesin en önemli vazifesi İslami tebliğdir. En yakınlarımızdan başlayarak İslam’ı tebliğ etmekle mükellefiz. Genç kızların ve kadınların örtünmesi için İslam’ın yüklediği örtü sorumluluğunu anlatıp onları buna ikna etmeye çalışma ayrı bir görevimizdir. Yani örtünmekle işimiz bitmiyor. Aslında örtündükten sonra işimiz başlıyor. Başkalarının da örtünmesi, akraba, komşu ve çevremizin başka alanlardan el etek çekip İslam’a yönelmesini hedef edinmeliyiz. Şükürler olsun bu işi ciddi şekilde yapan ve gece gündüz koşuşturan bacılar var. Ancak çoğunlukla ihmal ediliyor. Bacıların önemli bir kısmı birbirlerine gidip gelmenin dışında ciddi bir çaba göstermiyorlar. İslam’ı tebliğde sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Bunun için akraba ve komşularının kapısını çalıp onları namaza, tesettüre, kısaca İslam’ı yaşamaya davet etme gibi çabalarda zayıf kalıyorlar.

Bunu söylerken bacıların bir kısmı İslam’ı yeterince bilmemeyi dile getirip tebliğ konusunda yetersiz olduklarını söylüyorlar. Bunlar yapmamanın sebepleri olabilir ancak, İslami sorumluluk bahane kabul etmez. Bilmiyorsak öğrenmemiz lazım. Bunun bazı yolları var. Meramımızı karşılayacak İslami kitaplar okursak, İslam’la ilgili eksiklerimizi giderebiliriz. Tecrübe sıkıntımız varsa bu işi yapan bacılarla bir araya gelip onlarla birlikte tebliğe giderek bu şekilde tebliğin uslup ve yöntemini öğrenebiliriz.

Toplum büyük bir ateşe doğru sürüklenirken, ahlaki alanda büyük kırılmalar yaşanırken bozgunculuklar her geçen gün toplumu daha fazla kuşatırken erkek olsun kadın olsun hiçbir Müslüman bu kötü manzara ve gelişmelere seyirci kalamaz. Tabii olarak öncelikle ailemizi, yani gemimizi yok edici fırtınalardan kurtarmak zorundayız. Ardından akrabalara, komşular ve çevredeki insanlara davamızı götürmeliyiz.

Her bacının düzenli bir programı bulunmalı ve çalışmalarını bu programa göre yapmalıdır. Diyalog halinde olduğu ve ilgilendiği kadınlar olmalı. Onları evine, kimi zaman da İslami etkinliklere davet etmeli. İslami kitaplar ve CD’ler hediye etmeli. Örtünmeye meylettiklerinde çarşaf hediye edip bu şekilde teşvik etmeli.

Müslüman olarak bütün bunlara ve daha fazlasına mecburuz. Çünkü büyük bir sorumluluk yüklenmişiz. Allah Teala’nın dinini yaşamaya çalışıyoruz ve toplumun da yaşaması için çabalıyoruz. Dolayısıyla önemli zamanlarımızı Allah Teala’nın dinine vakfetmeliyiz. Bir taraftan Allah Teala’nın dinini ikna edici üslupla anlatmalı, bununla birlikte bacılara tesettür emrini izah etmeliyiz.

Bugüne kadar azımız hariç, sorumluluğumuzla yeterince amel etmedik. En güzel zamanlarımızı Allah Teala’nın dinini insanlara tebliğle geçirseydik toplumumuzun hali çok daha farklı olacaktı. Örneğin bugün bir yerde tesettürü kamil on bacı varsa, bunların her birinin en az bir bacıyla uğraşmaları ve bir yıl içinde onu tesettüre ikna etmeleriyle bir yıl sonra bu sayı yirmiye çıkacaktır. Bu yirmi kişinin aynı şekilde çalışmasıyla sayı iki yılda kırka, üç yılda seksene, dört yılda yüz atmışa, beş yılda üç yüz yirmiye çıkacak. Yani her bacı sadece birinin İslam’a yönelmesine ve tesettüre bürünmesine sebep olursa on bacı beş yıl içinde üç yüz yirmi bacıyı ikna etmiş olur. Ne bereketli bir çalışma. Oysa bacılar hakkıyla vazifelerini yaparlarsa çok daha fazlasını İslam’a yönlendirir, sayı beş yıl içinde üç yüzleri değil binleri aşabilir. !

Öyleyse tek çaremiz yoğun bir şekilde okuyup İslam’ı öğrenmek ve düzenli şekilde tebliğde bulunmak. Toplumun büyük bir yıkımla karşı karşıya bulunduğu günümüzde bu çalışmalardan geri durmak büyük vebale yol açabilir. Bu alandaki çabalar nehirde boğulmakta olan bir insana el uzatıp kurtarmaktan daha zaruri ve hayatidir. Dünyada güzel neticeleri olduğu gibi asıl karşılığı ahirettedir. Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam, Hz. Ali (ra)’a tavsiyelerde bulunurken, bir insanın hidayete ermesinin kızıl tüylü bin deveden daha değerli olduğunu buyurmuştur.

İşte biz ve işte toplum. İhmalkârlığımız ve tembelliğimizi yenip işe girişme zamanıdır. Geride kalanların vah haline…

(Hürseda Haber)