Batının Müslümanlara düşmanlık ve İslam’la savaş macerası birçok alanda devam ediyor. Son yıllarda İslam düşmanlığının büyük bir hızla yayıldığı, Müslümanların saldırılara uğradığı, camilerin ateşe verildiği, tesettürün yasaklandığı, kimi Müslüman şahsiyetlerin takip edildiği ya da gözaltına alındığına sık sık tanık oluyoruz. Özellikle, İslam’ı haşin ve korkutucu şekilde lanse etmeye çalışan Batı medyası, bu çabalarıyla Batı insanı nezdinde İslam’ın cezzabiyetini kırmaya, ortaya korkunç ve barbar bir çehre çıkararak büyük bir boşlukta debelenen Batı insanını korkutup uzak tutmaya çalışmaktadır.

Özellikle Hollywood sineması, gösterime sunduğu bazı filmler vasıtasıyla daha da ileri gitmekte, Haçlı Savaşlarının simgelerini kullanarak kültürel alanda savaş vermektedir. Cezp edici filmlerle daha çok Batı gençlerini etkilenmekte, bilinçaltında İslam ve Müslümanlara karşı kin ve nefret tohumları ekilmektedir. Hollywood’un Face/off ve The Wild isimli filmleri bütünüyle bu hedef doğrultusunda yapılmıştır.

Bu tür filmlerden biri de Pixote Hunt ve Joe Johnston’un yönetmenliğini yaptığı The Pagemaster isimli film. Bu film bazı dillere “Kitapların Efendisi” şeklinde tercüme edilip gösterime girerken, bazılarına da “Esrarlı Kitaphane” şeklinde tercüme edilip ekranlardan yayınlanmış.

“Kitapların Efendisi” filmi, zahiri olarak gençlerde kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya yönelik hazırlanmış filim görüntüsü vermektedir. Gençleri, tanınmış bazı kitapların dünyasına yönlendirmek için çabalamaktadır. Ancak işin aslına bakılırsa filmde bariz şekilde Batı kültür ve medeniyetinin propagandası görülmektedir. Filmin tarihi yönü ise Haçlı savaşlarıyla ilgili maceraya ışık tutmaktadır. Söz konusu animasyon filminde uzun bir yolu kat eden filmin kahramanı Richard (Haçlı savaşlarındaki Aslan Yürekli Richard’ı anımsatmaktadır) sadece iskeleti kalmış Haçlı savaşçısıyla karşılaşır. Onun savaş malzemelerini alıp Müslüman figürü canlandırılan bir ejderha ile savaşmaya başlar ve neticede galip gelir.

Söz konusu filmde Richard ismi bir amaç doğrultusunda seçilmiştir. Aslan Yürekli Richard’ın (1157–1199) ismi bilinçli şekilde kullanılmaktadır. Haçlı ordularının komutanı Richard ömrünün son on yılında İngiltere krallığını yaptı. Ancak bu müddet boyunca sadece altı ay ülkesinde kalabildi. İngiltere’de bulunmadığı dönemde, yerine kardeşi Pirince John ülkeyi yönetti. Ancak John zamanında fesat çoğalmış, ülke büyük bir bataklığa dönüşmüştü. Richard ise, işgal ederek ve öldürerek malik olmayı tasarladığından ya Müslümanlarla ya da Fransızlarla savaşıyordu. Sonunda Fransızlarla savaşırken öldürüldü.

Haçlı saldırılarının yapıldığı yıllarda Alman ve Fransız kralıyla birlikte hareket eden Aslan Yürekli Richard, işgal etmek amacıyla Kudüs’e yönelik bir saldırı başlattı. Ancak Kudüs’ü Hıristiyanların çizmeleri altında ezilmekten kurtaran Selahaddin Eyyubi tarafından yenilgiye uğratılınca geri dönmek zorunda kaldı.

Bu tarihi vakıaya değinmemin sebebi, Batılıların filmlerde o günkü sembolleri kullanarak Haçlı savaşlarında aldıkları yenilgileri tersyüz edip Müslümanları mağlup etme çabalarıdır. En azından kültürel alanda da olsa gençlerde İslam’a karşı düşmanlık ve kin duygularını geliştirilmeye çalışmaktadırlar.

Söz konusu filmin üçte ikisi animasyondur. Bununla daha çok yeni bir din olan Hümanizmin propagandası yapılmaktadır. Bu yeni dinin peygamberleri batılı yazarlar, siyasetçiler ve aydınlardır. Film Batılı çocukları Müslümanların kültürel saldırıları ve İslam’ın cazibesine karşı sigortalamayı amaçlamakta ve Müslümanlara karşı savaş cesaretlerini geliştirmeyi tasarlamaktadır.

Hollywood’un çekimlerini yaptığı bu filmin yapımcıları özellikleriyle Batı uygarlığının mirasını ortaya koymakta, buna dayanarak gerekli cesareti elde edebileceklerini ve hiçbir sıkıntı çekmeden düşmanlarla (Müslümanlarla) savaşabileceklerini ortaya koymaktadır. Aslında film, Batılıları kendi kültürel ve edebi mirasından haberdar etmek istemekte, onları rakip medeniyete (İslam) karşı uyanık davranmaya davet etmektedir.

Son yıllarda ciddi bir duraklama ve gerileme yaşayan Batı medeniyetinin çöküşe doğru hızlı adımlarla hareket sinyalleri göze çarpmaktadır. İslam, cazibesiyle ve henüz yeni gönderilmiş gibi koruduğu taptaze ruhu ve taravetiyle dünyanın dört bir yanında insanların dikkatlerini çekmekte ve cezp etmektedir. Her geçen gün İslam karşısında yeni mevziler kaybeden Batı, bundan sonra daha fazla film yaparak sinema kanalıyla insanları İslam tehlikesine karşı uyarmaya çalışacak. Zira kirli propagandalar yaparak insanlarını kontrol altında tutmayı ve İslam tehlikesinden korumayı amaçlamaktadır. Ancak korkunun ecele faydası olmadığı gibi Müslümanları kötü ve barbar gösteren filmler İslam’ın cazibesini kırmaya güç yetiremeyecektir.

(Hürseda Haber)