Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’ın tebliğe başladığı günden beri İslam’ı öteki gören, her ortamda düşmanlığını ortaya koymaktan çekinmeyen Batı zihneyeti, o günden bu güne bu duruşundan geri adım atmadı. Son iki asırda İslam dünyasının yaşadığı sıkıntı ve problemler çoğunlukla Batıdan kaynaklanmaktadır. Sıkıntılardan kurtulmak amacıyla harekete geçen Müslümanların çaba ve girişimleri yine her zaman Batı tarafından engellendi. Örneğin Mısır halkının kendi iradesiyle seçtiği Cumhurbaşkanı Mursi, Batının destek verdiği darbe neticesinde koltuğundan uzaklaştırıldı. Batı kuklası Sisi’nin darbesi desteklenmiş, zorbalık ve zulme onay verilmişti.
Batı medeniyeti ciddi bir duraklama ve bunalım yaşarken, Batı ülkelerinin yaşadığı endişe verici ekonomik kriz büyük tedirginliğe neden olmaktadır.
Yaşadıkları büyük sıkıntılarına ve problemlere rağmen her zaman öteki ve düşman görülen Müslümanların biricik sermayesi İslam'ın dinamikliğini koruması, evrensel kimliğiyle gelecek vad etmesi ve insanları etkilemiyi Batıyı derinden kaygılandırmaktadır. Bu tutumun farklı şekillerde tezahürüyle birlikte Batıda İslam’a ve Müslümanlara yönelik saldırılara her geçen gün yenilerinin eklenmesi, İslam’a karşı çaresizliğin sonucudur.
Batılıların “Arap Baharı” şeklinde nitelendirdikleri, Müslüman halkların zorbalara karşı başkaldırışını ifade eden Müslüman halkların ayağa kalkış hareketi Batılı emperyalist güçler tarafından amacından saptırılıp İslam dünyasının kalbine büyük bir musibet olarak döndürüldü. Bugün Mısır’da, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de ve Bahreyn’de yaşadıklarımız, Müslüman halkların özgürlük yürüyüşünün Batı tarafından ateşe verildiğini ve büyük fitnelere dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Neticesinde her gün çok sayıda Müslümanın kanı akıtılırken zulüm bütün şiddetiyle devam etmektedir.
11 Eylül 2001’de ikiz kulelere yapılan saldırıyı Batı değerlerine saldırı olarak nitelendiren emperyalist Batı dünyasının Müslümanlara karşı başlattıkları savaş milyonlarca Müslümanın canına mal oldu. Nispi bir sükunetle varlıklarını sürdürmeye çalışan Müslüman halklar, büyük yıkım ve sıkıntılarla karşılaştılar. Başını ABD’nin çektiği Batılı ülkelerin İslam dünyasında tutuşturduğu yangının şuleleri tutuşmaya devam ediyor.
Müslümanlar bütün bu sıkıntılarla yüz yüze bırakılırken İslam, Batılı halkları her zamankinden daha fazla cezp ediyor. Ruhi olarak büyük bir çıkmazın içerisinde bulunan Batı halklarından kimilerinin büyük bir ilgiyle İslam’a yönelmesi derin kaygılara neden oluyor. Bütün bunlar, Batılı basın organlarının alevlendirmeye çalıştığı savaş neticesinde Müslümanlara saldırı ve İslami değerlere hakaretlere yol açıyor. Batıdaki basın yayın organları İslam’ı çirkince yansıtıp halkı etkilemeye çalışırken, yapılan propagandalar bazılarını etkilemekte ve Müslümanlara saldırılara neden olmaktadır. Özellikle son aylarda Müslümanların ibadethanelerine yapılan saldırılarda büyük artışın olduğu gözden kaçmamaktadır. Ayrıca tesettürlü kadınların tehdit edildiği ya da saldırıya uğradıklarıyla ilgili haberlerle daha sık rastlıyoruz.
Paris saldırısı, Batının Müslümanlara karşı beslediği kin, nefret ve İslami değerlere saldırılmalarına gösterilen tepkiydi. Bu saldırıların bir daha yaşanmaması için Batının duruşunu bir kez daha gözden geçirmesi, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlığa son vermesi gerekiyor.
Paris, bugünlerde derin bir sıkıntı yaşarken tetikte bekleyen Batılı basın yayın organlarından bir kısmının kışkırtıcı ve hakaret içeren dil kullanması ve İslam dünyasına karşı yeni saldırıların başlatılmasını istemesi dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu kışkırtıcı yayınlar neticesinde Müslümanlar yeni saldırılarla karşılaşacak, ibadethaneleri ateşe verilecek, ABD'nin insansız hava araçları daha fazla Müslümanın kanı akıtacak, kin, nefret ve düşmanlık şuleleri daha gür şekilde tutuşturulacak ve bütün bunlardan rahatsız olan bazı Müslümanlar farklı şekilde tepkilerini ortaya koyacaklar…
Batının öteden beri devam eden, kan, gözyaşı, kin ve nefretten başka bir şey üretmeyen, İslam dünyasında olduğu gibi huzursuzlukları Batının kalbine kadar sürükleyen, bu çabalara dur diyecek Batılılar ne zaman meydanlara inecekler? Müslümanların değerlerine saygı duyacak ve onlarla birlikte yaşama çabasını gösterecek, İslam dünyasındaki ateşi daha fazla alevlendirmekten kaçınacak Batılı siyasetçiler işlere ne zaman el atacaklar?
Müslümanlar hep acılarla yaşadıklarından, yeni yeni saldırılarla belki acının dozunu arttıracaklar. Ancak aynı acının kıvılcımları Batı sahillerine vurunca Fransa’da olduğu gibi kıyametlere yol açmaktadır. Ne İslam dünyası ateşe verilsin, ne de Batılılar acıyı yaşasınlar. Bunun yolu Batılıların tarihlerinde ilk defa ortaya çıkıp İslam ve Müslümanlara saygı duymaları, herkes gibi onların da hak ve hukuklarının olduğunu kabul etmeleri, özellikle de Batıda yaşayan Müslümanların özgürce yaşayıp ibadetlerini özgürce yapabilecekleriyle ilgili iradelerini savunmalarından geçmektedir.
Bugünkü Batıda Müslümanlara karşı bu iradenin ortaya konulacağına inanmak çok zor! Ancak Müslümanlar güçlenir, Batılı emperyalistlerin sömürü çarklarından kurtulur ve Müslümanca yaşama imkanı elde eder, buna karşın Batı dünyası içinde bulunduğu krizlerin etkisiyle daha büyük sıkıntılar yaşarsa, o zaman bunlardan söz etmek mümkün olabilir.
İnsanca yaşanacak bir dünyanın oluşması için Batılıların uzunca düşünüp karar vermeleri zamanıdır. Bunun yolu daha önce yaptıkları gibi işgallerden değil, Müslümanların varlığına tahammül etmekten ve saygı duymaktan geçmektedir.
(Hürseda Haber)