Hayatından İslam’ın çıkarıldığı toplumlarda her şey tabii halini kaybedip problemli hale gelir. Toplumumuzda olduğu gibi cinayetler, ahlaksızlıklar, yolsuzluklar ve her türlü zulüm alır başını gider.
Son zamanlarla televizyon ekranlarında en fazla kadına karşı şiddetten ya da kadın cinayetlerinden bahsedilmektedir. Can sıkıcı ve yüz kızartıcı haberler neredeyse her gün ekranlara yansımaktadır. Siyasiler ya da tahlilciler birkaç söz söyleyip geçiştirler olayı. Sonunda hiçbir şey değişmez. Kanunların değiştirilmesi, ağır cezalar ya da polisiye tedbirler suçları önleyemez.
Batıdan devşirilen modern hayat tarzı ahlaksızlıklarla ve cinayetlerle meyvelerini veriyor. Dininden uzaklaştırılmış Müslüman bir toplumun en büyük felaketidir bunlar.
Batı karşısında aldıkları yenilginin ağır bedellerini ödüyor Müslümanlar. İktidar sahipleri bir asra yakındır İslam ümmetinin cellatlarının çirkef hayatını Müslüman topluma taşımak için çabalıyorlar. Cellatları taklit ederek toplumun gelişeceğini sanıyorlar. Sonuç ise, fesat, iffetsizlik, yozlaşma, çürüme, tecavüz, cinayet ve yıkım olup toplumu her gün biraz daha tüketmektedir.
Dört tarafı kalın duvarlarla örülmüş, karanlık bir dünyada yaşıyoruz. Ümit veren tek ışık, modern hayatı ellerinin tersiyle itip Kur’an ve sünnet pınarından beslenmeye çalışan, Müslümanca yaşamak için çabalayan ve bunun için büyük bedeller ödeyen İslami camianın çabalarıdır. Bunlar da olmazsa toplumun geleceğiyle ilgili ümit namına bir şey kalmayacak. Evlerimizin içine kadar uzanan bozguncu ve fesat dalgalarına karşı İslami bir topluluğun bulunması karanlıkların içinden yükselen ve umut bahşeden ışığın içimizi ferahlatmasına neden olmaktadır.
Birçokları bozma üzerine odaklanmışken, İslam’ın haramlarından bir kısmının işlenmesi tabii ve olağan hale getirilirken, bu büyük yıkımın ve çürümüşlüğün önünde durma ve yıkıcı fırtınaları engelleme güçlü bir imana ve yorulma bilmez çabalara ihtiyaç duymaktadır. Bu gayret ve çalışmadan sadece erkekler değil, aynı zamanda kadınlar da sorumludur.
Batının ahlaksız ve çirkef hayatı toplumumuzu büyük bir çöküşün eşiğine getirdi. Müslüman halkın algıları altüst edildi. Namazında niyazında ve örtüsündeki insanların dinlerine küfreden, değerleriyle alay eden ve aşağılayanların ardına takılıp ölümüne destekledikleri ve İslami değerlerin büyük değer kaybına uğradığı zor bir zamanda yaşıyoruz. Bozulmalar sadece dışımızla sınırlı kalmıyor. Ailelerimizi de ciddi şekilde etkiliyor. Aile halkamızın uzağındakilerden başlayan bozulmalar bedende yayılan kanser gibi yavaş yavaş merkeze doğru ilerliyor. Güçlü direniş mekanizmaları oluşturulmazsa gerekli duruşu sergileyemeyecek, zamanla zayıf düşecek olan merkez çabucak çözülecektir.
Tehlikenin her geçen gün arttığı ve ateşin toplumu tehlikeli şekilde kuşattığı ortamda neler yapabilir Müslüman kadın! Sadece evine sahip çıkması, çocuklarını İslami terbiye ile yetiştirip bozguncu dalgalardan kurtarması yeterli midir? Yangın çok büyük ve şiddetli! Her geçen gün yükseliyor alevler. İslami dava için çalışan bayanların sadece aileleriyle yetinmeleri, ateşe maruz kalan ve tehlike çemberine düşmekte olan diğer ailelerin ihmali anlamına geliyor. Böylesi bir duruş fesadın önünü kesmeye yetmiyor. Fesat dalgalarının engellenmesi için Müslüman kadının zaruri işlerinin dışındaki bütün zamanlarını İslam’i çalışmaya ayırması gerekiyor. Çocuklarını bozguncu dalgaların etkisinden kurtarıp İslami ahlakla yetiştirme çabasında olduğu gibi yakın–uzak akrabalarının, komşularının ve çevresindekilerin de çocuklarına aynı özeni göstermeli, onların da İslami ahlak üzere yetişmeleri için çabalamalıdır.
Fesat ve bozgunculuğun her geçen gün yayılması, Müslüman kadına daha ağır vazifeler yüklemektedir. Öncelikle, savunduğu, tebliğini yaptığı ve insanlara götürdüğü davayı iyi bilmesi için düzenli kitap okuma programlarının olması gerekiyor. Okumayan, öğrenmeyen ve kendilerini yetiştirmek için çabalayamayan davetçiler istenen başarıyı yakalayamazlar.
Kadınlar, Müslüman halkı bozup İslami değerlerinden koparmaya çalışanların en büyük hedefleridir. Kadınları bozarak, yoldan çıkararak ve kullanarak toplumu bozmaya çalışmaktadırlar. Buna karşın Müslüman kadın, kadınlarla ilgilenerek, İslam’ı anlatarak, ibadete ve tesettüre yönlendirerek bu büyük sıkıntıdan kurtulmalarına öncülük edebilir.
Allah Teala kadın erkek bütün Müslümanları İslami davetle görevlendirmiştir. Bu, insan gücü dahilinde bir çalışmadır. Zaten Allah Teala insan gücünü aşan bir sorumluluk yüklememektedir. Halis bir niyet ve güzel bir çabayla atılan her adım hayırlı neticeler verecektir. Yerinde ve zamanında yapılacak tebliğ Allah’ın izniyle bereketli semerelere yol açacaktır.
Bugünün Müslüman kadını her zamankinden daha fazla sorumludur. Televizyonun önünde oturup film izleme, örgü örme, tatlı ve pastalarla zaman öldürme, başka kadınlarla oturup boş ve anlamsız konuşmalar yapma gibi fuzuli işlerin içine giremezler. Zamanlarını Allah Teala’nın dini için harcayarak toplumun ıslahında önemli görevler üstenirler.
Hayatlarını programlayarak, dakikalarının bile hesabını yaparak kapı kapı daveti götürüp kadınları bataklığa düşmekten kurtarmaya, bozulmaları önlemeye ve hakka yönlendirmeye çalışmalarıdır beklenen. Birkaç günlük ömrün bağışlandığı dünya hayatındaki bu türden hayırlı yorulmaların neticesini Allah Teala cennetiyle verecektir. Zaten Müslümanların çabalarıyla birilerinin cahili hayatı bırakıp İslam’a yönelmesinin verdiği lezzet cennet meyveleri gibidir.
Çağımızın Müslüman kadınını büyük sorumluluklar beklemektedir. Bunun bilincinde hareket edip en yakınından başlayarak kadınların İslam’a yönelişi ve Müslümanca yaşamaları için yoğun bir çabanın içerisine girmelidir. Bu ise, onurlu ve izzetli kadınların mesleğidir.
(Hürseda Haber)