Hakkında çok şeyler söylense de toplum içinde büyük etkiye sahiptir kadınlar. Fıtratına uygun davrandığında, inancının gereğini yerine getirdiğinde, iffetine uygun bir hayat sürdürdüğünde huzur içinde yaşayacağı gibi toplum içinde ciddi bir etki bırakacaktır. Ancak ortamın dayattığı şekilde hareket ettiğinde, fıtrattan mesafe aldığında ve iffetten uzaklaştığında huzurunu kaybettiği gibi başkalarının da huzurunun kaçmasına sebep olacaktır.
Toplumun İslam’dan uzaklaşmasıyla sosyal alandaki sorunlar içinden çıkılmaz hal almaktadır. Bu gelişme kötü niyetlilere ve bozgunculara büyük fırsatlar sunmaktadır. Bundan istifade edip toplumun inanç dayanaklarını yıkarak teslim almaya, yozlaştırmaya ve bozmaya çalışırlar. Bu alanda en fazla istismar ettikleri ve kullanmak için çabaladıkları kesimler kadınlardır.
Bugün yaşadığımız sıkıntılar, İslami kimliğimizi ortadan kaldırıp mutlu bir hayat vadedenlerin eseridir. İslam’ın kadına verdiği değere ve kazandırdığı kimliğe savaş açıp Batıda olduğu gibi onu erkeklerle eşit hale getireceklerini ve mutlu bir hayata kavuşturacaklarını söyleyip güvensiz, problemli, kimliksizleştiren ve onursuzlaştıran ortamlara mahkûm ettiler. Bütün bunların neticesinde toplumun ana dinamiklerini oluşturan kadınlarda büyük çözülmeler yaşanırken, sömürülme ve aşağılanmayla yüz yüze kaldılar.
Ortamın bozulmasının en büyük cerimesini kadınlar çekmektedir. Kadınların yaşam ortamı, sorunların, sıkıntıların ve problemlerin bol olduğu alanlara dönüştü. Bu kirli tablonun değişmesi, kadının kendine gelmesi, kimliğine kavuşması ve istismarcıların oyunlarından kurtulması için büyük gayretlere ve yorucu çalışmalar ihtiyaç vardır.
Onuruna nasıl kavuşabilir? İstismarcıların elinden kurtulup kimliğine kavuşması nasıl gerçekleşebilir? Kadınlara ve genç kızlara seslenip bu çirkin tablodan kurtulabilmeleri için nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğini dillendirmek istiyorum.
Bacım… Allah Teâla’nın sorumlu kıldığı bir kul olarak hesap gününde yaptıklarının hesabını vereceğinin bilincinde yaşamalısın. Dolayısıyla Allah Teâla’nın koyduğu sınırları çiğneyemezsin. Helal çizgisini aşıp haramlara yönelemezsin. Nefsine hoş gelen şeylerin ardına düşemezsin.
Allah Teâla’nın yasakladığı şekilde namahremlerle bir arada bulunamazsın. Onlarla dostluk ve arkadaşlık yapamazsın. Zaruret dışında onlarla mektuplaşamaz, telefonlaşamaz ve irtibat kuramazsın.
Hayatının her alanında iffetinle yaşamak zorundasın. En küçük bir iffetsizliğe kapı aralayamazsın. İslam’a aykırı hiçbir harekete hoş bakamazsın. “Bir kereliğine bir şey olmaz” mantığıyla hareket edemezsin. Zira bu, şeytani telkinden başkası değildir. Haram her zaman haramdır. Haramın bir keresi de fazlası da haramdır.
İslami olmayan, hiçbir grup, topluluk ve cemaatle birlikte olamazsın. Zira kişi kime muhabbet beslerse ahirette de onunla olacaktır. Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam “Kişi sevdiğiyle haşrolunur” buyurmaktadır.
İslami olmayan ortamlarda bulunamazsın. Haramların işlendiği, Allah Teâla’nın hoşlanmadığı işlerin yapıldığı yerlerde kalamazsın. Zira buralarda bulunursan işlenen günahlara ortak olursun.
Televizyonun karşısına geçip İslam’a aykırı giyim, konuşma ya da ilişkileri konu alan filmleri ya da programları izleyemezsin. Bu programlar bilinçli ya da bilinçsizce İslami ahlakı çökertme ve İslami hayatı zedeleme üzerine bina edildiğinden Müslüman bir kadın ya da kız tarafından izlenemeyeceği gibi izleyenlere de engel olunmalıdır.
İslami ahlaka ve tesettüre aykırı programlarda ve etkinliklerde görev alamazsın. Bu tür etkinliklere katkı sunamazsın. Bunlara katılmak isteyenlere karşı duyarsız ve tepkisiz davranamazsın.
Para kazanma uğruna, Müslüman kadınlar için uygun ve elverişli olmayan ortamlarda bulunamazsın. İslami şahsiyetine uygun olmayan işlerde çalışamazsın. Ortam uygun değilse “Kendimi muhafaza ederim” mantığıyla hareket edemezsin.
Yabancı erkeklerin bulunduğu iş yerinde ya da kurumda hizmetçilik, sekreterlik ya da işçilik yapamazsın. Bunları yaptığın zaman İslami şahsiyetin zedelenir.
Etrafındaki insanların cahili hayat yaşadığı ortamlarda evine çekilip bir şey yokmuş gibi davranamazsın. Zira her Müslüman kadın ve kız aynı zamanda İslam’ı tebliğle yükümlüdür. Etrafındaki kadınlara ve kızlara İslam’ı anlatarak içinde yaşadıkları İslami olmayan hayattan kurtarmak için çabalamalısın.
Tarihin bu kritik döneminde kimliğine dönmen, asaletini muhafaza etmen ve yeniden tarihe dokunup onurunla ve iffetinle temiz bir sayfa açmanın zamanıdır. Zalimlere ve müstekbirlere karşı sesini yükseltip var olduğunu ortaya koymanın zamanıdır. Evlatlarını haramlardan uzak, İslami ruh ve bilinçle büyütüp İslam’ın saflarına kazandırmanın zamanıdır. Akrabalarını, komşularını ve çevrendekileri hakka çağırıp İslami hayatla tanıştırmanın zamanıdır.
Hz. Fatıma (ra), Hz. Ayşe (ra) ve Hz. Zeynep (ra)’nın varisi olduğun bilinciyle hareket etmeli, onların bıraktığı emaneti hakkıyla taşıyıp evinin, sokağının, mahallenin ve şehrinin İslamileşmesi için çalışmalısın. Zira İslam’ın senden beklentisi budur.
(Hürseda Haber)