Ne zamandır bir açılım tartışması sürüp gidiyor. Yapılan açıklamalar, TV lerdeki açık oturum programlarında kafa patlatanlar, uçuk fikirler, kabul edilebilir mantıklı düşünceler ve zaman zaman popülizme kaçan demeçler arda arda geliyor. Bizlerde gündemi takip etme adına, birçok tartışmaya şahid oluyoruz.

 

Benim bu yazıda sizlere anlatmaya çalışacağım; DTP bu sürecin neresinde? Ve gerçekten çamura saplanmış bir arabaya, "hadi bir elde ben atayım da çıksın" cinsinden mi? Yoksa şasisine kadar çamura batmış arabaya, fark ettirmeden ağırlık mı olmaya çalışıyor?

 

Verdikleri beyanatlar ve fiiliyata döktürdükleri tamamen birbirine zıt... Nedendir bilinmez, onlarla baş başa konuştuğun zaman, son derece olumlu ve kucaklayıcı açıklamalar yaparlar. Mamafih, meydanlardaki üslupları tamamen kavgacı, uzlaşmaz ve hırçındır. Ben bunun nedenini Kandil’e bağlıyorum. Zira onlarda sık sık orayı ve İmralı yı adres gösterirler. Meydanlarda popülizm yapmak, daha fazla alkış toplatır. O halde vurdulu, kırdılı konuşmalar, kısa vadede iş görür.

 

Ne zaman olumlu bazı işler olsa, işte şimdi bazı meseleler çözülecek hissi insana gelse, anlaşılmaz bir şekilde sanki görünmeyen bir el ortalığı karıştırır. Bakarsın kepenkler kapatılır ve ortalık toz duman olur. Zaten canı burnuna gelmiş bir halk var. Birde kepenkleri de indirmek, sağa sola molotof atmak, kargaşa çıkarmak ona buna sataşmak… Eylemlerin, gösteri ve basın açıklamalarının da bir adabı var artık. Ekonomik halleri pek şahane olan bir halk, iki gün kepenk indirsin canım ne olacak? Kapatmayan olsa da yağma eder, gideriz değil mi?

 

Hatırlayınız; Mekke döneminde, Serveri Kâinat Efendimiz Kur-an okuduğu zaman, müşrikler hep birlikte bağrışarak, sağa sola kaçışırlardı ya... Kur-an sesinin başkalarına ulaşmaması için. Bunlarda aynı yöntemi uyguluyor. Bu yöntem, sadece onlara has değil! CHP de aynı minvalde, aynı yöntemleri kullanıyor. Hatta diyebiliriz ki, DTP bu hastalığı CHP den kapmış. Cumhuriyet mitingleri, buna bir örnek teşkil edebilir. Tarihte de benzer örnekleri çoktur. Misal: 1954 ve 1960 lı yıllarda Üstad Said Nursi nin, ülke geneline yapmaya çalıştığı ziyaretleri, yine dönemin CHP si ve taraftarları tarafından sokaklara dökülerek, en yüksek perdeden protesto etmeleri ve bu günkü gibi, irtica hortluyor diye bağrışmaları, tarihin sayfalarında yerini almıştır. Ayrıca adını neden cumhuriyet mitingleri koydukları da apayrı bir tartışmadır. Neyse biz tekrar DTP ye dönelim.

 

Bir başka konuda, kendilerini bütün Kürt lerin temsilcisi konumunda görmeleridir. Geçen yıl Avrupa daki PKK konferansının ardından çıkan kararlardan biri, bütün Kürt’leri kucaklayacağız, hiç bir Kürt grubuyla kavga etmeyeceğiz. Alacağımız bütün kararlarda, Kürtlerin öncülüğünü ettiği STK lar, gruplar, cemaatler vs herkesle fikir birliğine varacağız. Böylece bir tek ses olacağız. Bunu itirazı olan olmaz herhalde?

 

Konferanstan çıkan başka bir maddede, DTP ye yönelik İslami bir açılımdı. Buna göre DTP li üyeler, mümkün mertebe camilere gidecek, üyelerinin kızları ve eşlerinin başları, imkân dâhilinde örtülmeye çalışılacak. İslam’a düşman olmadığımız anlatılacak! Camilerde konuşlanıp, organize olunacak. Herhalde buna da itiraz eden olmaz? Örneğin meydanlarda, Kuran’ı Kerim ve Üstadın fotoğraflarını havaya kaldırmak!

 

Daha birçok alınmış kararlar var, fakat yazı uzayacağı için kısa keseceğim.

 

Buna göre yukarıdaki ilk maddeyi açarsak; DTP/PKK zaten kendilerini Kürtlerin tek başına temsilcisi olarak gördüklerinden, bu aldıkları karar havada kalır. Bende onlara derim ki; Ey DTP, bu gün Kürtler bir mazlumiyet politikası sebebiyle, size bir miktar oy veriyor olabilir. Ama bu böyle gitmez. Kürtler okuyup, kültür seviyeleri yükseldikçe, sizlerde gerileyeceksiniz. DTP parti olarak (Fikriyat), CHP ile aynı düşüncede. Aynı sosyalist kaynaktan besleniyorlar. Fakat tabanını ele alırsak, AKP tabanına benzeyen muhafazakâr ve ekseriyet dindar bir taban. Zira Kürt’lerin % 70 i dinine bağlı Müslümanlardır. Gelelim muhatabiyet ve herkesin fikrini almaya. Burada da büyük bir sakatlık var. Zira bahsini ettikleri birçok STK ile kavgalı konumda. Çünkü kaç yıldır DTP taraftarları tarafından bu STK ların binalarına saldırılıyor, yağma ve yakma dâhil her türlü işlem yapılıyor. Eğer ki gerçekten Kürt halkını düşünen bir parti olsalardı, ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğuda faaliyet gösteren ve fakir halka yardım etmeye çalışan bazı derneklere, ikide bir adamlarını saldırtmazlardı.

 

Zira bu dernekler, sağcı, solcu, dindar veya değil, toplumun bütün kesimine yardım etmeye çalışıyorlar. Buna karşı çıkmaları, acaba yarın öbür gün revaçtan düşeceklerini hissetmelerimidir?

 

Diğer maddeye geçersek; Dedik ya DTP parti olarak, CHP ile aynıdır. Farkları şu olabilir. Biri Türkçe düşünür, diğeri Kürtçe... Kahir çoğunluğu dindar bir toplum arasından gelen DTP vekilleri ve diğer idarecileri, tamamen bu toplumun zıddına bir yaşam sürüyorlar. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin inancını sorgulayacak değiliz. Kimsede, kimsenin kabrine girecek değildir. Herkesin ameli kendine... Biz burada aralarda ki çelişkileri bulmaya çalışıyoruz.

 

Arasından çıktıkları toplum, namazında niyazında, haccında, orucunda… Bunlarınsa, alınları secdeye varmamış sanki. CHP lideri Baykal en azından, bayramdan bayrama, camiye gitme âdeti var. Bunlarda oda yok! MHP de göstermelik de olsa az buçuk bir dindarlık var. Bunlarda oda yok!

 

Halka ve halkın yaşantısına bu denli uzak ve yabancı olan bir grup, nasıl olurda bütün bir halkın temsilcisi olur? Tabi eminim buna kendileri de inanmıyorlar zaten.

 

Son olarak DTP’ye diyebiliriz ki; Eğer gerçekten bu halkın gönlünü kazanmaya çalışıyorsanız, İslam’a, dininize (özünüze) geri dönün!

 

 

 

Mikail DURMAZ / Hürseda Haber