Artık, şu kesin olarak görülüyor ki dünyada ABD’den sonra seçimleri en çok merak edilen ve seçim sonuçları dört gözle beklenen ülke İran İslam Cumhuriyeti’dır.Çünkü, dünya yapay olarak değil, gerçekten iki kutuplu bir hal almıştır.
Kutuplardan biri gözünü yer yüzünün bütün kaynaklarına dikmiş, sömürmek için her türlü caniliği yapmaktan çekinmeyen , özelde Müslümanların genelde bütün insanlığın başına bela olmuş ABD’nin öncülüğündeki emperyalist kutup.
Diğeri ise kendi halkına ve dünya halklarına izzetli direnişi sunmuş, yeryüzündeki mazlum ve mahrum halklarının bağrından çıkmış İran’nın önderliğindeki direnişçi, İslami kutup.
Kısaca son iki yüzyılda iki devrim yapıldı. Batıda bu devrim Fransa’da yapılırken, doğudaki inkılab İran’da geçekleşiyordu.
Batı insanlığın aleyhine olan devriminin bütün aşamalarına sahip çıkarken, doğuda ki inkılab insanlığın lehine olmasına rağmen, hazmı kolay olmuyordu.
Batı insanlığa cenneti düyada sunma iddiası ile ortaya çıkarken, dinin varlığını hayatın içinden alıp kiliseye hapsediyordu.Doğu ise insanlığa dünyada saadeti, ahirette ise cenneti sunarken, Allah’ın varlığını hayatın her alanına yayan mesajını veriyordu.
Batı dünya cennetinin kapı bekçisi olarak kapitalizm’i seçmiş. Fakat, bilim ve teknolojiyle silahlanmış olan kapitalizm; insanlığı teknobrokrasi ve makinalaşmanın acımasız ağır tekerlekleri arasında tutsaklığa iten yeni bir büyücüye dönüşmüştür. Ve İnsanın tek görevi bu cennet’te otlanmak olmuştur. Felsefesi ise “tüketmek, tüketmek” ve yine “tüketmektir”.
Parolaları Liberalizm! – yani duygusuzluk.
Demokrasi! Yani senin nasibin zaten belirlenmiş olanları seçmek.
Hayat mı? maddi varoluş.
Ahlakıyat mı? fırsat kollayıcılık ve bencillik. Hedefi ise tüketim.
Hayat felsefeleri; doğal iştahları doyurmak.
Son hedefleri, zevk ve eğlence içinde bir hayat.
Doğu ise devriminin adını İslam koyuyordu. Yani yeniden doğuş! Bu öyle bir doğuştuki,
Devrimci ruhu; saf-net ve aydın…
İnancı; insanlığı yüceltici…
Hareketi, onur-soyluluk ve sorumluluk verici…
Düşüncesi: ilericiliği, makul toplumu, önder insani idealleri uyandırdı ve harekete geçirdi. İslam bunu hazırlamıştı ve ona bir ad vermişti. ‘’Mesaj”
İnsanlık tarihinde karanlıkta hareketsiz ve durgun kalmış, gönüllerde solmaya başlamış şiddetli ve köklü bir devrimi başlatan bir Mesaj!
Mustazaf ve mahrum sınıfların; zayıflığında, izzeti… Alçalmışlık ve düşkünlüğünde, uyanıklık ve dirilmeyi… Kölelik ve esaretinde ise tarih boyunca olduğu gibi, özgürlüğü… İçeren bir Mesaj!
Bu mesajın son sahibi Hatemü’l Enbiya Hz.Muhammed (a.s) mesajı alır almaz yerinde duramamış, Dağın yüksekliğinden aceleyle şehrin göbeğine inerek, toplumun kalabalığına karışmış, Darün-Nedve’nin kaşısındaki “Sefa” tepesine çıkmış ve zamanın yalancı ilahlarına, soylularına, kan emici zorbalarına karşı yüzünü çevirerek , tevhid inancını haykırmaya başlamıştı.
Günümüzde de bu haykırışı İslam inkılabının muhafızları yapıyor. Hatta, bu mücadele İran’ı aşmış genelde dünya insanlığının, özelde ümmetin mücadelesi olmuştur.
İnkılab imamı sadece kendi bölgesinin , ulusunun veya mezhebinin rehberi değildir. Özelde Ümmetin, genelde yer yüzündeki bütün mahrumların günlüne taht kurmuş bir kahramandır. Zira yüzyıllardır İslam düşmanlarının beslendikleri fitne ateşinin söndürülmesine bulunduğu konum itibarıyle en önemli adımı atmıştır ve şu tarihi sözü söylemiştir.
“Ben ne Şia’yım ne de sünni’yim ben ancak müslümanım.”
‘’Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.’’ O bereketli sözlerin meyvelerini bugün akıllı müslümanlar toplamıyorlar mı? İşte Lübnanda ki Arab Hızbullahiler ve işte Filistin’de ki Sünni Hamas bunun en güzel örnekleri değil mi? Model ülke Iran’a bakın ; Lübnanlı arab Hizbullahilere ve Filistin’de suni Hamas’a yardım etmekten çekinmiyor ve hiçbir kınayıcının kınamasına da aldırış etmiyor.
Zira Müslüman olmak; toplumsal sorumluluğun taştan yükünün taşıyıcısı olmaktır.
Zira Müslüman olmak; dünya insanlığına karşı görevli olmak duygusuyla, kötülüğe karşı mücadele etmektir.
Zira Müslüman olmak; insanlığın zaferi için çaba harcamaktır.
Zira Müslüman olmak; adalet için savaşın eri olmaktır. Ve bunun günümüzde resmi taşıyıcısı İran’dır. Bu hoşumuza gitse de gitmese de böyledir.
İşte bu model ülke de birkaç hafta önce cumhurbaşkanı seçimi yapıldı…
Muhammed Bedir