Bundan bir ay önce 12 Haziranda bir hafta sonu tatili cuma günü İran da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.
Seçime dört saygın aday katıldı.
Halkın yüzde 85 i seçime katılım sağladı ve 10. Cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci kez Ahmedinejad la dört yıla daha devam denildi.
Seçim çok renkli ve coşkulu oldu.
Aslında İran için hangi adayın kazanması çok da önemli değildi. Çünkü adayların her biri devrime bağlılıkları yönde, şüphe götürmez insanlardı. Kuşkusuz bunu İsrail, AB ve ABD de çok iyi biliyorlardı.
Ne var ki bu seçimde de rejim karşıtları, reformistler eliyle dayatıp inkılâp’tan taviz alma hayalleri her zaman olduğu gibi bir kez daha kursaklarında kalıyordu.
Fitne ve fesatta başarılı olamayan batı (şer güçler), bildik klasik işte nükleer enerji olmama ve Rahmanın askerlerine yardım etmeme, tehditlerini sürdürmeye devam ettirdiler.
Bu seçimin sonuçları iki açıdan çok önemli idi, biri İnkılâp’a yıllardır dayatmacı, baskıcı ve diktatorial gözüyle bakan batı ve onların söz de Müslüman kalemşorlarına, halkın yüzde 85 inin katılım şamarı.
Bir diğeri de halkın en garibi gibi yaşayan eski ve yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinejad.
Peki, Ahmedinejad niçin bu kadar önemli idi, geçmiş dört yılını şu dört cümle ile özetlenebilinir.
*Davası İslam uğruna, hiç taviz vermeyen.
*Devrim İmam ına ve şimdiki imam a sarsılmayan inancı.
*İmam Ali gibi yönetime talib olması ve fakir fukarayı garip gurabayı gözetmesi.
*Adeta seçkin sahabe Ebu Zer gibi giyinip kuşanan ve hakkı hiç korkmadan müstekbirlere karşı haykıran mütevazı bir insan.
Ahmedinejad ı Krallar, şahlar veya demokratik diktatörlerle kıyaslayıp utanmayan utanmazlara bilmem ne demeli.
Seçimdeki bazı anlaşmazlıkları, kraldan daha çok kralcı kesilenler, içte ve dışta İnkılâba düşman olanlar bir kez daha ortaya çıkmış ve yüzlerinin rengini belli etmişlerdir.
İnkılâp düşmanlarına en anlamlı cevabı savundukları reformist aday Mir Hüseyin Musavi nin hanımı, Dr. Zehra Rahnaverdi vermiştir. Aynen aktarıyorum İslam devriminin düşmanlarının bizim için kaygılanmasına ve bize destek vermesine ihtiyacımız yok. Kimsenin İslam nizamının düşmanlarının güya bizim için kaygılanan yüzlerine tebessüm göndermedi ve istemeden de olsa onların amaçları doğrultusunda hareket etmemelidir diye konuştu.
İran da seçime gösterilen yoğun katılımın, seçimi kimin kazandığından daha önemli bu geniş katılım İran halkının rejimlerine olan bağlılıklarının bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Bu kadar açık ve net açıklayıcı ifadelere rağmen, bazı şeyleri temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp tekrar gündeme getirmelerinin sebebini insan sorunca, bakın karşımıza ilginç bir o kadar çarpıcı durum meydana çıkıyor.
Bakın bir batılı bu yerli işbirlikçiler hakkında, bir kitabının ön sözünde neler söylüyor.
Diyor ki Biz Asya dan, Afrika ve Latin Amerika dan gençler getiririz. Birkaç sabah; Paris, Londra, Belçika ve Amsterdam da, onları gezdiririz. Batı dili, tavır hareket ve modern yaşantısını onlara öğretiriz. Öğretim düzeylerini işe yarama aracı olacakları düzeye kadar getiririz. Onlar; üçüncü dünyaya, istediğimiz şeylerin aktarıcısı olarak topraklarına geri göndeririz. İşte o zaman, biz buradan bir kelimeyi fırlatınca, o ağızlar gecikmeksizin sözümüzü kapmaya başlarlar! durumun dışa yansıyışıdır.
Onlar eğitmen, bunlar eğitilmiş papağanlar.
Şimdi de Rabbimiz olan Allah (c.c) bunların durumunu Kuran’ı mucizinde nasıl deşifre ediyor bir bakın.
“Bunların durumu ( ikiyüzlülerin ) tıpkı şeytanın hali gibidir. Çünkü şeytan, o insana Kâfir ol! der. İnsan da kâfir olunca, Doğrusu ben senden uzağım. Çünkü ben Âlemlerin Rabbi olan Allah tan korkarım der.
Selam Muhammed e a.s ve onun takipçilerinin üzerine olsun.
Muhammed Bedir