Bir mübarek ramazan daha gelip, bizleri deneyerek geçip gitti. Kimimiz,buna balans ayarı, kimimiz yıllık yıkama yağlama , kimimiz bozulmak özere olan motorumuzu rektefeden geçiririz deriz.

Bu ayarın, rektefenin, yıkama –yağlamanın iyi olup olmadığı ancak geçen zaman sürecinde yada alınan kilometrelerde anlaşılır. Eğer Kuran’nın indiği ayda Kuran’nın her gün okunması mesuliyetini iyice kavramışsak, bu mesuliyet beraberinde memuriyeti gerektirir. Yani kişi kendi nefsine kamil, sorumlu olduğu ailesi, topluluğu içinde hizmetçi olur.

Şöyleki insanların en şereflisi Resul’e Ekrem (s.a.v) arkadaşlarına ikramda bulunurken dışarıdan biri topluluğa şu soruyu sorar. « Şu topluluğun reisi kimdir ? » O anda Hz. Resululah (s.a.v.) o mübarek sözleri ile bize şu terbiyeyi verir. « Bu topluluğun efendisi bu topluluğa hizmet edendir. » Yani çok konuşan ancak iş yapmayan değildir.

Kişi nefsinde noksanlığı görmede basiretli olur ise, o halde başkalarının iyiliğini görmede de insaflı olur. « Kişi başkasının ayıbı ile alay edip ayıplarsa o alay ettiği ayıbı işlemeden ölmez. » Diyor Hz.Peygamber (s.a.v.) Kur’an « Mesuliyet sahibi hem bilen, hem bildirendir. Hem yapan hem yaptırandır »


Yanlız şu insan gibi tersinden yapmamalıdır :
Adamın biri dünyayı değiştirmeye çalışmış, değiştirememiş. Dünmüş yaşamış olduğu şehri, köyü değiştimeye çalışmış. Onuda becerememiş. Bari demiş ailemi değiştireyim. Onada muvaffak olamayınca. Hiç olmasa nefsimi kurtarayım demişsede artık gecikmiş. Yaşlanmış bedenine, arzuları çoğalan nefsine söz geçiremeyince bu ibretlik yaşamı mezarının taşına yazılması içinvasiyet etmiş. Böyle değil ! islami metot ;nefisten başlar, aileye, akrabaya, topluma gider. Yakından başlar uzağa gider. Parçadan başlar bütüne gider. Merkezden başlardışarıya gider. Hz.Peygamber (s.a.v.) bize bunu böyle öğretti. Kur’an bize bunu böyle ders verdi.

Mesuliyyet taşıyan insan, derya günüllü olmalıdır. Mevlana arifi tarif ederken ; « Bütün pislikler kendisinde temizlenen deryadır. » diyor.

Mesuliyyet sahibi, kendisini ilim ve irfanda, kemal ve ahlakta kemale erdirmeye çalışandır. İrfan ve Maruf insan ; hayrı alan, şerri red edendir.

Mesuliyetin hakkını veren ; işleri iyi pılanlayan,programlayan… Pılan-programı uygulamada, prensipli ve kuşatıcı olandır. Zamana galip gelemeyenler,işlerinde galip olamayanlardır. ( başarılı olamayanlardır.) « Plansız çalışan insan, ülke, ülke dolaşıp hazine bulmaya çalışan insan demektir. » DESKART

Allah’ın (c.c.) dinini dava edinen mesuliyet sahibi insan ; « Ben varsam dava vardır. Ben yoksam bu davada yoktur diyemez. » Zira islam Allahın dinidir. Allah ise dinine sahip çıkandır. Biz ise Alah’ın dininin hizmetçileriyiz.Hizmet eden, başarıyı kendisine nisbet etmeyendir. Zira hamd, bir itiraftır. Her şeyin Allah’ın olduğuna dair itiraf. Alah’ın yolunun erleri Allah’a (c.c) dayanırlar ve bilirlerki fertler fani oldukları gibi fertlere dayalı davalarda elbetteki fanidir. Öyleyse islamın eri hizmet ettiği alanda , kendi kişisel yetenekleri ile işleri idare etmekten öte Allah’ın kitabına, Resululah’ın (sav) sünnetine dayanan sistem oluşturmalıdır. Öyleki o sistemdeki her fert o mekanizmayı işletebilmelidir.

Allah yolunun erleri ; hem salih, hem muslih, hem kamil olmaya çalışandır. Allah (c.c) fatihlerin olduğu yeri helak etmiş ancak muhlislerin olduğu yeri helak etmemiştir. Kamil insan kemali arttıkça tevazusu artandır.

Mesuliyetin hakkını veren :İdeal ile realiteyi birbirine karıştırmayandır. Zira ideal gözünün gördüğü en uç nokta, realite ise ayağının önüdür. İdeal hedeflenirken gerçekçi olunmalıdır. İmkan ve ortam göz ardı edilmemelidir.

Hizmet eri kalabalıkla değil hikmetli sözleri ile kalabalığı giderendir. Mevlana’nın dediği gibi « sesimizi değil sözümüzü yökseltmemiz lazım. » Güzel yapmak ise güzel söylemekten daha güzeldir. Yani ameli- eylemi çoğaltmalı sözü azaltmalıyız. Çönkü güzel adam güzel konuşan değil güzel yapandır.

Özellikle şu habir nefsimde şu beş şeyi yapmaya çalışırım
a)- Ciddiyet
b)- gayret: gücünün sonuna kadar çalışmak.
c)- Metotlu prensipli olmak.
d)- Sabırlı ve sebatlı olmak.

Zira insanın bittiği yerde Allah’nin (cc) Yardımı başlar.
Başarının arkasında sırrı %70 sistem, %20 prensip, ancak %10 liderlikte yattığını görürüz. Sorumlu insan kendi enerjisini kontrol altına alan, ailesini adeta bir orkestra şefi gibi yönetendir.

Başarılı bir idareci şu prensiplere dikkat etmelidir.
1)- İyi tespit edilen hedef.
2)-Hedefe giden sola sağa sapmayan yol.
3)-Metot ve prensiplere dikkat!... Baştakini sona, sondakini başa almamak. Bu anlamda sabır şöyle tarif edilebilir. Bir dakika önce bir dakika sonra değil tam zamanında yapmak.
4)- Hak yolda olduğu müddetçe idare edene itaat etmek.
5)- İdare edenin idare edilen tarafından; idare edilenin idare tarafından kontrol edilmesi. Hesaba çekilmesi ile idareciyi Allahın izni ile başarılı kılar.

Sorumlu insan; insanların eleştiri ve tavsiyelerine özellikle çok dikkat etmelidir. Tenkit ve fikirler güçlü insani besler. Zayıf insanı öfkelendirir. Sözü kimin söylediği önemli değil. Kimin ne söylediğidir.

Doğru söz düşmandan çıksa da doğrudur.

Muhammed BEDİR / Hürseda Haber