Şu girdiğimiz kutlu aylar bizi, Hz. Muhammed (SAV)’e daha fazla yaklaştırmalıdır. O’nun hayatını daha iyi okumalı ve anlamalıyız. O’nun sünnetini yaşamalıyız. O’nun hadislerini okuduğumuz da üzerinde tefekkür etmeliyiz. Genel kültürümüz artsın diye okumamalıyız. Hadisler, lokal tedavi yöntemidirler. Hadisler sahabelerin, sorularını, sorunlarını sormaları sonucunda gelen cevaplardır. Dolayısıyla hadisler hayatımıza yön vermelidir. Ayetler genel kuralları içerir. Ama hadisler özel olarak kişileri tedavi eder. Her şahıs hadis okuduğunda kendi hayatından bazı kesitleri görür. Bizim iki önemli kaynağımız vardır. 1. Kur’an’ı kerim. 2. Hadisi şeriflerdir.
Son dönemdeki medreselerimizde hadis okuma yık denecek kadar azalmıştır. Hadislerden uzaklaşıldıkça kelime i tevhidin 2. Kısmından da uzaklaşılmış oluyoruz. Hz. Muhammed(SAV)’i tam anlayabilmek için hadisleri okuyup hayatımız da tatbik etmeliyiz. Her Müslüman en az bir hadis kitabını okumayı kendine alışkanlık haline getirmelidir. Bu taç adlı hadis kitabı da olabilir. Riyazüs salihin de olabilir. Kur’anı kerimi tekrar tekrar okuduğumuz gibi hadis kitaplarını da okumalıyız. Hayatımızda tatbik ederken doğru mu yanlış mı yaptık diye arkamıza bakmalıyız.
Ahiret ile ilgili konularda işleri ya adet olduğu için veya boynumuzdan çıksın diye yaparız. Yani doğru mu oldu yanlış mı? Oldu diye dönüp arkamıza bakmıyoruz. Ama dünyevi işlerimizi düşünerek yapıyoruz. Günlerce hazırlık yapıyoruz. Birçok uzmana soruyoruz. Bilmediklerimizi o işin uzmanına soruyoruz. Yaptığımız zamanda ve bittikten sonra tekrar tekrar kontrol ediyoruz. Eksikliklerini gideriyoruz. Telafisi mümkün olmayan hata ise bir daha aynı işi yaptığımızda hatalarımızın üzerinde duruyoruz. Daha mükemmel yapmaya çalışıyoruz. Doktorun reçetesini tarife göre uyguluyoruz. İlaçlarımızı aynı saatlerde ve düzenli kullanıyoruz. İyileşmezsek kontrole, gerekirse başka doktora gidiyoruz. Yani sağlığımızı teslim edeceğimiz şahsı iyi araştırıyoruz.
Ama dini konularda hassas davranmıyoruz. Kendimize baktığımızda dinle ilgili konularda çokta hassas değiliz. İslamı eserleri okurken ana düşüncemiz onları hayatımıza tatbikten çok insanlara dini anlatırken etkili olmak için okuyoruz. Örneğin camiye gidip cemaatle namaz kıldığımız zaman bile insanlar bizim camiye gidişimizi görüp etkilensinler düşüncesi taşıyoruz. Veya başka bir ibadeti yaparken insanlar etkilensinler diye düşünüyoruz. Veya şu görevi, işi yapmasam arkadaşlarım kızacaklar, küsecekler yada hakkımda yanlış düşünecekler diye düşünürüz. Bunların hiçbiri önemli değildir. Önemli olan niyetimizi sadece Allahın rızası için yapmaktır. Ve O’nun rızasını düşünmektir. Okuduğumuzu tatbik etme ve yaşama için çalışmalıyız.
Hz. Muhammed (SAV)’in hayatını yaşamak için okumalıyız.
"Bana Kur'ân ve onunla beraber onun gibisi (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi , 'Size bu Kur'ân yeter; onda neyi helâl bulursanız, onu helâl kabul ediniz; onda neyi haram bulursanız, onu'da haram biliniz' diyecek. Şunu iyi biliniz ki, Resulullah'ın haram kıldığı da ALLAH'ın haram kıldığı gibidir..." (S. Ebû Davûd, c. 5 s.11
Ey iman edenler, ALLAH'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin! Enfal/20
Hiç şüphesiz mekanikleşmenin, eskimenin, ruh zayıflamasının kendisini belli ettiği en önemli alanlardan birisi Sünnet-i Seniyye’ye tabi olma şuurumuzdur. Sünnet-i Seniyye’nin her bir ilkesine, her bir cüz’üne ittiba ederken yaşadığımız “Sünnet’e uyma” şuurunun, bir süre sonra yerini bir “alışkanlığa” bırakmaya başlaması, tehlike zillerinin çalmaya başladığını işaret eder bize.
Söz gelimi yemeklerden önce dişlerimizi misvaklarken bir sünneti yerine getirme niyetiyle hareket ettiğimiz sürece Sünnet’e ittiba sevabı kazanıyoruz. Ama bir süre sonra bu bir alışkanlık haline geliyor ve misvak kullanımı işini dişlerimiz daha beyaz görünsün diye yapmaya başlıyorsak, işte orada ruh ve mana kaybolmuş, sadece şekil ve kabuk kalmıştır.
Okuduğumuz hadisleri hayatımızda tatbik edelim. Yıllar önce bir hadiste Peygamberimiz (SAV) in tuvalete gittikten sonra kullandığı kabı suyla doldurduğunu okudum. O gün bugündür her tuvalete gittiğimde kabı suyla dolduruyorum. Okuduğumuz halde uygulamasak O’nun huzurunda söyleyeceğimiz söz olmaz.
(Batman Rehber)