Bismihi Teâlâ

Sayın Erdoğan, siyaset meydanına indiğinden bu yana hemen hemen her alanda farklılıkların ve gelişmelerin yaşandığı, önceki dönemleri ile ve bu günü karşılaştıran her ehli vicdanın eksikliklerin yanında gelişmeleri göreceği muhakkaktır.

Zanaatta ve sanatta olduğu gibi her alanda her dönemin kendi hususiyetleri vardır.

Çıraklık ve kalfalık dönemleri yanlışlıklar, hatalar barındırabilir. Bazen bu yanlışlıklar insanın hayatına bile mal olabilir. Sayın Erdoğan kendi tabiriyle çıraklığını ve kalfalığını yaşadı. Görünen o ki millet önceki dönemlerde yapılan hataları, yanlışlıkları çıraklığa ve kalfalığa vererek ustalık için Sayın Erdoğan’a  “bir daha” dedi. Bu şekilde kendisine tekrar tek başına iktidar yolunun açılmasıyla kendi tabiriyle Sayın Erdoğan ustalık dönemine girmiş oldu.

Tabi ki Sayın Erdoğan’ın şahsında Ak parti bunu milletin kendisine verdiği bir fırsat bir şans daha olarak görmelidir.

Bu münasebetle yeni dönemin başında Ak parti geçmişine dönüp kendisine bakmalıdır.

Ta baştan milletin Ak parti’den beklentileri neydi. Milletin hangi beklentileri, Ak partinin hangi vaatleri Ak partiyi iktidara taşıdı.

Bir önceki Ak Parti döneminin icraatları göz önündedir. Ekonomik gelişmeler, komşu devletlerle sıcak ilişkiler, Siyonizme karşı atak adımlar, Ergenekon’la yapılan mücadele, darbe heveslilerin cezaevlerini boylaması, yüksek öğrenimdeki kısmen başörtüsü serbestiyeti, TRT Şeş’in açılması, Üniversitelerde Kürdoloji bölümlerinin açılması ve bunlara benzer her alanda irili ufaklı iyileştirmeler oldu, bunları dile getirmeden geçemedim.

Ama gelgelim Ak Partinin bir önceki dönemlerindeki yanlışlıklarına:

Birincisi, başörtüsü konusunda gereken kararlığı gösteremedi.

İkincisi, milletin beklentileri yönünde attığı adımlarda mahalle baskısıyla karşılaşınca geri adımlar attı, taviz verme kültürünü oluşturdu.

Üçüncüsü, sorunları iyi okuyamadı. Örneğin Kürt meselesi konusunda sorunun birebir resmi ideolojiden kaynaklandığını görmedi ya da görmek istemedi.

Dördüncüsü, iktidarında sigarayla uğraşırken barların, -kötülüklerin anası olan- içki mekânlarının ülkenin dört bir yanında açılmasının önüne geçemedi. Mesela Mardin’de adım başı bar ve benzeri mekânlar açıldı.

Bilmem daha ne sayayım; İslami kimlikleriyle ön plan çıkanlara yapılan operasyonları mı, ahlaksızlık furyasının önüne geçilmemesini mi, SODES’in ahlaksızlığın yaygınlaştırılmasında kullanılmasına seyirci kalınmasını mı, derin dayı ve yeğenler bölge halkına zulmederken güvenlik birimlerinin seyretmesini mi daha hangisini sayayım

Beşincisi, Sayın Erdoğan Diyarbakır İstasyon meydanında dinsiz Apê Musa’nın acısını yaşadığını belirtirken, İslami kimliklerinden dolayı PKK’nın Leninist düşüncesiyle TC’nin Kemalist zihniyeti arasında sıkışıp binlerce zulme maruz kalan bölge halkının acısını görmedi, göremedi ya da görmek istemedi ve dile getir(e)medi.

Altıncısı, Kürt meselesini PKK’ya endeksleyerek bir derece çözümün yolunu kendisi tıkadı. Hâlbuki PKK Kürdistan’ın bir gerçeği olmakla birlikte bu coğrafyanın gerçeklerinden olan PKK’ ye muhalif olan onlarca solcu grup ve İslamcı oluşum vardı; bunlar görülmedi.

Yedincisi, nasıl ki TRT Şeş’in açılmasında ve Kürdoloji bölümlerinin kurulmasında birilerinin muhataplığı gerek görülmediği gibi aynı şekilde ardı sıra gelecek adımlar için de birilerinin muhataplığına gerek yoktu muhatap aramak yanlıştı.

Yine yoktur. Mesela ilk etapta yeni anayasayla resmi ideoloji faşist, milliyetçi söylemlerden arındırılmalı; İslam kimliği ön plana çıkarılmazsa da insan olma unsuru ön plana çıkartılmalıdır. İlköğretim ve orta öğretimlerde Kürt Dili ve Edebiyatı dersi -en az- seçmeli hale getirilmelidir. Kürtçe eğitim veren okulların açılabilmesi için düzenlemeler yapılmalı vb gibi adımlar sürebilir.

Sekizincisi, İsrail’e karşı yeterli ve gerekli tavır ortaya konulmadı. İsrailin Mavi Marmara katliamına rağmen İsrail ile ilişkiler tamamen koparılmadı, anlaşmalar iptal edilmedi. Yeni dönemde Siyonizm’e karşı kararlı ve tutarlı bir tutum sergilenmeli varsa tüm anlaşmalar iptal edilmelidir.

Bunlar ve benzeri gibi hususlarla ilgili talep ve öneriler daha önce de eğitim, hukuk gibi alanlarda İslami ve insani haklar ve talepler olarak birkaç yazıda uzunca ele almıştık. Arzu edilirse örneğin “Hukuk Açısından İslami ve İnsani Talepler” “Türkiye ve Kürdistan’ında İnsani ve İslami Haklar” ve “Eğitim Konusunda İslami ve İnsani Talepler” yazılarına bakılabilir.

Hâsılı usta ustalığında bunları ve onlarca meseleyi göz önünde bulundurarak muhasebesini iyi yapmalıdır. Milletin dinini, dilini, kültürünü; geçmişini ve geleceğini göz önünde bulundurarak adımlarını iyi ve dikkatli atmalıdır. Selametle kalınız.

(Hürseda Haber)