Kavurucu sıcaklığa kapı aralayan Haziran’ı uğurladık. Temmuz’a merhaba dedik. Ne ilginçtir ki ağırlıklı olarak beşeri derslerin öğretildiği eğitim ve öğretim yazın sıcaklığından olsa gerektir ki yaz mevsimi başlar başlamaz eğitim ve öğretim bitiriliyor.
Doğrusu, eğitim ve öğretim devam etse de öğrencilerin ve öğretmenlerin dersleri öğrenmeye ve öğretmeye ne kadar iştiyaklı olacakları Mayıs’ın sonlarından dersleri bırakmalarından bellidir. Lakin Kur’an-i Kerim eğitimi baştan savılan üvey evlat misali yılın en kavurucu aylarına savrulmuş.
Bu da yetmemiş; desiseler, engeller ve sınırlamalarla kuşatılmış.
Tüm bunlara rağmen her yaz mevsimi geldiğinde adeta Kur’an mevsimi gelircesine şevk, aşk ve heyecan ibreleri tavana vuruyor.
İmamlar ve cami cemaatleri bir yandan; öğrenciler, veliler ve sivil toplum kuruluşları bir yandan bu mevsimin güzelliğine katkı sunuyorlar ve bu mevsimden katkılanıyorlar.
Evet, bu mevsim gelince camilerdeki hareketlilik, çocuklardaki neşe, imamlardaki yoğunluk hemen göze çarpıyor. İhtiyarların gözlerindeki parıltı ise bu mevsime ne kadar sevindiklerinin en büyük işaretidir.
Dönüp baktığımızda gerek Diyanet’in ve personellerinin gerekse sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki hizmetleri yeterli değilse de umut verici gelişmelerdir.
Kur’an eğitimi için şu yapılanlar bile ne kadar güzeldir. Önce Diyanete bakalım:
Diyanet 500 adet Braille Kur’an-ı Kerim bastırıp ve çeşitli camilere dağıttıktan sonra şimdi de ücretsiz olarak görme özürlü vatandaşlara dağıtmak üzere Braille Elifba’lar hazırlayıp baskıya verdi. Bu şekilde görme engelli vatandaşlar da normal vatandaşlar gibi Kur’an-ı Kerim’i kendi kendilerine Elifba’lardan öğrenebilecek.
Viranşehir Cami-Der geçen sene 4300 adet Elifba ücretsiz dağıttığı gibi bu sene de 2000 adet Elifba dağıttı üstüne isteyen vatandaşlara Kur’an-i Kerim temininde bulunacaklarını belirttiler.
Mustazaf Der Diyarbakır şubesi de Kur’an Alfabesi Kampanyası kapsamında camilere ve Kur’an Kurslarına 8 Bin adet Elifba’yı ücretsiz dağıttı.
Aynı şekilde bireysel ve kurumsal bazda Kur’an mevsimine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen -bildiğimiz veya bilmediğimiz- yüzlerce hizmet var.
Hele çocukların ve velilerin camilere ve Kur’an kurslarına olan teveccüh ve ilgisini artırmak için afişler asan, etkinlikler düzenleyen; cami cemaatiyle ev ev, esnaf esnaf gezen gerekirse bu Kur’an hizmetini bir adım daha ileri götürmek ve kurumsallaştırmak için dernek ve vakıflar kuran İmam Hatiplerimizin, Müezzinlerimizin çaba ve gayretleri takdire şayandır.
Dedik ya bunlar artık yeterli gelmiyor, ruhumuzun açlığını doyurmuyor. Bir an önce Kur’an mevsimini yaz mevsimiyle sınırlayan engeller kaldırılmalıdır. Camiler yetersiz gelirse camilerle sınırlı kalmamalıdır. Kur’an mevsimini bir iki aya hapseden belli bir yaşla sınırlayan handikapların, duvarların kalkması/kaldırılması için ciddi bir gayret gösterilmelidir. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Görmez’in Kur’an eğitimini sınırlayan engellerin kalkmasını istemesi başlı başına büyük bir gelişmedir. Belli bir yaşa kadar Kur’an eğitimi zaten serbesttir, küçük –sayılan- çocuklara da Kur’an eğitimi kesinlikle verilmelidir. Küçüğün yetkisi velisinin elindedir. Veli çocuğunun Kur’an eğitimini görmesini istiyorsa bir dilekçeyle bir camiye veya bir Kur’an Kursuna başvurması yeterlidir. Anayasanın 24. maddesinde Din ve vicdan hürriyeti kapsamında “…din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır…” Cümleleri de bunun açık ve net dayanağıdır.
Öyleyse bu yaz aylarından başlamak üzere tüm ayların Kur’an mevsiminin havasını teneffüs etmesi için bir seferberlik başlatmalıyız. Şimdiden bu işe soyunanlara ne mutlu!
Ne mutlu!
Rab Teâlâ’ya karşı olan sorumluluklarının bilincinde olan İmam Hatiplere, Müezzinlere, cami cemaatlerine, Kur’an mevsimine ruh ve can katanlara, Kur’an hizmeti için aşkla şevkle koşturanlara!
Ne mutlu, çocuklara camileri ve Kur’an-i Kerimi sevdirenlere, hilmle incelikle terbiye edenlere, küçüklerin hatasını sevgiyle büyüklerin hatalarını saygı ve hikmetle onaranlara!
Ne mutlu, Kur’an mevsiminde Kur’an hizmeti için infak ettikçe infak edenlere, nasıl gerekiyorsa o şekilde Kur’an’a sahip çıkanlara!
Ne mutlu, camileri mekân edinenlere, çocuklarını beraberinde camilere götürenlere, çocuklarını camilere yönlendirenlere, Allah’ın camilerine sahip çıkanlara!
Ve ne mutlu, doksanlı yıllarda camilerde Kur’an eğitimi verdiklerinden hapis cezası yiyen yiğitlere, hala bu suçtan(!!!) dolayı cezaevlerinde ömür tüketen zindan bahadırlarına!
“En hayırlılardan” olmamız temennisiyle sizi Kur’an mevsiminde Kur’an sevdasıyla, Kur’an hizmetiyle baş başa bırakırken tekrardan “Hoş Geldin Ey Kur’an Mevsimi” diyorum.
(Hürseda Haber)