Hizbullah cemaatinin 17 Ocak günü yayınladığı manifesto bazı kesimlerin ve kişilerin rahatını epeyce bozmuşa benziyor...
 
Bozulan sadece rahatları değildi elbette, ağızlarına sakız edip her fırsatta çiğneme yüzsüzlüğünde bulundukları ezberleri de bozuldu... 
 
Bozuk düşünce yapıları bozulanlar, hiç bozuntuya vermeseler de, manifesto ile yüzlerine vurulan sert tokadın izlerini hala taşıyorlar...
 
Kafa konforları alt üst olanlar, Hizbullah'a karşı ağır taramalı saldırıya geçtiler...
 
İdeolojik kaleleri yıkılanlar, dezenformasyona başvurdular...
 
Siyasal hesapları bozulanlar, kanalizasyon borusu gibi ağızlarını açtılar...
 
Kirli çamaşırları deşifre edilenler ve ipliği pazara çıkarılanlar, hakaret-nameler yayınladılar...
 
Komplo teorisyenleri, toplum mühendisleri, medya illüzyonistleri, siyaset teröristleri, Sekülarist ve Sosyalist analistler ve Ulusalcı sahtekârlar Hizbullah'a karşı şer ittifakı oluşturdular...   
 
Manifesto'yu karalama ve karartma operasyonlarında ağız birliği ettiler...
 
Hizbullah'a yönelik oluşturulan derin koalisyon'un ve kolektivizasyon'un  başını çektiler...
 
Oluşturdukları ideolojik korelasyon'un! lanetli olduğunu ve kendilerinin derin güçlerin borazanlığını yaptıklarını fark edemediler!..
 
Kanlı bıçaklı olanlar, birbirlerine ağızlarına geleni söyleyenler söz konusu Hizbullah Cemaat'i olunca her ne hikmetse! karşıtlıkları! kardeşliğe dönüştü, dönüşüyor...
 
Manifestonun kapsamlı ve kuşatıcı etki gücünü görünce şaşkına dönenler, lanetli rollerini oynamakta ısrar ettiler...
 
Manifesto'yu bulanıklaştırma ihalesinin gönüllü taşeronluğuna soyundular...
 
Kendilerinden beklenen gerçeklerle yüzleşmek iken, onlar gerçekler karşısında yüzsüzleştiler...
 
Manifesto ile yüzleşme cesaretinden yoksun bir kişiliksizliğin portresiyle arzı endam ettiler...
 
Kaygan kimlikleri, kaypak kişilikleri, kırılgan duruşları ve kirli zihniyetleri onları manifesto'ya karşı sabıkalı bir bakışa zorladı...
 
Kimi manifesto'dan fışkıran Hakikat'lerin bir sonucu olan afallamanın getirdiği sabıkalı ruh haliyle meseleye şaşı baktılar...
 
Kimi ise manifesto'nun cazibesine kapılan tabanlarını korumak ve üzerine oturdukları ideolojik zeminin altlarından kaymasını engellemek için, boş bir çaba ve beyhude bir uğraşla Manifesto karşısında körleşmeyi tercih ettiler...
 
Kürdistan Post'una bürünen bir ulusalcı aynı zamanda fanatik Apocu yüreğindeki bütün kini, öfke ve hakaret şeklinde ağzından taşırmıştı...
 
''Manifesto'' kimileri için ''mazifesto'' oldu...
 
Manifesto'yu mazifesto ile etkisizleştirmeye çalışanlar, kendilerinin geçmiş manifes(a)to manyağı duruşlarını hatırlamaları yeterli olacaktır sanırım...
 
Fettullahçı, Apocu, Ulusalcı ve Türk/Kürt İslamcı tüm çevreler manifesto karşısında aynı koroda yer alıyorlarsa eğer, bize düşen bu derin ittifak'ın adını net bir şekilde koymak değil mi sizce?..
 
Açık söylüyorum; bu sade bir manifesto olsaydı malum fesad çevrelerini bu kadar telaşlandırmazdı...
 
Şu an ki kadar müthiş bir panik ve endişe tüneline sürüklenmezlerdi...
 
Hizbullah'ın yayınladığı manifesto'nun gerçek adı ''İ-MANİ-FESTO''dur...
 
Kaynağı Vahiy, menba-ı Kur'an, pratiği Peygamber, çizgisi İslam ve yolu Selefi Salih'in olan Nur'lu İ-MANİ-FESTO, İstikbar ve İstikfar'ın uykusunu kaçırdı...
 
Tek merkezden yönlendirilmişçesine Hizbullah karşıtı sabıkalı safta buluşarak aynı söylemler üzerinden yeni bir saldırı kampanyası başlatarak Hizbullah'ın yeni dönem açılımını sekteye uğratmaya çalıştılar...
 
Ancak ellerine yüzlerine bulaştırdılar... 
 
Çırpındıkça daha fazla battılar...
 
Çarpıtma ve saptırmaya başvuranlar kirli maskeleri bir bir düştükçe daha fazla çılgınlaştılar...
 
Nasname sağ gösterip çaktırmadan! sol vurmayı meslek edinmiş olmanın getirdiği çok yüzlü kimliğiyle, çelişkiler yumağı olduğu realitesini bilinçli bir şekilde görmezlikten geliyor...
 
Özgür Gündem'in başyazarı Veysi Sarısözen ise yine bildik palavracılığını ve TKP'den PKK'ye transfer olmasının yegâne sebebi olan provokatif duruşunu kesintisiz sürdürmenin tadını çıkarıyor...
 
Pirézer pardon Parézer kimliğiyle piyasada boy gösteren başka biri ise, Manifesto'nun içeriğini tartışıyor görüntüsü vererek, Manifesto dışı lafazanlıklarla mevzuyu sulandırarak kendini ön plana çıkarmanın keyfini çatıyor...
 
''Amacımız tartışmaya katkı sunmaktır'' söyleminin gerçek formatının ise ''Amacımız Manifesto'ya darbe vurmaktır'' olduğundan şüpheniz olmasın...
 
İyi niyetle ve safi bir kalple bu işi gündemleştirdikleri ise kocaman bir yalandan başka bir şey değildir...
 
Art niyetli olmayan bir kimse Manifesto'nun içeriğini tartışır ve eksik gördüğü yerleri yapıcı bir üslupla muhataplarına arz eder...
 
Ancak bu şahısların yaptıkları ise kuru kalabalık yaparak Müslüman Kürtler'in kendi geçmişlerine küfretmelerini sağlamaktır...
 
Herkesi kendileri gibi sanıyorlar...
 
Geçmişlerine küfredenler bugün Müslüman Kürtler'in de kendi geçmişine küfretmesini istiyorlar...
 
Kendilerinde olan iğrençliği Müslüman Kürtler'e bulaştırmanın hayreti içindeler...
 
Bunlar Müslüman Kürtler'in kendilerini takdim ettiği isme bile savaş açmaktan ve onunla hesaplaşmaktan geri durmuyorlar...
 
Müslüman Kürtler'in geçmişte yaşadığı acıları görmeyenler, ifsad güçlerine karşı girişilen var olma mücadelesinin lanetlenmesini isteyerek ne kadar iyi niyetli! olduklarını ispatladılar...
 
Açık söylemek gerekirse Müslüman Kürtler'e çektirdikleri eziyetlerden ve arkadan hançerleme ihanetinden pişman olmayan kişiler ve kurumlar, kendilerinin yapması gereken bir işi hangi yüzle Müslüman Kürtler'den bekliyorlar?..
 
Daha yeni boy vermişken aynı anda birden fazla gücün imha operasyonlarına maruz kalan Müslüman Kürtler'den kendileri özür dilemedikleri müddetçe, alınlarına vurulan ihanet damgasıyla yaşayacaklarını sakın unutmasınlar...
 
Müslüman Kürtler'in Allah'a veremeyecekleri hesapları da yoktur Allah'ın izniyle...
 
Yezid'in safında Hüseyin'i alkışlayan bol kuyruk acılı sahtekârlar bu gerçeği gör(e)mese de hakikat bu...
 
Mustazaf Kürtler ''zelal'', işbirlikçi Kürtler ''zelil''dir...

(Hürseda Haber)