Bir güne sığan iki acı haberin şiddetiyle sarsıldık...
Aynı gün içerisinde medyaya düşen iki acı haber...
Hiç! Bir gün içerisinde iki defa kahrolmamıştım bugüne kadar...
İki gözü iki çeşme olmayan yoktur sanırım!..
Dünün mazlumlarının, bugünün zalimlerine dönüştüğü bir zaman diliminde beddua'larımıza sığındık yine...
Rümeysa Ülsen bacımızın ve Rana Baran anamızın mazlumiyeti tüm gündemleri yıktı geçti...
Rümeysa bacım 18 yıldır Zindanı mesken edinen babasının yokluğuna yanıyor, Rana anacığım 18 yıldır zindana tıkılan çocuğunun hasretiyle kavruluyor...
Dünyaya gözünü babasız açan Rümeysa'nın çığlığı ve gençliğinin baharında kendisinden koparılan oğlunun özlemiyle yanan Rana Teyze'nin feryadı sözün bittiği noktaya işaret ediyor...
Rümeysa'yı 18 yıldır 36 Bayram boyunca yetimliğin kıskacında annesiyle yapa yalnızlaştıran egemen sistem, oluşturduğu mağduriyetin enkazı altında kalacağından şüphe etmesin...
Rana Ana'nın kanserli son günlerinde oğluyla görüşmesine imkan tanımayan Neo-Statüko ve onun baş yetkilileri Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan, Rana Ana'nın ''Ahiret'te her iki elim yakalarında olacak'' tehdidinin gerçekleşeceğinden emin olsunlar...
Yaptıkları zulmü umursamıyorlar...
Katmerleştirdikleri acıların hesabını Allah'ın huzurunda vereceklerini biliyorlar, ancak ''Siyasal amel!''lerinin kendilerini kurtaracağını zannediyorlar...
Politik hayırlar!, Popülist sadakalar!, Pragmatist sevaplar!, Oportünist iyilikler!, Paternalist ikramlar!, ve Partist lütuflar kendilerini ''Nar''dan azade kılacak ''Nur''lar olarak görülüyor...
Adalet sloganlarıyla halkı aldatanların foyası ve boyası dökülüyor...
Rümeysa Ülsen'in dramı ''İktidar Manyağı'' olanların kirli çehrelerini açığa çıkarmaya yetti...
Rana Baran'ın trajedisi ''Güç Budalası''na dönüşen Mukaddesatçı-Devletçi-Sağcı cephenin iğrenç ideolojik yüzünü deşifre etti...
Adaleti Katleden Parti kendini ''Kevser Suyu'' ile yıkasa dahi lanetlenmekten bünyesini koruyamayacaktır...
Adalet'i atalete uğratanlar ve Adaleti tatil edenler, İlahi Adalet'in Asaleti karşısında kahrolacaklar...
Bu memlekette hala Müslümanlar baskı altında tutuluyor...
Görece iyileşmelerden en az faydalananlar yine Müslüman toplum...
''Kendine Adaletçi'' ve ''Kendine Müslüman'' Muhafazakâr Kemalist sistem, Mustaz'afların gözyaşlarına rağmen ''Adil Müslümanlık''tan bahsediyorsa kendini aldatıyor...
Adalet kavramını ağzına sakız edenler Adaleti katledenler olarak ''Tarih''e adlarını yazdıracaklarını unutmasınlar...
''Kanlı Tarih''lerini, ''Şanlı tarih'' diye yutturamayacaklar...
''Kıst Medeniyeti''ni oluşturma adına yola çıkanlar, ''Kast Edeniyet''ine doğru yol alıyorlar bugün...
''Kıst Kıstas''ını tutturamayanlar, ''Kast Kıstas''ını kaçırıyorlarsa, bize düşen bu gidişata karşı direnmek...
Özü ve Fıtrat'ı muhafaza manasında kullanılan ''Muhafazakâr'' kimlikleriyle siyaset sahnesine atılanların geldikleri son nokta ''Kâr'ı Muhafaza'' etmek...
Politik çıkar ve kâr'ı mutlaklaştıranların ''Bizi Allah ile aldatma''larına itiraz etmeliyiz...
Küresel hegemonal güçlerin makro politikalarına angaje olan Muhafazakâr Kemalist İktidarın, benzer politikaları içeride yürüttüğünü ve Global sömürü düzeni ile stratejik angajmana vardığını yüksek sesle haykırmak ve dillendirmek durumundayız...
Pembe tablolar çizmesine, göz boyama taktiklerine, tezviratçı duruşuna, ihtikârcı ve istihlakçı siyasasına ve (Kavmi, sınıfsal ve siyasal) tek tipleştirme dayatmasına kanmayacağız, boyun eğmeyeceğiz...
Farklı ideolojik görüşlerden ve suçlardan insanların salıverilmesine imkân tanıyan Abdullah Gül'ün, Müslüman kimlikli ve diğerlerinden daha ağır durumda olan Fikret Bayram'ı görmezden gelmesinin ''Zulüm'' olduğunu sağırlara ulaştıracağız...
Bu ''Şedit Zalimliğin'' Keké Musanın, Ahmet'in, Seyyid Ali'nin ve Cahit'in ölümüne yol açtığını hatırlatacağız...
Rümeysa'nın ''Ne o baba, yoksa ağlıyor musun?'' sözleri babası Veysi Ülsen'i yatıştırmaya yetecek mi bilmiyorum, ama Rana Baran Anne’nin hasret gözyaşları eşliğinde gelen vefatı İdris Baran'ı hiç de yatıştıramayacak gibi görünüyor...
Rümeysa Ülsen ve Rana Baran'ın gözlerinin, ''Suskunluk dini''nin müştehi müşterileri olan kör gözlere söyleyecek çok şeyi var...
Allah'tan (c.c) Rana anamıza rahmet dilerken, Rümeysa bacımıza, pek kıymetli babasına, İhsan Baran'a ve yakınlarına Sabr-ı Cemil ihsan etmesini diliyorum...
''قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ''...
''Ben hüznümü ve kederimi yalnız Allah'a şikâyet ediyorum ve ben Allah hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum.''(Yusuf; 86)
(Hürseda Haber)