Allah’ın adıyla.Rabbimize hamd olsun ki, 18 Asya ülkesinden 120 aktivistin bulunduğu ‘Asya’dan Filistin’e Dayanışma Konvoyu’ Gazze’ye vardı. Allah’ın yardımıyla ümmetin yiğitleri şu an Gazze’deler.
Terör devleti israil’in Mavi Marmara gemisinde dokuz Müslümanı şehid etmesine rağmen Selam Gemisi Gazze yoluna düşerek israile derin manalar içeren büyük bir mesaj vermiştir.
Evet, bu mesaj şunları içermektedir:
Ey terör devleti İsrail, gelişmiş silah teknolojin hiç umurumuzda değildir. Senin ambargoların bizi bağlamaz, katliamların bizi sınırlamaz. Korsanlığın, zallâmın dillere destan olsa da; eline düştüğümüzde hayat zindan olsa da yine de gelişmiş silahlarla donattığın komandolarını sopalarla alt edecek yiğitlerimiz hâlâ var. Öyle yiğitler ki şahadet olan ölüm kendilerine yardır. Zalimden korkmak ve ölümden kaçmak onlara ardır.
Ey necis israil!
Saklamana gerek yok, biz ne kadar ödlek ve korkak olduğunuzu atalarınızdan iyi biliyoruz. Silahların ardına saklanışınızı, ahmak ve hunhar oluşunuzu bilmeyen mi var. Zulmetmedeki ustalığınızı(!), masum insanları öldürmekteki maharetinizi(!), hakkı gizlemedeki hinliğinizi iyi biliyoruz. Ta on dört asır öncesinden ihanetinizle cihana nam saldığınız gibi, bugün de başta kendinize sonra da insanlığa karşı büyük bir ihanet içindesiniz. Öyle ki kendi kuyunuzu kazdığınızın, ateşinizi körüklediğinizin farkında bile değilsiniz.
Ey siyonizmin karanlığına gömüldüğünden insanlıktan mahrum kalanlar!
Bilin ki; her gönderdiğimiz insani yardım konvoyunu korsanlığınızla yolundan alıkoysanız da biz yine de Gazze’ye uyguladığınız ambargoyu ve ihata duvarını delmek için bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, korkmadan ve çekinmeden çıktığımız bu yolda ilerleyeceğiz.
Bir delik de başörtülülere uygulanan ambargoda…
Teknoloji, bilgi ve atılım çağı olan 21. yüzyıl Türkiye’sinde hâlâ yasaklar, tahditler ve tabular konuşuluyor.
Üzülerek belirteyim ki yıllar yılı İnsan hak ve hürriyetleri kör vicdanların derinliğine hapsedilmiş.
Demokrasi, İnanç ve düşünce hürriyeti teoride var, ya pratikte?
Yaşamak istediğin din İslam olmasın, takmak istediğin başörtüsü olmasın inanç hürriyeti pratikte de var.
Düşünce hürriyeti pratikte de var; tabi ki gericiliği –şeriatı- konuşmamak ve resmi ideolojiyi doğrularından(!) ve doğru uygulamalarından(!) dolayı sorgulamamak şartıyla.
Ama bir Müslüman’ın dini gereği örtünmesi yasak olduğu gibi, Müslüman dini olan şeriatı da konuşamaz. Nedenmiş demeyin kardeşim. Yasak işte!
Bu konuyla ilgili devletin sahipleri(!) “Yanlış anlamayın biz sizi düşünüyoruz, siz cahilliğinizden ve geri kalmışlığınızdan iyi düşünemiyor ve uygun karar veremiyorsunuz. Onun için biz her şeyi yerinize düşündük ve her şeye yerinize karar verdik. Bu münasebetle inanç hürriyeti olsa da, ebeveynin çocuğunu kendisine göre yetiştirme ve eğitme hakkı olsa da ne siz başörtüsüyle kamusal alana girebilirsiniz ve okul okuyabilirsiniz, ne de çocuklarınızı başörtüsüyle okula gönderebilirsiniz .” Diyorlardı bir asra yakın.
Ama hamd olsun, İnsani ve İslami hak ve hürriyetler, birazcık olsun kör vicdanların derinliklerinden kurtuldular. Tabularda, yasaklarda, ambargolarda gedikler açılmaya devam ediyor. Bu hafta başında yapılan açıklamayla YGS kılavuzlarında başı açıklık dayatmasının kaldırıldığı haber verildi. Bu şekilde sınava girmek isteyen bacılarımız daha rahat bir şekilde ve inançlarından taviz vermeden başörtüleriyle sınava başvurabilecekler ve sınava o şekilde de girebilecekler.
Tabi ki bu yeterli değil; kamusal alanda, ilköğretim, orta öğretimde ve bazı üniversitelerde başörtü yasağı insan hak ve hürriyetleri çerçevesinde hâlâ büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Tüm bunlara rağmen ambargoların delinmesi Rabbimizin büyük in’amıdır,
Madem bu ihsan Türkiye’den ta Gazze’ye yer etmiş, O’na layık olmak ve insanlığı tamamen despotların ambargolarından, yasak ve tahditllerinden azad etmek için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Herkes üzerine düşenle iştigal ettiğinde iştialdeki yarasalar görmek istemese de gün doğacaktır.
Doğruhaber Gazetesi)