Ak Parti hükümeti kuşkusuz ülkede birçok ilke imza attı. Bunlardan bir kısmı faydalı ve iyi şeylerken, diğer bir kısmı bunun aksine zararlı ve kötü şeylerdi. Yaptıklarından kötü olarak nitelendirilenler toplumsal boyutlu olduklarından telafisi mümkün olmayan büyük zararlara ve ağır kayıplara yol açtı.

Ak Parti hükümetiyle birlikte kendini iktidarda gören Paralel Yapı (Fetullah Gülen grubu) adalet, insaf, vicdan ve kanun dinlemeden birçok kötülükler yaptı. Özellikle Kürdistan’da yaşayan Müslüman halka yıllarca zulmetti. Yalan, dolan, komplo ve şantajlarla hiçbir suçları olmadığı halde birçok Müslümanı zindanlara doldurdu. Ülkenin her tarafında yapılan etkinliklere suç unsuru damgası vurup cehaleti ellerinin tersiyle itip İslam’a hizmeti hedef edinen birçok Müslüman gencin hayatını kararttı.

Emniyet ve adliyeye hükmeden paralel yapıcılar yeraltı örgütü gibi çalışıp Müslümanların sıradan ve en tabii faaliyetlerini bile sabote etti. Oyun ve komplolarla Müslümanlara acımasızca darbeler vurdular. Bütün bu zulümleri büyük bir küstahlıkla işlerken Allah Teala’nın ve ahiret gününün hesabını yapmadılar.

Paralel yapının yaptığı zulümlerden en barizi Elazığ İhya Der mensuplarına yapılan zulümdü. Müslüman gençlerin Filistin Müslümanlarını destekleyen etkinliklerinden ve Hz. Hüseyin Efendimizin şehadetini yâd etmelerinden büyük rahatsızlık duyacaklar ki, bu etkinlikleri evirip çevirip terörist eylemler kategorisine yerleştirdiler. İhya Der gençlerinin yoksul ve fakirlere yardımlarını büyük cürümlerden saydılar. Ne yapıp edip bütün bunları suç unsuruna dönüştüremediklerinden, baskından önce dernek binasına CD’ler atıp, ardından baskında yakalayıp kirli hedefleri için delile dönüştürdüler. Yalan dolanla tam 15 Müslümanı işlemedikleri suçlardan dolayı 7. 5 ile 15 yıl arasında hapse mahkûm ettiler. İnsaftan yoksun, Müslümanlara kin ve nefret besleyen paralel yapının unsurları, ihtiyaç sahiplerine yardımdan başka amacı bulunmayan ve ayağı protez olan Müslüman bir kadını dernek üyesi olduğu için hapse mahkum ettiler.

Tuzak ve komplolar sadece Elazığ’a has değildi. Aynı komploları Adıyaman, Diyarbakır, Adana, Konya ve İstanbul için de yaptılar.

Bir yıl öncesine kadar paralel yapının zulmü hükümet yetkililerine aktarıldığı halde bıyık altından gülüp geçiştirmeyi tercih ettiler. Polisin zulümleri dile getirilince “Türk polisi böyle şeyler yapmaz” deyip kestirip attılar. Ancak paralel yapı hükümeti devirmeye kalkıştığında yıllardır dile getirilen komplo ve tuzakların doğru olduğunu anlamaya başladılar.

Oysa paralel Yapının büyüyüp güçlenmesinin sebebi hükümettir. Ülkeyi ellerine terk edip istediklerini yapabilme gücüyle donattı. Devletin imkânlarından istifade ederek büyüyüp güçlenen bu yapı, devleti ele geçirebileceğine inandığında hükümeti devirmeye kalkıştı. Bıçak kemiğe dayanmadan, hükümeti yıkma girişimi ile yüz yüze gelmeden yıllarca Müslümanlara zulmeden paralelcilere karşı en küçük bir girişimde bulunulmadı.

Paralelcilerin hıyanetini anlayan hükümet, bunun akabinde KCK, Ergenekon, Balyoz vb. tutuklularını ve hatta hükümlülerini serbest bırakıp söz konusu yapılanmalara yeniden yargılama yolunu açtı. Hizbullah olduğunda böyle bir hakkı vermekten kaçındı. Paralelcilerin zulmüne maruz kalmış ve sebepsiz şekilde yıllardır zindanlarda bulunan gençler yeniden yargılanmayı beklerken hükümetten en küçük adım atılmadı.

Hükümetin Müslüman halka bela ettiği diğer paralel yapı PKK ve uzantılarıdır. Daha önce paralel yapıya tanınan toleransın daha fazlası PKK ve uzantılarına tanındı. Kürdistan’da askerleri kışlalara, polisi de karakollara çeken devlet, çözüm süreci adı altında bölgeyi PKK’nin inisiyatifine terk etti. Kendisini engelleyen güç bulunmayınca iki yıla yakındır bölgede istediği yapan PKK, yoğun bir şekilde örgütlenmekte ve silahlanmaktadır. Eskiden dağlarda bulunan kamplarının çoğu hükümetin önlerine sunduğu imkanlar neticesinde şehir merkezlerine taşındı. Dağda kalan PKK’liler şehirlere yerleştiler. Belediyelerin bir kısmı ellerinde bulunduğundan, bunların bütün imkanlarından istifade ederek bölgeyi kurtarılmış alan haline getirmeye çalışıyorlar. Nitekim 6–7 Ekim kalkışması PKK’nin ayaklanma denemesiydi. Bununla yakıp yıkmalara ve cinayetlere karşı devletin nabzını ölçmeye çalıştılar. Devletin ortamı terk etmesi üzerine PKK’li çetelerin önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkmaları, sokaklarda insan avına çıkmaları ve sergiledikleri vahşet görüntüleri Kürdistan’daki yeni paralel yapının geldiği noktayı haber vermektedir.

Nihayet Fethullah Gülen grubuyla ilgili yanıldıklarını itiraf eden hükümet yetkilileri, gün gelecek Kürdistan’ı inisiyatifine terk ettikleri PKK için de benzer şeyler söyleyecekler. Ancak bu sefer çok daha geç kaldılar. Zira gün geçtikçe daha fazla zulmeden PKK çetelerinin, zamanla telafisi mümkün olmayan daha büyük tahribatlara yol açacakları gün gibi aşikârdır. (Hürseda Haber)


(Elazığ İHYA DER dosyasından dolayı Yurtlarını terketmek zorunda kalan muhacirler; sağdan sola; M. Fatih Demirtaş, Yusuf Zaman, Nimetullah Ölmezoğlu, Selahattin Çelik, İsmail Sağlam, Ali Aslan Işık)


(Elazığ İHYA DER dosyası mağduru 70 yaşındaki Molla Zeki Açıkgöz de Yurdunu terk etmek zorunda kalan muhacirlerden)


(Elazığ İHYA DER dosyası mağduru bedensel özürlü Leyla (Ülgen) Öztürk de ülkesini terk etmek zorunda kalanlardan biri..)


(Elazığ İHYA DER dosyasından Elazığ E Tipi Cezaevinde halen tutuklu bulunan mapuslar; Mahmut Şahin (sağdan ikinci ayakta), Necati Karataş (sağdan dördüncü ayakta), Mehmet Susatan (sağdan beşinci ayakta), Harun Ayaş (sağdan altıncı ayakta), Yavuz Öner (sağdan üçüncü oturan)