Allah sabır versin Hasan’ım… İmtihanın büyük, imtihanın acı, imtihanın sadece Allah erlerinin tahammül edebileceği büyük bir sabrı getiriyor. Buna ancak sen katlanabilirsin Hasan’ım. Senin yüreğin katlanabilir buna. Senin iraden katlanabilir…
Sen hep acılarla yaşadın. Bir kerecik olsun dünya gülmedi yüzüne. Bir kerecik olsun rahmetli eşinle birlikte çocuklarının ellerinden tutup kırlara çıkmadın. Ne kırları, zalimlerin ve zorbaların baskı ve dayatmalarından dolayı eşinin ve çocuklarının yüzünü bile göremedin. Oysa sen de bir insansın, herkes gibi…
Yıllarca önce, yüzlerce, hatta binlerce Müslümandan biri olarak yakalanıp işkencelerden geçirilirken bedel ödüyordun Hasan’ım. İnandığın dinin, başını koyduğun yüce davanın bedelini. Zalimlerin ve müstekbirlerin düzen ve anlayışlarına isyanın ve Hakka kulluğun bedelini ödüyordun. Zalimlerin önünde iki büklüm olsaydın, hıyanete ve düzenbazlığa soyunsaydın, İslami şahsiyetini basit şeyler karşılığında satsaydın elbette çokları gibi farklı yerlerde olacaktın. Belki de kimi makamlarla ödüllendirilecektin. Eşini en güzel hastanelerde tedavi ettirecektin. Güzel evin ve yüksek model araban olacaktı…
Üzülme Hasan’ım, kederlenme… Dünya onların olsun… Kalın duvarlarla çevrili, rutubetli, kimi görevlilerinin alnından işkence terleri dökülen zindan onların köşklerinden, arabalarından, zevk ve sefa içerisinde geçirdikleri dünyalarından daha iyidir.
İslami davanın eri ve sahibi olduğun için oradasın. Sokaklara bırakılmış, hırsızlık ve uyuşturucunun ardına takılacak çocukları bozgunculuğun çemberinden kurtarıp Kur’an’ın talebeleri haline getirme ve İslami şahsiyet kazandırma çabalarından dolayı oradasın. İstikbar güçlerine ve onların uzantıları olan paralel bozgunculara boyun eğmediğin, her şart ve ortamda hakkı haykırdığın için oradasın.
Bu arada büyük acılar yaşamışsın. Uzunca zamandır devam eden hastalığında zalimlerin keyifleri öyle istediği için eşini bir kez dahi görememişsin. Sana en fazla ihtiyaç duyduğu sıkıntılı ve zor anlarında ziyaretinde bulunup sabretmesini ve Allah Teala’ya tevekkül etmesini söylemene dahi müsaade etmemişler. İmtihan üstüne imtihan yaşamışsın. Bacımız da büyük sıkıntılar yaşamış.
O da senin gibi büyük bedeller ödedi Hasan’ım. Çaba ve gayretlerinde her zaman yanında oldu. Sen yokken çocuklarına hem annelik hem de babalık yaptı. Sen yokken yoksunlukların ve ağır hastalıkların sıkıntısı altında zor günler geçirdi. İslami dava kadını olarak senin gibi dik durdu. Olumsuz şartlara isyan etmedi. Sıkıntı ve zorluklarla karşılaştığında ümitsizliğe kapılmadı. Sabretti ve o haleti ruhiye ile Rabbine yürüdü. Allah Teâla mekânını cennet etsin ve sizi Havz–ı Kevser’de buluştursun…
Ama her zamanki gibi dik durmalısın Hasan’ım. Sabretmelisin. Bu dava, yürekleri sabırla kuşanmış, bela ve musibetler karşısında eğilmeyen, zalimlerin işkence ve zulümlerine boyun eğmeyen güçlü insanların davası değil mi? İslami mücadele mektebi bize bunu öğretmedi mi?
Zalimlerin keyfi öyle istediği için sen ve birçok azizimiz uzunca zamandır zindanda tutuluyorsunuz. Bütün bunlar bu yüce davanın bedelleridir. Allah Teala kimi azizleri zindanda tutarak, kimilerini şehid olarak katına alarak, kimilerini hicrete yönlendirerek, kimilerine de mücadele meydanlarını açarak hem bizi büyük imtihanlardan geçiriyor, hem de Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam döneminde olduğu gibi aziz İslam davasını kademe kademe hedefine yaklaştırıyor. O dilediği zaman zindan da muhacerette, sıkıntılar da sona erecek. Ancak bize düşen O’nun davasının erleri olarak bize bağışladığı İslami dava nimetine yakışır şekilde duruş sergilemek ve sabretmektir.
Görüşmeyeli uzun yıllar geçti Hasan’ım… Hasret duyguları kimi zaman kabarırken, zorluk ve sıkıntılar kimi zaman tahammül sınırlarını zorlarken bulunduğumuz her yerde İslami duruşumuzu ortaya koyarak ve sabrederek hayırlı topluluğun birer ferdi ve temsilcisi olduğumuzu ortaya koymalıyız. Bu nedenle başımız dik, alnımız açık, sabrı kuşanmış irademizle çalışmalı ve İslami davanın yükselip hedefine ulaşması için bol bol dua etmeliyiz.
Sabret Hasan’ım… Büyük azmin, sarsılmaz iraden ve İslami davaya ödün vermeyen bağlılığınla sen kazandın. Zulmedenler, İslami duruşundan dolayı işkence edip yıllarca zindanda tutanlar kaybettiler. Zaten nerede olurlarsa olsunlar kazananlar Allah taraftarları değil mi?
(Hürseda Haber)