Müslüman bir insan ya da toplum için en zor şey; kalleş, hileci, yalancı ve hedefine ulaşmak için her türlü aracı meşru kabul eden düşmana sahip olmasıdır. Topraklarında inançlarının gereğini yerine getirerek özgürce yaşamak için çabalayan Müslüman Kürdlerin en büyük sorunu insani hiçbir değerden anlamayan zorba, dayatmacı ve müfteri bir düşmanla karşı karşıya bulunmalarıdır.

Onlarca yıl zulmeden, baskı ve dayatmalarla Müslümanları Kürdleri çaresiz hale getiren Kemalist rejimin açtığı yaralar kapanmadan bu kanlı rejimin mirasını üstlenen PKK, Müslüman Kürdlere daha büyük acı ve sıkıntılar yaşatmaktadır.

Ortadoğu’yu inanç ve bakış açılarına göre dizayn etmek için çabalayan emperyalizmin önemli bir projesi olarak bölgeyi dinsizleştirme adına kullanılan PKK, mücadeleye başladığı ilk günden bugüne Müslüman Kürdlere çatışma ve imhayı dayatarak bölgeden göçe zorlamakta ve böylece Kürd coğrafyasını İslam’dan arındırmayı hedeflemektedir.

90’lı yıllarda PKK’nin imhaya yönelik çabalarına Müslüman Kürdlerin boyun eğmemeleri, PKK’nin bütün dayatmalarına rağmen direnişin dışındaki şıkları kabul etmemeleri, ölüm pahasına da olsa ayakta kalmak için çabalamaları, Müslüman Kürdleri tanımak isteyenlere yeterli bilgiyi verebilmektedir.

Bölgeyi ölüm tarlalarına çeviren PKK, Müslüman Kürdlerle çatışmalarında çok sayıda önemli elemanını kaybetmesine ve bölgede beli kırılan işlevsiz örgüt haline gelmesine rağmen son yıllarda aynı aptallıklarını sürdürüp yine Müslüman Kürdlere saldırmaktadır. Özellikle son günlerde Cizre’de Müslüman Kürdlerin evlerini saatlerce muhasaraya alıp katliama kalkışması, ağır silahlara ve tecrübeli adamlara sahip olduğu halde eylemleri yüzüne gözüne bulaştırıp çok sayıda kayıp vermesi üzerine örgüt yöneticilerinin çılgına döndüklerine tanık oluyoruz. Başarısızlıkları ve çaresizlikleri karşısında “Öz savunma gücü” adı verdikleri çetelerini Müslümanlara saldırmaya davet etmeleri ya PKK elebaşlarının basiretsizliğine ya da bu günlerde gönüllü şekilde maşalığına soyundukları emperyalist patronların destur ve dayatmalarından kaynaklanmaktadır.

Bölgede gelişen bütün olaylar kapsamlı şekilde göz önüne alındığında ikinci şıkkın daha gerçekçi olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira 1990’lı yıllarda Müslüman Kürdlerle çatışmalarda çok sayıda elemanını yitirip ağır bir darbesini alan PKK’nin tepesindekilerde akıl ve iz’an olsaydı kendilerini çözülme noktasına kadar getiren ve bellerini kıran bir hareketle karşı karşıya gelmekten kaçacaklardı. Her şeye rağmen bölgede rakip olarak Müslümanları görüp 1990’ların defterlerini karıştırmaları ve çatışmalara davetiye çıkarıp büyük katliamlara girişmek için çabalamaları emperyalist güçlerin bölgedeki İslami uyanışı engelleme ve her geçen gün güç kazanan İslami hareketin seyrini durdurma amacın yönelik olduğu görülmektedir.

PKK’nin ve patronlarının hesapları, projeleri ve güçleri ne olursa olsun, Müslüman Kürdlerin hiçbir şekilde boyun eğmeyecekleri, PKK’ye ve emperyalist patronlarına teslim olmayacakları ve beyaz bayrak çekmeyecekleri gün gibi aşikârdır. Yıllar önce yediği darbelerden dolayı PKK’nin bunu herkesten daha iyi bilmesi gerekirdi. Ancak 6–7 Ekim saldırıları ve Cizre olayı incelendiğinde Müslümanlara karşı yoğun bir imha operasyonunun devreye sokulduğu, ağır darbeler vurarak boyun eğdirmenin bir kez daha denenmek istediği görülmektedir.

PKK’de akıl ve iz’an sahibi birileri kalmışsa onların dikkatlerini çekip unutulan bazı şeyleri hatırlatmak istiyorum. Müslüman Kürdlere saldırarak tehlikeli bir vadiye girdiklerini, Müslümanların hiçbir şekilde beyaz bayrak açmayacaklarını, boyun eğmeyeceklerini, teslim olmayacaklarını ve düşüncelerinden vazgeçmeyeceklerini bilmeleri faydalarına olacaktır.

Birileri hakikatlere gözlerini yumsa da, vahşet ve dehşet sahnelerine de davet etse, Susa’da olduğu gibi onlarca Müslüman Kürdü topluca katletse de, daha önce ortaya koydukları gibi Müslüman Kürdler baskı ve dayatmaya boyun eğmeyecek ve Kürd coğrafyasındaki faaliyetlerinden vazgeçmeyecekler.

Ya tahammül edip düşmanın silahının namlularından çıkan kurşunların sebep olacağı ölümü şehadet diye nitelendiren Müslüman Kürdlerle yaşamaya alışacaklar ya da öfke ve nefretlerinin sebep olduğu kinden patlayacaklar. Çünkü düşmandan gelen darbeler ve bunların yol açtığı ölüm Müslümanların arzuladığı cennet kapısının anahtarıdır. Zira ölümü diriliş kabul eden ve korkuyla tanışmayan Müslümanlarla boy ölçüşmeye kalkışmaları sürekli kayba yol açan bozgun ve hezimettir.

Artık PKK’nin tercihini yapması lazım. Ya Müslümanlara tahammül edip varlıklarını kabul edecek, ya da Müslümanların varlığı karşısında öfke ve kahrından kahrolacak.

Allah Teala İslam ve Müslümanlara düşmanlık yapan bu gibileri anlatırken kin, nefret ve düşmanlıklarının sebep olduğu halet–i ruhiyeyi açıkça gözler önüne sermektedir;

“…”Öfkenizle geberin!” Şüphesiz Allah, sinelerin içinde olanı hakkıyla bilendir. “ (Al–i İmran 119) (Hürseda Haber)