Batının İslami değerlere, özellikle de Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’a karşı yoğun şekilde saldırıya geçtiğini, bununla yetinmeyip saldırıları tırmandırarak yaygınlaştırmaya çalıştığını esefle izliyoruz. Söz konusu saldırılar İslam’a yönelirken, merkeze Hz. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ı alınmakta ve zehirli oklar Efendimize yönlendirilmektedir. Batının İslam’a ve İslam Peygamberine saldırılarını yoğunlaştırması ve bu alanda en küçük ahlaki değeri tanımaması İslam’a karşı tarihi düşmanlığına dayanmakla beraber, İslam’ın insanlığı cezp etmeye devam etmesinden dolayı oluşan tedirginlikle de bu düşmanlığı yaygınlaştırmaya çalışıyor.
Bugün tarihinin en büyük çıkmazlarından birini yaşıyor Batı. Kibriyle kendisinden büyük tanımazken, insanlarını mutlu edecek değerlerden yoksun olması, gelişen teknolojinin Batı insanındaki huzursuzluğu arttırması, buna karşın arayış içerisine girip İslam’a yönelme tehlikesine karşı yaşadığı korku ve dehşeti İslam’a ve İslam’ın değerlerine saldırarak geçiştirmeyi amaçlıyor. İslam’dan başka insanları cezp edecek ve gelecek vaat edecek bir inanç bulunmadığından insanının İslam’a yönelişini Batı medeniyetinin çöküşü olarak nitelendiren Batılı düşünür ve siyasetçiler, yalan, töhmet ve iftiralarla İslam’ın ve değerlerinin gözden düşürülmesi, halkta korku ve tiksinti uyandırması, böylece Batılı halklarla İslam arasında büyük bir set inşa etmeyi hedefliyorlar.
Batılı hükümetlerin gizli ya da açık desteği ya da teşviki olmazsa hiçbir yayın organı iki milyar Müslümanın değerlerine saldırıp haklarını çiğnemeyi ve yüreklerini sızlatmayı göze alamaz. Böylesi bir girişim büyük cesaret ister. Ancak Charlie Hebdo olayı ve sonrası her şeyi açıklıkla ortaya koyuyordu. İslam Peygamberi Aleyhisselatu Vesselam’ı küçümseyen ve hakaret eden Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra devletin dolaylı teşvikleri neticesinde söz konusu dergiye verilen imkân ve destekler, Batılı hükümetlerin bizzat işin içinde olduğunu ayan beyan ortaya koyuyordu. Zaten Batılı hükümetlerin İslam’a en küçük bir saygıları olsaydı, iki milyar Müslümanı yaralayan çirkin saldırıların karikatürlerinin yayınlanmasına müsaade etmeyeceklerdi. “Düşünce özgürlüğü” adı altında bu yayınlara izin verip bir nevi desteklerini ortaya koydular.
Söz konusu Yahudiler olunca, en küçük bir eleştiriyi antisemitizm şeklinde nitelendirip acımasızca üzerine giden Batılılar, düşünce özgürlüğünü akıllarına bile getirmezler. İslam ve Müslümanlar söz konusu olunca pişkinlik ve ikiyüzlülük maskeleriyle çehrelerini örter, kaslarını gevşetir, yeni putlar icat edip arkasına sığınarak İslam ve Müslümanlara yönelik saldırılara ortak olmayı tercih ederler.
Bütün bunlara rağmen Batı dünyası büyük sıkıntılar ve rahatsızlıklarla karşı karşıyadır. Hayat arayan insanlarına aradığı nefesi İslam’dan başka kimsenin veremeyeceğini Batılı düşünürler ve bir kısım yöneticiler çok iyi biliyorlar. İşin başında tedbirlerini alıp İslam’a yönelişi engellemeye çalışmakta, çirkin işlere el atarak işin üstesinden gelebileceklerini düşünmektedirler.
Benzer oyunlar daha önce de oynanmıştı. 11 Eylül saldırılarından sonra dikkatleri başka yerlere çekmek, insanları başka gündemlerle meşgul etmek ve İslam’ı karalayarak ve vahşetle eşdeğer göstererek korku atmosferi oluşturup Batı insanıyla İslam arasında kalın setler çekmek için yoğun çaba harcadılar. Bunun için Irak ve Afganistan’ı işgal ettiler. İslam coğrafyasının birçok bölgesinde katliamlar gerçekleştirdiler. Büyük mağduriyetlere uğradı Müslümanlar. Neticede milyonlarca Müslüman hayatını kaybetti. Belki bunlarla Batı, bir süreliğine de olsa insanlarının yoğun şekilde İslam’a yönelişini engellemeyi başarmıştı. Ancak bütün engellemelere rağmen İslam’a yönelenlerin sayısında büyük artışların olduğu gözlerden kaçmamaktadır.
Bugün Batı, İslam’a yönelişi engellemek için yoğun bir çaba harcamaktadır. Özellikle Batıda yaşayan Müslümanların özgürlüklerinin kısıtlanması, herkesin yararlandığı haklardan Müslümanların mahrum bırakılması, ibadethanelerin ve İslami kurumların saldırılara uğraması ve ateşe verilmesi, buna karşın devletin emniyet tedbiri almaktan kaçınması yükselmeye başlayan ve Batı medeniyetini ciddi şekilde tehdit eden İslam’dan kaynaklanıyor. Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın şahsına yönelik saldırılar ise O’nun getirdiği öğretinin canlılığını, tazeliğini ve evrenselliğini korumasına ve rotasını kaybetmiş insanlığa büyük umut bahşedip sağlam bir gelecek vaat etmesine dayanıyor.
Batı, insanını korkutarak, Müslümanları ötekileştirip korkunç şekilde lanse ederek İslam’ı engelleyeceğini düşünüyor. Oysa İslam’a karşı bir alternatif olarak varlığını ortaya koyacak ruhtan bütünüyle yoksundur. “Batmakta olan gemiden ne kurtulursa kardır” misali yalan, iftira ve ardı arkası kesilmeyen baskılar ve şantajlarla dikkatleri başka yerlere yönlendirmeye ve enerjiyi başka alanlarda tüketmeye, böylece İslam’a yönelik cezzabiyeti perdeleyerek günü kurtarmaya çalışıyor.
Gemisi su alan kaptanın son çırpınışlarıdır bunlar. İslam güneşi doğmuştur. Bütün bu karşı tedbirlerin etkisi olsa da İslam’ın nuru bütün insanlığı aydınlatacak güçtedir. İslam’ın rüzgarını çehresinde hisseden Batı insanının gideceği başka alan yoktur. Dönüş İslam’adır. (Hürseda Haber)