20 yaşlarında üniversite öğrencisi gencecik bir kız üç kişi tarafından kaçırılıp tecavüze uğradı, ardından bıçaklandı, ardından yakıldı. İnfiale yol açan bu olay bazı şeylerin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu. Ancak bir iki günlük tepkiden sonra yine her şey eskisi gibi olacak, yine unutulup gidilecek. Oysa cinayetlere ve tecavüzlere her gün rastlıyoruz. Belki de bu olayı hepsinde farklı kılan maktulün öldürülmesinden sonra yakılmasıydı.

Neden durup dururken bu tür vahşi cinayetler yaşanıyor? Neden bu ülkenin gençleri insanı tiksindiren bu tür çirkefliklere başvuruyor?

Yıllardır insanımızı aldatıp çağdaş laik sistemle ileri uygarlık seviyesine taşıyacaklarını iddia edenlerin başımıza açtığı musibetin sonucudur bütün bunlar. İnsanlarımızı dinsizleştirerek, toplumu İslam’dan uzaklaştırarak, ahlaksızlığı toplumun bütün sathına yayarak ahlaksız ve bozguncu ortamın oluşmasına sebep oldular.

90 yıldır bu ülkede İslami olan her şey yasaklanırken, ahlaksızlığa ve bozgunculuğa götüren bütün yollar sonuna kadar açık bırakıldı. İslam’ı yaşamaya çalışan Müslümanlar aşağılanırken, hatta bununla yetinilmeyip kimi zaman zindanlara doldurulurken namussuzluklar teşvik edilip ödüllendirildi. Kadınlar için büyük bir koruma olan tesettür yasaklanırken, tesettürlü bayanlar okul ve iş yerlerinden uzaklaştırıldı. Buna karşın kadınların vücutlarını sergilemeleri ve namahremlerle flörtleri teşvik edilip çağdaşlık olarak nitelendirildi. İslami işaret, alamet ve semboller suç sayılırken, içki, kumar ve zina çağdaşlaşmanın ve ileri uygarlık seviyesine çıkmanın basamakları olarak görüldü.

Birkaç yıldır televizyonların kıyasıya rekabet edip ekranlarına taşıdıkları diziler toplumun bütün değerlerini sarsıp namussuzluğu ve alçaklığı tabii hale getirmekte ve bozgunculuğa davetiye çıkarmaktadır. İslam’ın zina saydığı ve kesinlikle yaklaşılmaması gerektiğini söylediği davranışlar, Müslüman halkın televizyonlarında hayatın tabii parçası olarak gösterilmekte ve insanlar teşvik edilmektedir. Bütün bunların sonrasında evli kadınlarla erkeklerin başka kadın ve erkeklerle ilişkileri sıradanlaşmakta, ardından ailelerin parçalanması ve ardı arkası kesilmeyen boşanmalar yaşanmaktadır. Yine İslam’ın zina saydığı kız erkek arkadaşlığı toplumun vazgeçilmez geleneği halini alırken, karşı çıkanlar, bunun ahlaksızlık ve zina olduğunu söyleyenler gerici olarak nitelendirilirken “hangi çağda yaşıyoruz” denilerek böylesi çıkışlar aşağılanmakta ve yerilmektedir. Bütün bunlar toplumun şiddetli bir şekilde bozulmasına zemin hazırlarken, eskiden fazla yaygın olmayan uyuşturucunun büyük bir hızla yayılıp ilkokullara kadar girdiği gerçeği toplum, özellikle de gençliği kirli bir geleceğe taşımaktadır.

Müslüman Arap halkları, başlarındaki Batı hayranı ve işbirlikçisi yöneticilere rağmen bugüne kadar önemli ölçüde kendilerini muhafaza etmeyi başardılar. Ancak son yıllarda emperyalizmin Müslüman halklara yönelik yozlaştırma programları gereği, Batı hesabına çalışan televizyon kanallarının Türkiye’deki dizilerin bir kısmını yayınlamaları Müslüman Arap halklarında büyük bozulmaların baş göstermesine ve ahlaksızlıkların patlama yapmasına neden oldu. Bu büyük sıkıntıyı dile getiren yazar ve düşünür Tarık Ramazan, yıllardır Batının dayattığı seküler hayata direnen Müslüman Arap halklarının Türk dizileriyle dirençlerini kaybettiklerini, Müslüman Arap gençlerinin bunlardan etkilenerek büyük bir yozlaşmayla karşı karşıya geldiklerini ve ailelerin bozulmaya başladığını söylerken derin bir iç çekiyordu.

İnançlı nesiller yetiştirmekten dem vuran yöneticiler bozulmaya yol açan etkenlerin önünü kapatmak amacıyla ciddi tedbirler almadılar. Toplumun bozan ve yozlaştıran ortamı değiştirme yönünde bir çabanın içerisine girmediler. Her zaman daha fazla oy alıp daha fazla güç elde etme ve daha çok iktidarda kalma hesapları yaptıklarından olsa gerek toplumun bozulmasına sebebiyet veren bozguncu etkenleri ortadan kaldırma gibi eğilimin içine girmediler. Oysa ciddi bir çalışma başlatsalardı, on üç yıllık süreç içerisinde toplumu büyük bir değişime uğratabilirlerdi. Bütün bunları yapmadıkları gibi genç bir kızın ölümüyle ilgili tepkilerini ifade ederken, idamın geri gelmesini talep edip katillerin şiddetli şekilde cezalandırılması gerektiğini ifade etmektedirler.

Gençlerin başıboş kalmalarında, ahlaksız ortamlarda büyümelerinde ve yozlaşmalarında ülkeyi yönetenlerin hiç mi suçu yok. Ahlaksızlıkların sebeplerini ortadan kaldıracak, çirkefliğe götüren yolları tıkayacak, özellikle de gençliğin ahlakını bozan dizileri engelleyecek çabanın içerisinde bulunmamaları yaşananlarda pay sahibi olduklarını ortaya koymuyor mu?

İdamlarla, yıllara varan zindanlarla vahşilikleri ve çirkeflikleri sonlandıramazlar. Bütün bunları önlemenin biricik yolu ahlaksızlıkların köklerini kurutmak, yollarını tıkamak ve gençleri İslami ahlak üzere yetiştirmektir. Aksi taktirde daha çok cinayet işlenecek, daha çok insanın canı yanacak ve daha çok felaketle yüz yüze kalacağız.

(Hürseda Haber)