Şam-Amerika’nın Lübnan’daki en büyük müttefiklerinden biri olan Dürzî lider Velid Canbulat’ın geçen hafta –kayıt dışı olarak- yaptığı açıklamada Batı yanlısı 14 Mart Koalisyonundaki müttefikleri hakkında eleştirilerde bulunması büyük bir politik gürültünün kopmasına neden oldu. Canbulat açıklamasındaki diğer konular dışında, bir de hamisi olan ve Lübnan parlamentosundaki en büyük bloğun başında bulunan, Said el Hariri ile geçen Mayıs ayında Beyrut sokaklarında Hizbullah ile savaşmaya çalışmasından ve başarısız olmasından dolayı alay etti.

Sonra Hariri’nin silahlı adamları, birkaç dakika içinde Hizbullah’ın iyi eğitimli mensupları tarafından kuşatılarak, silahları ellerinden alınmıştı. Canbulat açıklamasını: ‘Sünnileri de alanlarda gördük, 15 dakikadan fazla dayanamadılar’ dediği konuşmasını, sonraları özür dileyerek düzeltmeye çalıştı ama iş işten geçmişti.

Kısa süre sonra ABD Başkan Yardımcısı Hillary Clinton, Beyrut’a indiğinde daha önceki selefine sürekli olarak ev sahipliği yapan ve daha önce George W Bush tarafından Oval Ofis’te karşılanan savaş lordu Dürzî liderle görüşmedi. Canbulat, Lübnan’daki anti Suriye ve anti Hizbullah duruşunun en yüksek sesli sembolü konumundadır. Yıllarca kendisini parasal yönden desteklemiş, müttefiklerinin güvenini kaybetmiş olması ve Clinton tarafından adam yerine koyulmamış olması gerçeği, Lübnan’da durumun ne kadar değişmiş olduğunun göstergesidir. Şam’da rejim değişikliği yapılması fikrini seslendiren ve 2006 yılında Amerika ve İsrail’in Hizbullah’ı silahsızlandıracağı üzerine bahse giren işte bu adamdı.

Canbulat, politik bir hayvan ama batmadan önce gemiden inmesini bilen bir politik hayvandır. Açıkçası ABD artık savaşla ilgilenmemektedir, ne Şam ile ne de Hizbullah ile. Aksine İran’ın nükleer dosyası, Filistinlilerin uzlaşması ve Hizbullah’ın geleceği gibi bölgesel sorunları çözme konusunda, Suriye ile ortak bir zemin oluşturmaya çabalamaktadır. 14 Mart Koalisyonu, Suriye’ye meydan okumayı sürdürürse, Barack Obama yönetiminden fazla bir destek beklememelidir. İşte bu yüzden bazı gözlemcilerin, Canbulat’ın Suriyelilerin kendisini gördükleri noktadan u dönüşü yapmaya çalıştığı iddiası, Suriye ve Amerika arasındaki zorlu yıllarda, aldığı sertlik yanlısı tutum düşünüldüğünde anlamsızlaşmaktadır.

Suriyelilerle tam anlamda bir işbirliği yapıyorlarsa Amerika neden 14 Mart Koalisyonunu desteklemeye devam etsin ki? Yine 14 Mart Koalisyonu 2005–2008 yılları arasında Suriye’ye karşı yürütülen savaş boyunca, bilhassa Suriyelilerin Irak’ta Amerikan çıkarlarına karşı çalışmalarından dolayı çok yararlı olmuştu. Canbulat Amerika Birleşik Devletlerinin eski Bush döneminde, Beyaz Saray’ın iki baş düşmanı olan Filistin’deki Hamas ve Lübnan’daki Hizbullah ile diyaloga başlamasına dek, tüm elverişli maksatların yalnızca zaman sorunu olduğunun farkındadır. Hizbullah ile uzlaşmayı geciktirmek başkasını değil kendisini yaralayacaktır.

Obama, Amerikalıların Zirve toplantıları boyunca ABD sonuçlardan ‘memnun olmamış olsa’ bile demokratik olarak seçilmiş tüm hükümetlerin ‘meşruiyetine’ saygı duyacağını söyledi. Ayrıca ‘yeryüzünün neresinde olursa olsun demokratik yöntemlerle işbaşına gelmiş hükümetlerin, şiddet kullanılarak alaşağı edilmeleri çabalarını’ ABD’nin kınadığını da sözlerine ekledi. Hamas ile görüşmeler şu an Avrupa’da başladı ve bunun Hizbullah’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi zaman meselesidir.

İngiltere bu yılın başlarında 14 Mart Koalisyonunun hoşuna gitmese de Hizbullah ile politik diyalog kuracağı açıklamasını yaptı. İngiliz parlamenterler Nisan başlarında Şam’a gelerek Hamas siyasi büro başkanı Halid Meşal ile görüştüler. Eski Başkan Jimmy Carter gibi önemli Amerikalı yetkililer de geçen Kasım ayında Suriye’de Hamas başkanıyla görüştüler.

9 Ocak tarihli The Guardian’da yayımlanan bir makaleye göre ‘(Obama’nın) geçiş ekibine yakın bazı kaynaklar’ Hamas üzerinden istikamet değiştirecekler ve ‘alt seviyede gizli görüşmeler yapma yoluyla’ bunu başlatacaklar. Bunun yapılması için yalnızca ABD mantalitesinde değil medya seviyesinde, sokakta ve Amerikan yönetiminde de bir değişikliğe ihtiyaç var ama bu 2006 yılından beri Kongre tarafından alınan, herhangi bir İslami gruba yardımın yasaklanması kanununun da değiştirilmesini gerektiriyor. Bununla birlikte Obama’nın önemli ekonomi danışmanlarından Paul Volker, yakın bir zamanda Hamas’a daha makul bir yaklaşım gösterilmesi gerektiğine dair bir mektubu, kaleme alanlar arasındaydı. Clinton’a yakın biri olan ABD’nin İsrail eski büyükelçisi Martin Indyk’te, son zamanlarda Hamas ile yapılacak herhangi bir barış görüşmesinin başarısızlıkla sonuçlanacağını yazdı.

Ayrıca İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, Orta Doğu konusunda uluslar arası özel elçi olduğu zaman, Hamas yönetimi altında olan Gazze Şeridi’ni görmezden gelmenin tehlikelerine işaret etmişti. Şunu söylemişti: “Hamas’ı diyalog kurmaya razı etmenin bir yolu olduğunu düşünüyorum”.

Hem George H Bush, hem de George W Bush döneminde diplomat olarak görev yapan ve Obama döneminde Orta Doğu elçisi olması düşünülen Richard Hass’ta, Hamas ile alt seviyelerde görüşmeler yapılmasını destekliyor. Şu an Houston’daki Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü’nde görev yapan Eski Dışişleri Bakanı James A Baker, Newsweek’te Obama’nın Orta Doğu barış süreciyle ilgili herhangi bir konunun, Hamas’ı da içermesi gerektiğini söylüyordu. Baker şöyle diyor: “Filistinlilerin hükümetinin, yalnızca yarısıyla barış müzakeresi yapamazsınız”. Kıdemli bir Amerikan diplomatı olan Amerika’nın Suriye eski büyükelçisi Richard W Murphy’de ‘Bunun derhal olacağını beklemiyorum ancak kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Benim görüşüme göre Hamas Filistin toplumunun meşru bir temsilcisidir”.

Tüm bunlar hesaba katıldığında Clinton’ın, Haziran ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde, geçen hafta sonunda Beyrut’a yaptığı ziyaretin Hizbullah’a harika bir zafer hediye ettiği yönünde birçok soru sorabiliriz. Fransa, İslami grup mensuplarıyla dolsa bile Lübnan’daki herhangi bir hükümeti boykot etmeyecekleri açıklamasını yaptı bile.

Washington’dan Hizbullah ile karşılaşılması yönündeki çağrıların yanında, Obama seçimlere saygılı olacağını söylüyor. İngiltere devlet dışı oyuncularla diyalog kurulabileceğini söylüyor. Suriyeliler uluslar arası arenanın arkasında ve devir Bush döneminin Orta Doğu artıkları için iyi bir devir değil diyor.

Dünya ölçeğindeki karar mekanizmaları, Hizbullah veya Hamas ile konuşmamanın kendilerini yok edeceğinde karar kıldılar. Aksine bu, onların (Hamas ve Hizbullah’ın) daha da radikalleşmesine yol açacaktır.

Hamas’ın, hükümetteki günlerine dönüp baktığımızda Filistinli grup İsrail ile uzun süreli bir ateşkes yapmaya ve 1967 sınırlarına razı olduğunu söylediğinde, Bush yönetiminin altın bir fırsatı kaçırdığını herkes teslim edecektir. İsrail’in güç kullanarak onları silahsızlandıramamış olması 2008 sonlarındaki Gazze savaşının sonuçlarıyla açıkça ortaya çıktı.

Birleşmiş Milletler, Filistinli lider Yaser Arafat veya Birleşik Devletler onları silahsızlandıramadı. Aynı durum 2006 yılındaki savaştan muzaffer olarak çıkan Hizbullah için de geçerli. Neresinden bakarsanız bakın, pratik bir lider olan Obama, bu insanlar oyla iktidara gelirlerse onlarla anlaşmamanın açık bir ikiyüzlülük olduğunu ve bunun Bush’u tekrar etmek olduğunu fark etmiştir. Tıpkı Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas gibi Hamas karşıtı bir figür olan Velid Canbulat, Washington’daki bu yeni tutumu kavrayacak ilk kişi olmalıdır.

Suriye menşeli ilk İngilizce dergi olan Forward Dergisi’nin genel yayın yönetmeni olan Sami Mubayed siyasi bir gözlemcidir. Makaleleri AsiaTimesOnline sitesinde yayımlanmaktadır.

Nihat Ateşdağlı tarafından. Hürseda için tercüme edildi.