Büyük bir gazetenin önemli bir yazarının dün yazısına attığı başlık şöyleydi: “Allah iyi bir fikir midir” Bir tartışmaya bu şekilde girmek kötü niyet beyanıdır! Allah vardır ve birdir.
O, bir fikirdüşünce ürünü değildir. Bizlerin Allah hakkında ancak bir fikrimiz olabilir. Allah hakkında konuşmak son derece zor bir durum.
Çünkü:
- Sizin sandığınız her şeyden müstesnadır.
- Vardır ve birdir, tekdir, eşi ve benzeri yoktur.
- Bizim bilgimiz dahilinde olan her şeyden farklı ve ötedir.
- Bize şah damarımızdan daha da yakındır.
- Allah için ne, nasıl, nerede gibi sorulara biz yarattıkları tarafından verilecek ve herkesi tatmin edecek kapsamlı bir cevap yoktur.
- Zamandan, mekandan kayıtsızdır, münezzehtir.
- Zıddı yoktur ki kavranabilsin.
- Mesela görür, işitir, hayat sahibidir ama bu bizim görmemiz, işitmemiz, hayatımız gibi değildir. Ne demek şimdi, böyle bir varlık için “Allah iyi bir fikir midir” demek.
Allah vardır ve birdir ama varlığı biz yarattıkları için meçhuldür. Bu demek değildir ki Allah hakkında konuşamayacağız!
O halde bu konuda konuşurken sadece verilerini beş duyudan alan akıl ile hareket etmek yeterli olamaz. Bilemeyiz ancak aklımız ve kalbi hislerimizle varlığına kanaat getirip iman edebiliriz. Allah hakkında ileri geri konuşmak tasvip edilen bir olay değil.
Bu ancak alkol ile korku duvarı aşılınca yapılabilecek bir münasebetsizlik olmalı. Yoksa hem bilmiyorsun hem konuşuyorsun.
Yazdığın bir harf ya da bir kelime onu yazan olarak senin varlığını, niteliklerini, sıfatlarını anlayabiliyorsa eğer, sen de Allah’ı anlayabilirsin, değilse ancak hariçten gazel okursun!
Müşteri yolunacak kaz mıdır?
Herkesin bankalara ödediği ve standart olmayan işlem ücretleri vatandaşı çileden çıkarıyor. Bankaların çoğunluğu bankamatikten yapılan işlemlerden bile ücret alıyor.
Ücret yelpazesi o kadar geniş ki, bu durum bankacıların vatandaşı yolunacak kaz gibi algıladığını gösteriyor. Bankamatikten para çektiniz
Hesap fişi aldınız, bazı bankalar sizden 75, 60, 45 kuruş para kesiyor. Küçük bir parça kağıda sizin çektiğiniz paranın miktarını yazdırıp bunu mesela 45 kuruşa sizin maliyet hanenize yazıyorlar.
Oysa bu parayla eğer iş maliyet hesabıysa 40 sayfalık renkli gazete alınabiliyor. Daha ne ücretler ne ücretler.
Devlet nasıl her şeyden yüksek vergi alıyorsa, bankalar da vatandaştan akla gelmedik 30’un üzeri kalemden yüksek masraf ücretleri alıyor.
Düşünün, kullandığım kredi kartına ait oğlumun kullandığı ek kart için her ay ekstre ücreti alıyor bankam. İsmini vermiyorum, sadece “Biz yolunacak kaz mıyız” diyorum başka bir şey demiyorum!
Abartma Alyson Neel...
Batılı kadınlar Müslüman ülkelere gidince genellikle taciz edildiklerini iddia ediyorlar. Olabilir. Farklı kültür alışkanlıklarıyla, açık saçık giyinince o yöre insanları o kadınlara farklı anlamlar yükleyebiliyorlar ve taciz anlamına gelen davranışlarda bulunuyorlar.
Alyson Neel adlı gazeteci İstanbul’da yaşadığı taciz olaylarını Washington Post‘a yazmış. İstanbul’da taciz olayları olmuyor değil ama bir kadın “günde sekiz defa taciz edildiğini” iddia ediyorsa buna biraz abartı ve kasıt gözüyle bakabiliriz!
Sanki sizin şehirlerinizde kadınlar geceleri sokağa çıktığında kendilerini emniyette hissediyor. İstatistiklere bakınca sizin ülkenizde değil kadınlar erkekler bile taciz konusunda emniyette değildir, ne dersiniz?
Fehmi Koru’nun iddiasına cevap
TVnet’te Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil’e, Fehmi Koru‘nun ileri sürdüğü “Sözcü Gazetesi Cemaate ait” iddiasının doğru olup olmadığı soruldu.
İşte cevap:
Mustafa Yeşil: Eğer birine hizmet mensubu diyeceksek bunu Fehmi Koru’ya söylemek lazım. Çünkü yıllarca Hocaefendi’yle görüşmüş. Bir insanın sizinle bir bardak çay içmesi onu hizmet mensubu yapar mı?
Veyis Ateş: Yapmaz tabii ama Sözcü neden cemaat aleyhine bir cümle yazmıyor deniliyor?
Mustafa Yeşil: Onu gazetenin sahiplerine sorabilirsiniz. Zaten Emin Çölaşan’ın her vesileyle hizmet aleyhinde nasıl yazdığını biliyoruz. Bir kişinin hizmet aleyhine yazı yazmaması onun hizmet mensubu olduğunun göstergesiyse, hiç şüphesiz yüzlerce yazar bu sınıfa girer! (Bugun)
Çünkü:
- Sizin sandığınız her şeyden müstesnadır.
- Vardır ve birdir, tekdir, eşi ve benzeri yoktur.
- Bizim bilgimiz dahilinde olan her şeyden farklı ve ötedir.
- Bize şah damarımızdan daha da yakındır.
- Allah için ne, nasıl, nerede gibi sorulara biz yarattıkları tarafından verilecek ve herkesi tatmin edecek kapsamlı bir cevap yoktur.
- Zamandan, mekandan kayıtsızdır, münezzehtir.
- Zıddı yoktur ki kavranabilsin.
- Mesela görür, işitir, hayat sahibidir ama bu bizim görmemiz, işitmemiz, hayatımız gibi değildir. Ne demek şimdi, böyle bir varlık için “Allah iyi bir fikir midir” demek.
Allah vardır ve birdir ama varlığı biz yarattıkları için meçhuldür. Bu demek değildir ki Allah hakkında konuşamayacağız!
O halde bu konuda konuşurken sadece verilerini beş duyudan alan akıl ile hareket etmek yeterli olamaz. Bilemeyiz ancak aklımız ve kalbi hislerimizle varlığına kanaat getirip iman edebiliriz. Allah hakkında ileri geri konuşmak tasvip edilen bir olay değil.
Bu ancak alkol ile korku duvarı aşılınca yapılabilecek bir münasebetsizlik olmalı. Yoksa hem bilmiyorsun hem konuşuyorsun.
Yazdığın bir harf ya da bir kelime onu yazan olarak senin varlığını, niteliklerini, sıfatlarını anlayabiliyorsa eğer, sen de Allah’ı anlayabilirsin, değilse ancak hariçten gazel okursun!
Müşteri yolunacak kaz mıdır?
Herkesin bankalara ödediği ve standart olmayan işlem ücretleri vatandaşı çileden çıkarıyor. Bankaların çoğunluğu bankamatikten yapılan işlemlerden bile ücret alıyor.
Ücret yelpazesi o kadar geniş ki, bu durum bankacıların vatandaşı yolunacak kaz gibi algıladığını gösteriyor. Bankamatikten para çektiniz
Hesap fişi aldınız, bazı bankalar sizden 75, 60, 45 kuruş para kesiyor. Küçük bir parça kağıda sizin çektiğiniz paranın miktarını yazdırıp bunu mesela 45 kuruşa sizin maliyet hanenize yazıyorlar.
Oysa bu parayla eğer iş maliyet hesabıysa 40 sayfalık renkli gazete alınabiliyor. Daha ne ücretler ne ücretler.
Devlet nasıl her şeyden yüksek vergi alıyorsa, bankalar da vatandaştan akla gelmedik 30’un üzeri kalemden yüksek masraf ücretleri alıyor.
Düşünün, kullandığım kredi kartına ait oğlumun kullandığı ek kart için her ay ekstre ücreti alıyor bankam. İsmini vermiyorum, sadece “Biz yolunacak kaz mıyız” diyorum başka bir şey demiyorum!
Abartma Alyson Neel...
Batılı kadınlar Müslüman ülkelere gidince genellikle taciz edildiklerini iddia ediyorlar. Olabilir. Farklı kültür alışkanlıklarıyla, açık saçık giyinince o yöre insanları o kadınlara farklı anlamlar yükleyebiliyorlar ve taciz anlamına gelen davranışlarda bulunuyorlar.
Alyson Neel adlı gazeteci İstanbul’da yaşadığı taciz olaylarını Washington Post‘a yazmış. İstanbul’da taciz olayları olmuyor değil ama bir kadın “günde sekiz defa taciz edildiğini” iddia ediyorsa buna biraz abartı ve kasıt gözüyle bakabiliriz!
Sanki sizin şehirlerinizde kadınlar geceleri sokağa çıktığında kendilerini emniyette hissediyor. İstatistiklere bakınca sizin ülkenizde değil kadınlar erkekler bile taciz konusunda emniyette değildir, ne dersiniz?
Fehmi Koru’nun iddiasına cevap
TVnet’te Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil’e, Fehmi Koru‘nun ileri sürdüğü “Sözcü Gazetesi Cemaate ait” iddiasının doğru olup olmadığı soruldu.
İşte cevap:
Mustafa Yeşil: Eğer birine hizmet mensubu diyeceksek bunu Fehmi Koru’ya söylemek lazım. Çünkü yıllarca Hocaefendi’yle görüşmüş. Bir insanın sizinle bir bardak çay içmesi onu hizmet mensubu yapar mı?
Veyis Ateş: Yapmaz tabii ama Sözcü neden cemaat aleyhine bir cümle yazmıyor deniliyor?
Mustafa Yeşil: Onu gazetenin sahiplerine sorabilirsiniz. Zaten Emin Çölaşan’ın her vesileyle hizmet aleyhinde nasıl yazdığını biliyoruz. Bir kişinin hizmet aleyhine yazı yazmaması onun hizmet mensubu olduğunun göstergesiyse, hiç şüphesiz yüzlerce yazar bu sınıfa girer! (Bugun)