İrademizle Rabbimizin davetine icabet ettik. İrademizle uykumuzu bölüp kalktık, aç kaldık. Malımızı bölüp fakire pay verdik. Soframıza ortaklar getirdik. Mescitlere koştuk. Tabi tutulduğumuz sabır imtihanını kazanmak için gayret ettik. Kazanacağımızdan umutlu olduk... Zorla değildi.

Bir ay süren Ramazan dan sonra hem bedenimizin hem irademizin mükemmel bir kulluk için uygun olduğu görülmüş oldu. Mazeretlerimizi kendi elimizle imha ettik. Bir ay yapabildiğimizi en az bir ay daha sürdüremeyişimizin elle tutulabilir bir engeli yoktur. Ramazan ın ayını bitirebiliriz ama aşkını ve heyecanını bitirmemeliyiz.

Kulluğun mevsimi olmaz!

Ramazan ve şubat ayının yaratıcısı aynıdır. Ramazan da cehennemden korktuysak o cehennem şubatta da kaynamaktadır. Ramazan da cenneti özlediysek martta da cennet özlemi devam etmelidir. Ramazan da takvamız öne çıktıysa diğer aylarda da takvaya muhatabız. Belki de diğer zamanlarda takvamız bize yetsin diye ramazan eğitimi gördük. İmtihan bir mevsim için değil, bir ömür içindir. Nimetler bir mevsim değil yaşam boyu bize ulaşıyor. Şükrümüz ve amelimiz kesintisiz ve istikrarlı olmalıdır. Amellerin mevsimlik olanı değil devamlı olanı hayırlıdır.

Neden Ramazan gündüzü gibi bir gündüzü yıl boyu yaşamayalım?

Neden en azından kimi gecelerimiz ramazan geceleri gibi olmasın?

Neden Kur an a alakamız Ramazan daki gibi sürüp gitmesin?

Neden Ramazan daki dua ve zikir samimiyetimiz devam etmesin?

Neden Ramazan daki gibi bir sadaka geleneği oluşturmayalım?

Ramazan bitti; ama Rabbimizin murakabesi bitmedi ki! O görüp gözetiyor. Amelimizi bizim için yazıyor.

İbadet bayrama kadar değil mezara kadardır

Ölüm gelinceye kadar ibadet etmek zorundayız. İmanla ölmek, ibadetlerle o imanı canlı tutmaya bağlı olduğuna göre, ölüm gelinceye kadar ibadete mecburuz. Bayramdan bayrama namaz kılanı küçümsediği halde kendisi Ramazan dan Ramazan a takvalaşan, sonra da hayatın akışına uyup giden bir insanı nasıl tarif edebiliriz? Ramazan dan sonra ibadet heyecanımızın sürmesi ramazanda yaptıklarımızın kabul gördüğüne delildir.

Sadece ibadet değil, insani ilişkilerimiz de önemlidir

Ramazan da sadaka veren, Ramazan dan sonra kul hakkı yememelidir. Ramazan da iftar ettirip yemek yediren, şevval ayında ölçüleri çiğnememelidir. Midemiz eğitildiği gibi dilimiz de Allah ın haramlarına karşı eğitilmiş olmalıdır. Müslümanların ihtiyaç duyduğu insani hizmetlere diğer zamanlarda da fiilen iştirak etmeliyiz. Bir görev almak için depremi veya bir afeti beklemek meziyet değildir.

Bayram, oruçtan kurtulduğumuza değil mağfirete erdiğimizedir

Mağfirete ermişken tekrar eskiye dönmemiz, Ramazan da elleri kelepçeli İblis i sevindirir. Bu nedenle:

- Kullukta muvaffak olabilmemiz için Allah tan yardımını dileyelim. Ayağımızı kaydırmaması için yalvaralım.

- Ramazan cılarla değil, salih kullarla bir arada olmaya çalışalım. Ramazan daki şevkimizi kırabilecek yer ve kişilerden uzak duralım. Ümmetin geçmiş büyüklerinin örnek hayatlarını öğrenelim, değerlendirelim.

- Bilhassa farz ibadetlerde küçük bir gedik bile açılmamasına özen gösterelim. Az da olsa, sürekli olan nafile ameller yapalım. Sürekli olan amel Allah a daha sevimlidir.

- Kitabımız Kur an a olan alakamız artan bir hızla devam etmelidir. Her Ramazan dan sonra düz okuyuşumuzu, ezber miktarımızı artırarak devam ettirmeliyiz.

- Zikir virdimizi aksatmadan sürdürmeliyiz.

- Günahlarımızın yolumuzu tıkayan engeller olmaması için sık sık samimi tövbe etmeliyiz.

Korku ile umut arasında gidip geliyoruz

Bu ümmetin geçmiş büyükleri bir ibadeti yapmak kadar o ibadetin kabul edilmesine karşı hassas olurlardı. Büyük bir korku ile ama coşkulu bir umutla Rabbimizin kapısında beklemeliyiz. Her halükarda tek kapımız O nun kapısıdır. Bir yandan bizim eksikliğimizin altında ezilirken öte yandan da Rabbimizin rahmetine, o rahmetin genişliğine göz dikeceğiz.

Nureddin Yıldız / Milli Gazete