Hükümet, ciddi bir imtihan ile karşı karşıyadır. Türkiye’deki dindar, mütedeyyin insanların, özellikle Doğu ve Güneydoğu halkının gözleri hükümetin üzerindedir. Hükümetin tavrı, meselenin üzerine gidip gitmeyeceği, tezgâhı ortaya çıkarıp çıkarmayacağı çok önemli bir hal almıştır. Kısacası hükümet, bir güven testinden geçmektedir. Bu olay biz Bölge halkı için çok önemlidir.

Malum, Adana’da kaç yıldan beri çok ciddi bir provokasyon söz konusudur. Dindar halk tekrar saldırıya maruz kaldı. 30 Ağustos’ta bölgenin en etkin sivil toplum kuruluşlarından Mustazaf Der Adana Şubesi silahlı saldırıya uğradı. Yaklaşık on gün geçmesine karşı yetkililerde ciddi bir tavır, bir müdahale, faillerini bulma, altyapısını ortaya çıkarma yönünde bir gelişme yaşanmadı. Hükümetin bu ciddiyetsizliği, Bölge halkında ciddi bir güven bunalımı oluşturmuştur. Olay yeni değildir. Yıllardan beri Adana’da dindar mütedeyyin insanlara saldırılar yapılmakta, dernek ve işyerleri çeşitli provokatif saldırılara maruz kalmaktadır. Her seferinde hükümete ve yetkililere çağrılar yapılmakta ve kamu vicdanını rahatlatmaları taleb edilmektedir. Ama bu, hiç yapılmadı.

Hükümet, sekiz yıldır iktidardadır. Bu sürecin öncesinde ve sonrasında özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde, inançlı insanlar, kurum ve STK’lar çok çesitli sıkıntılar yaşadı ve yaşamaya devam etmektedirler. İnançlarını yaşayamıyorlar. Her türlü kirli siyaset, kirli tezgah ortasında onlar kalmaktadır. Toplumun kahir çoğunluğu onlara ait olduğu halde bu güne kadar mağdur taraf da hep onlar oldu. Ancak bu güne kadar Ak Parti hükümeti, bu topluma sahip çıkma, mağduriyetlerini giderme, en azından saygı duyma noktasında üzerine düşeni yapmadı. Halbuki inançlı kesim, Ak Partinin tabanı olarak bilinmektedir. En azından dindar bir parti olarak ön plana çıkmaktadır. Ama bu hükümet, toplumun asıl dinamikleri, asıl denge kuran, denge bozan bu çoğunluk ve etkinlik sahipleri kitleye sahip sıkmadı. Gelip sıkıntılarına eğilmedi. Elazığ’da, Malatya’da, Hakkari’de, Mardin ve Diyarbakır’da bir çok kirli komploya maruz kaldılar. Üstelik komploları kuranlar, hükümetin, devletin imkân ve kurumlarını, devlet adını kullanarak yaptılar. Bunlar devlet ve hükümet organlarınca malum olduğu halde bir adım dahi atılmadı. Olayların iç yüzünü ortaya çıkarma amaçlı bir müfettiş gönderilmedi, bir komisyon bile kurulmadı.

Adana’da yıllardır aynı oyun oynanıyor. Olayların içinde çeşitli odaklar vardır. Emniyetinden istihbaratına, Ergenekonundan PKK/BDP’ye kadar farklı aktörler vardır. İnançlılığı ve mütedeyyinliği ile ön plana çıkan sivil toplum kuruluşlarının müdavimleri, aileleri, akrabaları, çocukları defalarca programlı olarak tehdit edildiler, oyun ve tuzaklara çekildiler. Muhbirleştirilmek istendiler. Taşlandılar, mekânları yakıldı, bombalandı, son olarak da kurşunlandılar. Taşlı saldırı yapanlar PKK ve Apo sloganları atıyor, bir müddet sonra emniyet devreye giriyor, hedeftekiler bu sefer mitleştirilmeye tabi tutuluyor. Ama kirli tezgâhların hiçbiri tutmuyor. Çünkü bu insanlar aklı başında, basiretli ve soğukkanlı insanlardır.
Ama artık hükümet, bu noktada hükümetliğini ortaya koymalıdır. Kendisi, emniyeti, istihbaratı ve diğer kurumları töhmet altındadır. Adana’da neler olup bittiğini, kimin ne yapmak istediğini ortaya çıkarmak zorundadır.

İkinci bir Erzincan mı oluşturulmak isteniyor? Ya da başka şeylere mi ortam hazırlanıyor? Biz, olayı dikkatle takip ediyoruz. Devletin özel yetkili savcıları, mahkemeleri bu olaylara da yönelmek zorundadırlar. Aksi takdirde Erdoğan’ın “derin değil, şeffaf devlet” sloganlarına kimse inanmaz.


Recep Toprak / Doğruhaber Gazetesi