Siz ey âlime bacılarım! Her biriniz asrın Meryem’i olma yolunda attınız adımlarınızı… Sizi izleyen Müslümanların Allah’ı hamd ile tespih etmesine vesile oldunuz… Unutmamalısınız… Bugünden sonra yükünüz daha ağır ve vazifeniz daha büyük olacaktır.

“…Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir..." (Mücadele / 11)

“İlim hazinedir. Bu hazinenin anahtarı soru sormaktır. Sormaktan çekinmeyin; zira ilmin sorulmasından dört kişi birden mükâfat kazanır: Soru soran, cevap veren, onları dinleyen, onları seven!” (Ebu Nuaym)

Yukarıdaki ayet-i kerime ile hadisi şerif yüce dinimizin ilme ve ilim öğrenene verdiği önemi anlatmaya kâfi gelir. Hiç şüphe yok ki, cehalet kadar büyük bir düşman yoktur. Büyüklerimizin “cahil dostun olacağına akıllı düşmanın olsun” sözü de bunu açıklar mahiyettedir. İlimle atılan adımlar, sahibini derece derece yükseltirken, cehaletinde ısrar edenin de akıbet itibariyle kaybedenlerden olacağı muhakkaktır.

İlim, Allah’ın kemal sıfatıdır. İlimle insanın maneviyatı gelişir, kemale erer. “Oku” emriyle başlayan vahyin muhatapları olarak, geçen ay Batman’da yüz kırk dört genç bacımız dört yıllık eğitimlerini tamamlayarak, âlime olup icazetlerini aldılar. Rabbimden aldıkları icazetlerinin nur-u daim olmasını diliyorum.

Şüphesiz ki, bacılarımızın aldıkları icazetlerin arkasında güçlü ve iman yüklü anneler bulunmaktadır. O anneler ki, “Rabbim! Ben karnımdaki sana adadım” dercesine Hanne-i bir fedakârlıkla adadılar evlatlarını… Uzun bir zaman, bu uzaklık, içleri yakan hasret ateşine takılmadan “Rabbinize güzel bir borç verin” diye buyuran Allah-u Teâlâ’ya “Lebbeyk” diyerek “Bizden kabul buyur Ya Rabbim” diyen anneler, görünen sahnenin arka tarafındaki, güçlü kalenin duvarı mesabesindeydiler…

O anneler ki; güven ve teslimiyet libasına bürünerek, adadılar en sevimli olanlarını, En Yüce olana! O anneler ki, Hanne olmak için tarihin arka sayfalarına gitmenin gerekmediğini, “iman varsa imkân vardır” hakikatini yaşayarak kanıtladılar… Bugüne dek nice anneler adadılar Allah’a en kıymetlilerini… Tarihin altın harflerle yazdığı asırlar öncesinde, İmran’ın karısı Hanne vardı ve bugün bu anneleri yazmakta aynı kalem…

Ey Hanne’yi örnek Meryem’i gaye edinen anneler!

Gelecek nesillere en güzel mirası bıraktınız. Uzun, zahmetli, bir o kadar da mukaddes bir yolda Meryemlerinize en büyük destek sizin doğru yolda kullandığınız şefkatiniz oldu… Dünya ve ahiret yurduna en güzel rızkı hazırlamış olmanın huzuruyla taçlandınız… Sizlere bakıp da gıpta eden milyonlarca annenin yüreğine dua olup yansıdınız… Her şeyin değerinin para ile ölçüldüğü asrımızda gerçek huzurun ve üstünlüğün İslam’la mümkün olacağını haykırdınız… “Üstünlük ancak takvadadır” hakikatine ayine oldunuz… Okul, sınav, zor hayat şartlarını dilinize alıp evlatlarınızın dünyasını süslemek yerine ahiret yurduna ait amel sandığınızı en güzel amellerle doldurmaktasınız.

Siz değerli âlime bacılarım!

“İlminden menfaat görülen bir âlim, bin âbidden hayırlıdır” hadis-i şerifine binaen aldığınız icazetlerden dolayı, vazifenizin daha büyük olduğunu unutmayın inşallah! Çok zor ve meşakkatli, uzun bir dönemi arkada bırakarak, yeni bir döneme attığınız adımlarınızın, daha dikkat ve ihlas üzere olmasına özen göstermeniz gerektiğinin her daim bilincinde olarak, Allah’a şükrünüzü en güzel şekilde sunmalı, zamanın hile ve desiselerine karşı en sert tokadın sahibi olmalısınız.
“İnsana ancak yaptığının karşılığı vardır” (Necm / 39) buyruğu, yol gösterici olarak her zaman ışığınız olmalı… Ve omuzlarınıza yüklenen yükün bir süreliğine değil, son nefesinize kadar en değerli yükünüz olduğunu ve bu yolda çalışmanın zaruri olduğunu unutmayın. “Allah’tan ancak âlimler hakkıyla korkarlar” ayeti, takva ile yükseliş yolunda size, gayret olmalı…

Annelerinizin bağrından koparak geldiğiniz bu coğrafyada, hem ilmin üstünlüğünü hem de âlimin önemini hatırlatarak, tüm Müslümanlar için büyük bir şeref ve gurur kaynağı olduğunuzun bilincinde olun… Bu öyle sıradan bir olay değil elbette. En güzel yıllarını okul sıralarında “kendi ayakları üzerinde durmak” ya da “özgürce para harcamanın” adına verilen mücadelenin bir benzeri de değildir… Bu İslam’ın en güzel şekilde anlayıp öğrenmenin, yaşayıp yaşatmanın uğruna verilen mukaddes bir davadır… “Her kabileden bir cemaatin dini iyice öğrenmeleri gerekmez miydi” (Tevbe / 122) ayeti kerimesine “lebbeyk” deyip, bu yola baş koymaktır aynı zamanda.

Evet, bir başlangıçtır attığınız bu adımlar! Bir uyanış, yeniden dirilişin simgesidir aldığınız belgeler… Bu İslam ve Müslümanlara Allah’ın hazine-i rahmetinden büyük bir ikramdır…

Siz ey âlime bacılarım! Her biriniz asrın Meryem’i olma yolunda attınız adımlarınızı… Sizi izleyen Müslümanların Allah’ı hamd ile tespih etmesine vesile oldunuz… Unutmamalısınız… Bugünden sonra yükünüz daha ağır ve vazifeniz daha büyük olacaktır. Allah’tan sizlere sunulan bu lütf-u İlahi’ye sımsıkı sarılmanın zamanıdır. Büyük zorluk ve meşakkatlerle elde ettiğiniz icazetleriniz yarınlarınıza yön gösteren pusuladır aynı zamanda. Bilin ki yeniden dirilişe sizin isminizle imza atıldı bu kutlu yola…

Ve Hz. Peygamber (SAV)’in Mekke’yi fethederken başını Kasva’nın sırtına değecek kadar eğdiği gibi olmalı başlarınız ki; nefsiniz sizi az bir paha karşılığında gururlandırmasın. Nice insanlar Allah’ın kendilerine lütfettiği makam ve mevkiden dolayı gurura kapılıp, kaybedenlerden olmaktadırlar. Allah, bahşettiği makamdan dolayı sizleri kibir ve gurura karşı korusun. Rabbim icazetlerinizi mübarek ve kutlu eylesin inşallah…

Reyhan Çelebi / Nisanur Dergisi