ŞIRNAK - Şırnak Nuh Eğitim Derneği Başkanı Nurettin Tatar, yardım çalışmalarını İlke Haber Ajansı'na anlattı. Zengin ile fakir arasında köprü olduklarını belirten Tatar, her ay düzenli yaptıkları yardımları Ramazan ayında arttırarak sürdürdüklerini söyledi.
 
Röportajın tamamı:
Derneğiniz hakkında bize biraz bilgi verebilircisiniz? Nasıl bir hizmeti esas olarak görüyorsunuz?
Derneğimiz 2010 yılında tamamen gönüllülerden oluşan, amacı, gayesi sırf Allah rızası olan kişilerden oluşan bir hayır kurumudur. Derneğimiz, Nuh Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği, toplumun eksik gördüğü maddi manevi olguların temini için çabalayan bir dernektir. Kurulduğu günden beri toplumun sosyal kültürel, sağlık ihtiyaçları noktasında çaba gösteren derneğimiz, epey mesafe alarak güven noktasında da toplumun teveccühünü kazanmıştır.
 
Toplumun maddi ve manevi içinde bulunduğu sıkıntılar ve ihtiyaçları vardır. Biz de bunları tespit ederek komisyonumuzdaki arkadaşların gidip yerinde görerek bu sıkıntıları gücümüz nispetinde çözmeye çalışıyoruz. Dernek olarak haftalık kültürel dini sohbetlerimiz programlarımız var. Erkeklerin ayrı bayanların ayrı programları var. Gençlere yönelik çalışmalarımız var. Özellikle Allah’ın dinini eksiksiz bir şekilde insanlara ulaştırmada çaba gösteriyoruz. Toplumumuzda yardıma muhtaç kimsesiz, yetim, öksüz, unutulmuş insanlara ulaşmaya çalışıyoruz onların bir nevi sesi oluyoruz. Sofralarına bir tuzda biz olmaya çalışıyoruz.
 
Derneğiniz ne zaman kuruldu ve kurulduğu günden bu yana ne kadar insana ulaştınız?
Derneğimiz 2010 yılında fiilen kuruldu. Kurulduğundan bugüne kadar binlerce kişiye ulaştık. Özellikle yardımlarımız rahmetin sağanak sağanak yağdığı Ramazan ayında yoğunlaşıyor. Kurban Bayramında toplu kurban kesimleri ile yüzlerce binlerce aileye et yardımı yapıyoruz. Her ay düzenli olarak durumları çok kötü olan ailelere de durumlarımız ölçüsünde 150-200 aile arası bir gıda yardımımız oluyor.
 
Çalışmalarınız hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? Örneğin kendilerine yardım edecek aileleri nasıl tespit ediyorsunuz?
Biz fakir ve muhtaçları tespit ederken çok hassas davranıyoruz. Bize güvenip sadakalarını zekatlarını teslim eden hayırsever vatandaşlarımızın eksiksiz ve doğru kişilere ulaşması noktasında çok çaba gösteriyoruz. Biz bu tespitleri yaparken bize danışan veya arayan muhtaç kişilerin evlerine gidip durumlarını yerinde görüyoruz bunları da kategorilere ayırarak en acilden normale doğru komisyonumuzca bunlar ayrıştırılmaktadır. Bu kişiler kimi başvuran oluyor kimi gönüllülerimizin tanıdığı veya komşusu olabiliyor. İhtiyaç durumuna göre listeye birinci derecede muhtaç 2'inci derecede muhtaç diye kayıt altına alınıyor. Yalnız kim olursa olsun isimleri alınanlar mutlaka gidip evinde görülüyor.
 
Yaptığınız çalışmalar bir nevi bir kamu hizmeti gibi. Dolaysıyla süreklilik getiren bir hizmet. Böylesine zor bir hizmetin devamlılığını sağlamayı nasıl başarıyorsunuz?
Her şeyden önce halkımızın ve gönüllülerimizin yardımlarıyla çalışıyoruz. Halk desteği olduğu müddetçe bizim de çalışmalarımız ve yardımlarımız Allah’ın izniyle devam edecek. Halkımıza güveniyoruz halkımızda bize güveniyor. İnşallah bugüne kadar teveccühlerine layık olmayı cenabı hak lütfetti bundan sonra da olacaktır inşallah.
 
Ne tür yardımlarda bulunuyorsunuz? Bu yardımlarınız ile ulaştığınız insanların ihtiyaçlarını ne oranda karşılıyorsunuz?
Yardım komisyonumuz var ve buradaki gönüllü arkadaşlar bu ihtiyaçları belirleme noktasında ailenin durumunu gözeterek bunları raporlaştırıp bize sunuyor biz de buna göre imkanlarımız ölçüsünde aileye ulaşıyoruz. Kimi ailenin bu devirde beyaz eşyası dahi olmayabiliyor, kiminin evinde halısı olmuyor biz de bu noktada yardımlarımızı yapıyoruz. Kimin ne eksiği varsa o noktaya yoğunlaşıyoruz. Genellikle yardımlarımız gıda ağırlıklıdır. Toplumumuzda büyük bir muhtaç kitle var ve bizimde imkanlarımız kısıtlı kalıyor ve tam anlamıyla yeterli olamıyoruz. İmkanlarımız ölçüsünde vatandaşların aciliyet durumuna göre de yardımlarımız eksiksiz yapılmaktadır. Yeterli olabilmesi için fakir ve muhtaçların yardımlarına koşan hayırsever iş adamlarımızın, esnaflarımızın vatandaşlarımızın, yardımlarını ve desteklerini bekliyoruz.
 
Bu çalışmalarınıza başladığınız günü dikkate alırsanız bugün geldiğiniz noktayı kendiniz için yeterli görüyor musunuz? Yeterli görmüyorsanız bu konuda hedeflediğiniz nokta nedir?
Biz 2010 yılında kurulan bir derneğiz, yani 4 yıllık bir geçmişimiz var ama buna rağmen muhtaçları tespit etmede, yardımcı olmada bayağı yol kat ettiğimizi görüyoruz. Tabi ki bu yeterli değil bizim amacımız toplumda elimizin ulaşabileceği kim varsa yardımcı olmak hepsine ulaşmaktır. Mutlaka ulaşamadığımız insanlar da vardır çünkü gerçekten muhtaç insanlar derdini anlatmada ya da ihtiyacını istemede utanıyorlar. Peygamber Efendimizin (sav) muhtaç insanları sayarken diyor ki, "Toplumda derdini anlatmaktan utanan çok fazla muhtaç kimseler vardır çok muhtaçtırlar ama Allah’a tevekkül ettikleri için insanlara haya ederler dertlerini anlatamazlar. İşte bizim bu gibi insanları bulmamız, tespit etmemiz gerekiyor. Hedeflerimiz budur böyle insanları bulmak zor olsa da zoru başarmak için buradayız.
 
Sürekli olarak toplumla birebir muhatap olan ve muhtaç aileler üzerinden çalışmaları yürüten bir dernek olarak halkın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhtaç insanların sayılarında bir artış olduğu ve insanların geçimlerini temin etmede giderek sıkıntı yaşadıklarını söyleye bilir misiniz?
Toplumumuzda zengin ile fakir arasında büyük uçurumlar vardır ve bu gitgide artmaktadır ne yazık ki. Zengin zenginleşiyor fakir de fakirleşiyor bu da toplumda büyük mağduriyetlerin oluşmasına neden oluyor. Şırnak’ı baz alırsak buradaki zenginlerimiz zekatlarını tam anlamıyla verirse inanın Şırnak’ta yardıma muhtaç insan kalmaz. Allah kimini zenginlikle imtihan ediyor kimisini fakirlikle bu nedenle Allah-u teala fakirleri zenginlere emanetçi kılmıştır. Zenginler zekatlarını fakirlere vererek bu görevlerini yapmak zorundadırlar ama ne yazık ki, vermedikleri için tam anlamıyla böyle toplumuzda fakir insanlar gitgide çoğalmaktadır.
 
Yardımlarınızı dağıtırken ya da muhtaç aileleri tespit etmeye giderken hiç unutamadığınız bir anınız var mı? Anlatır mısınız?
Biz bu işe başlarken Peygamber Efendimizin bir hadisini kendimize düstur ediniyoruz. 'Sebep olan kendisi yapmış gibidir' diye buyuruyor. Bizim amacımız zenginle fakir arasında köprü olmaktır. Zenginden alıp fakire, muhtaç insana vermek için buradayız. Gittiğimiz her kapıda ayrı bir hikaye, ayrı bir mağduriyet, ayrı bir anı vardır. Her kapı muhtaç gözle yolumuzu beklemektedir bu da bizi hem üzmekte hem sevindirmektedir. Üzülüyoruz çünkü bu insanlar muhtaç ve acaba geç kaldık mı acaba görevimizi ifa ettik mi? Diyoruz. Seviniyoruz çünkü sofralarına bir aş olabildik diye.
 
Son olarak maddi anlamda imkanları iyi olan insanlara bir çağrınız olacak mı? Özelikle toplumumuz için bir tavsiyeniz var mı?
Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor: "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diye işte bu mesajı iyi anlamak lazım. Resulullah (sav) bizlere sürekli yardıma muhtaç insanları gözetmemizi onların üstümüzde hakkı olduğunu söylüyor. Toplumuzda bu kadar fakir ve muhtaç aile varken ve halen bu insanların mağduriyetleri giderilmemişken elbette ki, toplumun varlıklı insanlarına büyük iş düşüyor. Bu vatandaşlarımızın mağduriyetlerini gidermek hepimizin görevidir boynumuzun borcudur. Bizim varlıklı ve hayırsever vatandaşlarımıza çağrımız Allah’ın size bir imtihan olarak verdiği bu malı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanız onların dertlerine derman olmanızdır. Hayırsever vatandaşlarımıza gelin diyoruz hep beraber bu vatandaşlarımızın elinden tutalım onların mağduriyetlerini giderelim. (İLKHA)