“Biden yönetiminin Yemen’deki krizi önemsemesi ve ABD’nin öncelikleri arasına koyması, bunun yanı sıra Yemen’deki duruma çözüm aramak için özel bir temsilci ataması bizi sevindirdiği gibi hiç de şaşırtmadı. Diğer yandan, Filistin sorununun ABD’nin yeni yönetimi tarafından öncelikler arasına alınmaması ve gereken önemin verilmemesi bizi üzdüğü gibi şaşırtmadı.

Yemen hem halkını hem de bütün ümmeti etkileyen ve altı yıldır devam eden bir felaket niteliğindedir. Tabii bunu Kararlılık Fırtınası operasyonunun başlangıcı olarak kabul edersek. Filistin sorunu ise, ilk Arap-İsrail savaşının başlamasından bu yana 73 yıldır devam eden eski bir felakettir.

Yemen’de savaşı durdurmak, ateşkesi başlatmak, insani koridorların açılmasını sağlamak ABD’nin elindedir. Belki de bütün tarafları bir masa etrafında toplayıp ülkede dengeli bir siyasi çözüme ulaşmak da. ABD bu hedefe ulaşabilmek için Yemen’deki taraflara ve onları destekleyen bölgesel güçlere baskı yapma gücüne sahip. Yemen’deki koalisyon güçlerine desteği durdurmak ve silah anlaşmalarını askıya almakla da bu yola girmiş oldu aslında.

Ancak aynı Washington, Filistin’de aynı lükse sahip değil. Zira İsrail’e baskı uygulamaya pek niyetli değil. Belki böyle bir baskı için elinde yeterli araçları yoktur. İçerde pusuda bekleyen Siyonist-Yahudi lobileri var. Diğer taraftan da ABD’nin İsrail’de bir çıkar şebekesi var ve bu şebeke ABD’yi farklı gözle bakmasını engellemektedir.”

(Oraib el Rintavi / Ürdün El Destur gazetesi, Çeviri: Duvar)