3 Şubat 2021 tarihinde Uluslararası “İslam İnkılabı; Yankı, Vizyon ve Yeni Meseleler” Diyalogu Konferansı Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi tarafından web konferans şeklinde düzenlendi.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri bu konferansa katılan düşünürlere teşekkür ederek şunları dile getirdi: Bazı batı düşünürleri inkılapların gelecek tarihinde dinin olmayacağını, inkılabın bir anlık ve psikolojik olması hasebiyle ya laik veya seküler olacağını iddia ediyorlar.

Batı düşünürleri dini küçümseyip hümanist bir bakışla beşerin sorunlarının çözümleneceğine inanmıştır. Hümanizme dayanmak sekülerlikle sonuçlandı, bunun için artık din toplumda yer almadı ve dinin rolü tecrübi ve şahsi işlerle sınırlandı.

Bazı Batı Düşünürleri Kilisenin Hakimiyeti Sebebiyle Dine Bakışları Aşırı Olumsuzdu

Onlar ciddi şekilde dinle mücadele ettiler; dini milletlerin afyonu bildiler ve dinin rolünü yok etmek istediler. Bu sebeple dini öğretiler bütünü ve dinin toplumdaki ifa ettiği rolüyle mücadele ettiler. Keza bazı batı düşünürleri Avrupa’da kilisenin hakimiyeti sebebiyle dine bakışları aşırı olumsuzdu.

İmam Humeyni (r.a) Dini Toplumsal Saadetin En Önemli Etkeni Biliyordu

İmam Humeyni’nin (r.a) bakış açısına göre din, toplum ve hakimiyette yer alabilir ve bu sebeple inkılaptan sonra yeni bir siyasi fıkıh yönelimiyle toplumsal alana giriş yaptı. Bu alandan bazıları ilim-din ve akıl-din çelişkisini konu ediyor ve ilmin olduğu yerde dinin yerinin olmadığını söylüyorlardı. İmam Humeyni (r.a) büyük bir işi başardı ki bunu Kur’an’ın mucizesi olarak isimlendirmek mümkündür. İran İslam İnkılabı sonrası din toplum ve siyasette yer aldı ve insan için programının olduğunu gösterdi.

İmam Humeyni’nin (r.a) dine bakışı minimum ve şahsi bir fenomen unvanında değildi. İmam Humeyni (r.a) dini toplumsal saadetin en önemli etkeni biliyordu. Bazıları sömürgecilik ve diktatörlükle dini mahvetmek istiyordu, ne var ki İmam Humeyni (r.a) dünyayı ihata eden Batı ve Doğu bloku alanında ve ülkelerin ya doğu ya da batıya bağlı olması gerektiği bakış açısı karşısında sömürü ve diktatörlük karşıtı dini bakışı yeniden diriltti ve bu gün sömürü ve diktatörlüğün karşısında mücadele eden yegane kudret gerçek adaletin peşinde olan siyasal İslam’dır.

Sömürü ve Diktatörlük Karşısında Direniş İmam Humeyni’yle (r.a) Yeniden Canlandı

Sömürü ve diktatörlük karşısında direniş İmam Humeyni’yle (r.a) yeniden ihya edildi. Dolayısıyla düşmanlar çeşitli senaryolarla  din ve dini hakimiyeti yok etme ve İslam inkılabını mahvetme peşindedir. Çünkü inkılap onların menfaatlerini tehlikeye sokmuştur. Günümüzde düşmanlar halkı ümitsizleştirmek ve inkılabın ilmi getirilerini görmezlikten gelme peşindedir. Düşmanlar halkla sorumlular ve sorumlularla halk arasında ayrılık oluşturmak istiyor.

İslam inkılabının ilmi getiri ve edinimleri benzersizdir. İran tıp alanında temel role sahiptir. Başka ülkelerden İran’a gelip İran’ın edinimlerinden yararlanıyorlar. Her ne kadar adalet gibi bazı alanlarda istenilen noktaya ulaşmasak da önemli olan inkılabın getirilerini korumaktır.

Ambargo ve Tehditlerin Tamamını Fırsata Dönüştürdük

Düşmanlar İran İslam İnkılabının aleyhinde zalim ambargolar uygulayıp inkılap için sorunlar oluşturdular, ama biz ambargo ve tehditlerin tamamını fırsata dönüştürdük ve bu da İran’ın çeşitli alanlarda derece kat etmesine sebep oldu. İslam inkılabının edinimleri çok geniştir ve çokları bunu görmek istemiyor.

Siyasal İslam Fıkhı Adaleti Eksen Karar Kılar

Siyasal İslam fıkhı toplumsal işlerde, sömürü ve diktatörlüğün karşısındadır. Siyasal İslam fıkhı, akılcılık ve maneviyatın eşliğinde adaleti eksen yapar ve sömürü karşısında direnişi de dikkate alır.

Dini öğretiler esasınca ve insanın kendisiyle, Allah’la, insanlarla ve sosyal çevreyle irtibatına derin bir yönelimle İslami yaşam tarzına önem vermeye gayret etmeliyiz. İslami yaşam tarzıyla, eğilim ve yönelim inceleme ve araştırma konusu yapılmalıdır. İslami yaşam tarzı yalnızca maddi lezzet değildir. İslam’ın bakışı sadece duyusal değil, aynı zamanda akli ve şuhudidir. İnsan sonsuzluk için yaratılmıştır ve ilahi yöneliminin olması ve kendi varlığında ruhi ve manevi değişim ve gelişim göstermesi de sonsuz olmanın bir getirisidir. Toplumun da böylesi bir maneviyata ulaşması gerekir. İslami yaşam tarzı, insanı geliştirip onun ihtiyaçlarının tamamını dikkate alır. (Ajanslar)