2019'un sonlarından bu yana, Siyonist İsrail güçleri Filistin'de yüzlerce genç kadın ve erkeği hedef alan toplu bir tutuklama kampanyası yürütüyor. Her türlü vahşeti gözler önüne seren baskınlarda, şafakta evlerindeki eşyalara da el koydular.
Avukatlarıyla görüşmelerine izin verilmeyen Filistinliler, haftalardır sorgu hücrelerinde tutuluyor. Hücre evlerinde tutulanların hangi suçtan tutuldukları hakkında bilgi verilmiyor.
Aileler baskı ve tehditlerle korkutulurken, insan hakları savunucuları raporlarına göre korkunç fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalıyorlar. Bu çilelerin çoğu, aylarca keyfi hapis cezasından sonra tutukluların serbest bırakılmasıyla sona eriyor.
Önceki gün gerçekleştirilen toplu tutuklama operasyonlarının, İsrail'in Filistin coğrafi bölünmeleri konusuna verdiği öneme işaret ediyor
Yargılananlara gelince, tamamı uydurma ve gülünç gerekçelere dayanıyor. Birzeit Üniversitesi öğrencisi Layan Kayed, Filistin Kurtuluş Halk Cephesi (PFLP) ile bağlantılı öğrenci hareketi faaliyetin bir parçası olarak falafel sandviçleri yapma ve satma nedeniyle “terörist faaliyet” olarak değerlendirildi.
Mays Abu Ghosh adlı öğrenci ise, üniversitenin öğrenci Birliğine üyeliği ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandı. Onun da tutuklanma gerekçesi diğerlerinden pek farklı olmayan gerekçelerle; Kahve etkinlikler ve kitap satmak… Gelirleri “terörist” faaliyetler için kullanılıyor iddiası.
Bu tutuklama kampanyası aşırı sosyopolitik bir risk taşıyor. İşgalci İsrail, askeri bahanelerle sosyal ve politik gençlik ağını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Sosyal, kültürel ve akademik çalışmaları Anti-Siyonist değerlere ve mücadelelere bağlı olan bir gruba karşı bir savaş yürütüyor.
Filistinlilerin son on yılda tanık oldukları en önemli siyasi dönüşümler arasında, organize silahlı direnişin tamamen çöküşü ve popüler siyasi faaliyetlerin çökmesi yer alıyor. İsrail, işgal altındaki Filistin genelinde bunu, ikinci İntifada olaylarına derin, sistemik bir yanıtın parçası olarak sağlamayı başardı.
Yeni gerçeklik, 2015'ten sonra, herhangi bir siyasi gruba bağlı olmayan insanlar tarafından yürütülen “bireysel saldırıların” ortaya çıkmasıyla başladı. İsrail, bu saldırıları öngörme ve engellemedeki zorluklar nedeniyle endişe duyuyordu. Aynı zamanda siyasi örgütlenmeyi ve işgale karşı mücadeleyi ezmedeki zaferinin güven verici bir işareti olarak da görüyordu.
İsrail'in zaferinde çatlaklar
Ancak bu gerçeklikte bile, son yıllar İsrail'in zaferindeki çatlakları ortaya çıkardı. En önemli olaylardan biri, İsrail'in Mart 2017'de Filistinli aktivist Basil el-Araj'a suikast yapmasıydı. Bu, onu geniş gençlik kesimleri arasında ulusal bir devrimci sembol haline getirdi ve son tutuklama kampanyasını anlamanın anahtarı olan iki merkezi sosyal faktöre ışık tuttu.
İlk olarak, Araj'ın hikâyesi Filistin diasporası, işgal altındaki Batı Şeria ve 1948 toprakları arasındaki sömürge coğrafi bölünmelerini aştı. Araj, sosyal medyada yer aldı ve küresel olarak Filistinli gençlerle sağlam ilişkiler kurdu. Filistin sembolüne dönüşmesi, İsrail'e Filistinlileri parçalamak için yarattığı coğrafi ve sosyal bölünmeler arasında uzanan devrimci bir söylem olasılığını gösterdi.
Basil el-Araj, 2017'te işgalci İsrail kuvvetleri tarafından öldürüldü, ancak direnişin sembolü oldu
İkincisi, Araj'ın suikastı bu bölünmeleri aşmanın önemini gösterdi. İsrail, Filistin sosyal yaşamının çeşitli yönlerini işgale direnen bir farkındalıktan temizlemeye çalıştı. Araj'ın Şehitliği, Filistinlilerin yayıncılıktan eğitime, araştırma projelerine ve feminist hareketlere kadar anti-Siyonizm ile içsel olarak bağlantılı kültürel ve sosyal faaliyetler inşa etme girişimlerini yeniden canlandırdı.
Daha sonra, Ağustos 2019'da, Ramallah bölgesindeki bir su kaynağını patlayıcı yerleştirerek patlattı. Bu, yerleşimcilerin defalarca kontrol altına almaya çalıştıkları bir kaynaktı
Soruşturma, İsrail makamlarının bu olaya dahil olduğu iddia edilenleri Aralık 2019’da topladı. İsrail'in istihbarat servisleri saldırıyı, solcu gençlik çevrelerini boyun eğdirmek, korkutmak, sosyal ağları yok etmek ve yeni örgütsel yapıları engellemek amacıyla şiddetli bir baskı operasyonu başlatmak için bahane olarak kullandı. İşgal altındaki topraklarda baskınlar ve tutuklamalar yapıldı.
Coğrafi bölümler
Bugünkü toplu tutuklama operasyonlarının unsurları, İsrail'in Filistin coğrafi bölünmeleri konusuna verdiği öneme işaret ediyor. Bu, bazı tutuklulara karşı uygulanan “düşman devletini ziyaret etme” ve “yabancı bir ajan ile iletişim kurma” suçlamalarından açıkça görülmektedir. Bu tür belirsiz hükümler Filistin dışındaki herkes için geçerli olabilir.
Sonuç olarak, herhangi bir yerde, herhangi birileri bir bahaneyle- özellikle İsrail'in Arap “düşmanları” olarak tanımladığı ülkelerden - herhangi bir ilişki cezai bir suç olarak görülebilir. Bu tür yasalarla İsrail, Filistinliler ve diğerleri arasındaki ilişkileri kontrol etmede nihai gücü korumak istiyor.
Siyasi ve sosyal alanları bir araya getirme stratejisi, İsrail'in 2016 yılında yürürlüğe giren ve herhangi bir insani, sosyal veya kültürel faaliyeti “terörizme destek ” olarak yorumlayabileceği bir “terörle mücadele” yasasının yürürlüğe koymasıyla başladı.
Adalah Hukuk Merkezi, yasanın “Filistinli İsrail vatandaşları tarafından - hatta insani ve kültürel faaliyetler - işgaline karşı çıktıkları ve kurbanlarını destekledikleri için terör eylemleri olarak sıklıkla üstlenilen siyasi faaliyetleri tanımladığını” söyledi. Bu, birçok tutukluya karşı alınan suçlamalarda belirgindir.
Acımasız işkence
Bu tutuklama kampanyası, terörize etmek ve bastırmak amacıyla geniş bir sosyal segmenti hedef alıyor. Bunu doğrulayan şey, İsrail güçlerinin tutukluları sorgulama ve işkence etme istekliliğidir.
Yeni olan, işkencenin kendisi değil, işkencenin yaygın olarak bildirildiği istihbarat servislerinin ısrarı. Rezil vakalar arasında kemikleri kırılmış ve komaya giren Samer el-Arbeed; uzun süre şiddetli tokat ve stres pozisyonlarına maruz kalan 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Mays Ebu Ghosh; ve işkenceden sonra fotoğrafları yaygın olarak dolaşan Walid Hanatshe.
İsrail istihbarat güçleri, korku yaymak ve iç çatışmaları kışkırtmak amacıyla serbest bırakılan tutuklular aracılığıyla diğer gençlere tehdit göndermek gibi ilkel psikolojik taktiklere de devam ediyor.
Bu tutuklama kampanyası, sömürge gerçekliğine boyun eğmeyi reddeden verimli bir sosyal dokuyu harakete geçirmeyi amaçlamaktadır. (Majd Kayyal / MEE - Hürseda Haber)



