Londra’dan yayın yapan Rey el-Youm gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdulbari Atvan Lübnan, BM Genel Kurulu toplantısında Suriye’ye yönelik skandal suçlamalarda bulunan Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdullah el-Muallimi’nin yaptığı konuşmanın perde arkasını yazdı.
Suudi diplomat Muallimi, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada sert bir dille Lübnan Hizbullah Hareketi ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı suçlamıştı.
Abdulbari Atvan’ın kaleme aldığı yazıda, şu ifadelere yer verildi:
“Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Beşar Caferi, birkaç gün önce Al Mayadeen ile yaptığı röportajda Suudi mevkidaşı Muallimi'ye iyi bir yanıt verdi.
Suudi Arabistan'ın BM temsilcisinin Suriye'ye yönelik saldırgan bir tavır sergilemesi ülkesinin yeşil ışığı olmadan mümkün değil. Suudi Arabistan ile Suriye arasındaki ilişkilerin sakinleştiği ve iki ülkedeki büyükelçilikleri yeniden açma noktasına geldiği bir dönemde, bu ani tutum değişikliği sorgulanabilir. Suudi yetkilinin Beşar Esad'a yönelik skandal suçlaması dikkat çekici nokta konuşmasının zamanlanmasıyla birlikte ülkeler arasındaki diplomatik tekâmüllere aykırı olarak dile getirmesidir.
Birkaç ay önce, Suudi Arabistan istihbarat başkanı Halid el Humeydan’ın başkanlık ettiği heyet, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Ali Memluk ile görüşmek üzere Şam'a gitti. Bu, Riyad ve Şam arasındaki ilişkilerin yeniden canlanacağı konusunda iyimserlik dalgası yarattı ve iki tarafın büyükelçiliklerinin yeniden açılmasından ve hatta anlaşmazlıkların geçici olarak çözülmesinden söz edildi.
Ancak Suudi Arabistan'ın ani şekilde Suriye ve Devlet Başkanı Beşar Esad’ı hedef almasının nedenleri çeşitli düzeylerde incelenebilir.
Şam hükümetine yakın kaynaklarla temasa geçip aşağıdaki bilgilere ulaşabildik:
*Suudi Arabistan, özellikle şu anda ülkenin gerçek yöneticisi olan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Suriye'ye kızgın; Çünkü Suriye'nin, Lübnan'daki müttefiki Marada Partisi lideri Süleyman Franjieh'den hükümet kurma sürecinde George Kardahi'yi aday göstermesini istediğine ve Bakan Kardahi'nin Yemen'deki savaşla ilgili açıklamaları nedeniyle istifa edip Suudi Arabistan'dan özür dilemesine izin vermemesini istediğine inanıyor.
*Riyad ve Abu Dabi arasındaki ilişkilerin bozulması nedeniyle Suriye-BAE ilişkilerinde hızlı iyileşme ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan’ın Şam ziyareti, Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed'in Beşar Esad'ı BAE’yi ziyaret etmesi için resmi daveti ve onun Suriye lideri Beşar Esad ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi Suudi Arabistan'ı rahatsız etmiştir.Çünkü Riyad yönetimi her zaman Arap-İslam ülkelerinin liderliğini yapmak ve her konuda öncü olmak istiyor.
*Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Siyasi Danışmanı Buseyna Şaban’ın Riyad ile Beyrut arasında diplomatik krize yol açan Lübnan Enformasyon Bakanı George Kardahi’yi desteklemek için Al Mayadeen TV’nin web sitesinde yayınlandığı yazıda, Kardahi'nin istifasının gelecekte Suudi Arabistan'ın diğer Lübnan hükümet bakanlarının görevden alınması için baskısını artıracağına vurgu yapılması Suudileri öfkelendirmiştir.
*Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki günlük Katar ziyareti sırasında eş zamanlı olarak bölge turuna çıkan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la başkent Doha’da bir araya geldiğine dair birkaç resmi bilgi yayınlandı. Bu görüşmenin en belirgin sonuçlarından biri de Suriye'ye karşı Türk-Suudi ittifakının yeniden kurulması ve bu ülkede savaşın alevlenmesi oldu."
Arap yorumcu yazısına şöyle devam etti:
"Bu bağlamda bir kaynak Rey el-Youm gazetesine verdiği açıklamada, Suriyeli yetkililerin Suudi Arabistan’ın BM Temsilcisi Muallimi’nin sert ifadelerinden şaşırdıklarını, ancak Riyad yönetiminin asıl hedefi belirlenene kadar medyada gündem oluşturmak istemediklerini söyledi.
Suriye'nin George Kardahi'ye desteği ne gariptir ne de ayıp sayılır.Çünkü bu şahıs Suriye'nin parçalanmasına ve Şam yönetiminin devrilmesine yönelik komplolara karşı medyadaki duruşuyla tavır aldı.
Suudi yetkililer şu anda bir kaos ve kafa karışıklığı içindeler.Zira bugünlerde, Yemen savaşı ve özellikle Marib ve birçok cephe hattında baskı altındalar; Durumun hiçbir şekilde Riyad’ın lehine olmadığı belirtiliyor."
Abdulbari Atvan yazısında, "Bugünlerde Suudi yetkilileri büyük endişeye sevk eden bir diğer konu da, Riyad ve Pekin'in balistik füze üretiminde işbirliği yaptığının ortaya çıkmasının ardından Washington'un Suudilere duyduğu öfkedir. Suudi Arabistan ayrıca İran konulu Viyana görüşmelerinden de rahatsız." ifadelerini kullandı.
Suriye savaşında Suudi Arabistan'ın sergilediği tutumun eleştirildiği yazıda, "10 yıl önce Fars Körfezi'ne kıyısı olan Arap ülkeleri de dahil olmak üzere 65'ten fazla ülkenin başlattığa savaşa karşı çıkan Suriye'nin artık küçük çaplı çatışmalarda kaybedecek zamanı yok." yorumu yapıldı. (Ajanslar)



