Birkaç gün önce BM Genel Kurulu İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklarla ilgili bir tavsiye kararı aldı. Gözlemci üye olan Filistin'in tasarı sunma hakkı olmadığı için Nikaragua'nın sunduğu tasarıda, 1967'de işgal edilen toprakların uzun süreli (55 yıl) işgali, yerleşimi ve ilhakı hakkında karar vermesi için konunun Uluslararası Adalet Divanı'na götürülmesi öngörüldü. Yapılan oylamada karar, çoğu Batı ülkesi olan 27 karşı oy ve 58 çekimser oya karşın 98 oyla kabul edildi.

İsrail yetkilileri yaptırım gücü olmayan bu tavsiye kararına çok sert tepkiler verdiler. İsrail Başbakanı, "Sorunlar BM koridorlarında çözülmez, sahada bir şeyi değiştiremez, hattâ size karşı şiddeti-escalation artırmamıza neden olabilir" diyerek tehdit etti.

Bu konuda en gerçekçi tepkiyi ise oylama öncesi görüşmelerde İsrail'in BM Temsilcisi verdi (aşağıdaki video)." BM, (barış sürecinde) herhangi bir ilerleme umudunun tabutuna son çiviyi çakmak üzeredir. Filistinliler, Uluslararası Adalet Divanını-UAD İsrail'i şeytanlaştıran bir kitle imha silahı olarak kullanmaktadır. Hiç kimse Yahudi halkına atalarından kalan (ancestral kelimesini kullanıyor) kendi topraklarını sömürgeleştirdiğini-kolonize ettiğini söyleyemez!"

Diplomatik dilden halkın anlayacağı sokak diline çevirelim. İsrail'in BM temsilcisi, karar tasarısına kabul oyu veren (aralarında Türkiye de var) dünyanın büyük çoğunluğuna parmaklarını sallayarak şöyle diyor:

"ABD sonuna kadar arkamızda, istediğiniz kararı alın. Binlerce yıl önce tanrının bize vermiş olduğu topraklar ve bu topraklarımızı binlerce yıldır işgal etmiş yerliler hakkında ne yapacağımıza ancak biz karar veririz. Onun için kararınızı ve BM'nin yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanını alın da münasip yerinizde değerlendirin."

İsrail'in BM temsilcisi dünyaya bu sözleri söylemekte haksız mı? İlk kez mi söylüyor? Yine UAD'nin İsrail'in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın yasadışı olduğu ve yıkılması gerektiğine dair kararı, 2004 yılında BM'de 6’ya karşı 150 oyla kabul edilmişti. (http://arsiv.ntv.com.tr/news/279061.asp)

İsrail o zaman da bu kararı hiç takmadı. Tanımayacağını ilan etti ve hattâ duvarı daha da uzattı, yeni eklemeler yaptı. 18 yıl sonra hem UAD'nin kararı hem de duvar münasip yerlerde durmaya devam ediyor.

(Emir Aşnas, twitter.com/AsnasEmir)