Allah (c.c) selametlik versin bir seydamız en ufak bir yamukluk görse veya hissetseydi, muhatabı kim olursa olsun zaman, mekân ve şartlara takılmadan ‘’ … Dürüst olun dürüst…’’ derdi. Onun için arkadaşlar zaman zaman bir birlerine seydamızı taklit ederek takılırlardı. Seyda’mızın talebeyi kabul şartlarından biri ‘’neye mal olurda olsun doğruluktan ayrılmama’’ ve bir diğer şartı ise ‘’ yalan ve abartılardan uzak durmak’’ tı. Tabi ki bu iki şartı ayet ve hadislerden aldığı şu kısa tabirlerle delillendirir dillendirirdi:
‘’ … Kunu maas-sadîkîn…’’(tevbe:119) yani ‘’ sıddıklar (doğrular)la beraber olun’’
‘’… Aleyküm bis-sîdkî’’ (muttefekun-aleyh) yani ‘’ sıdka(doğruluğa) sarılın, yapışın, devam edin, ayrılmayın’’
‘’… En-necatu fis-sîdkî’’ yani ‘’ kurtuluş doğruluktadır.’’
‘’ … İyyâke vêlkêzîbe ‘’ yani ‘’ yalandan sakın, uzak dur.’’
Bu hususlardan daha çok delil getirilebilir. Ben sadece seydamızın sık sık vurguladıklarını zikrettim. Her doğruyu her yerde söylemek doğru olmayabilir fakat kişinin her söylediği doğru olması zorunludur. Öyle ise şimdi sözü ‘’ dürüst’’ olmasını istediğimiz birey ve kitlelere getirelim.
Şu HDP-PKK ve türevleri ile onları temsilen başlarındaki mr. DEMİRTAŞ a gelelim hatta sistem ve bileşenlerinide bunların yanına ekleyebiliriz. Buna kızanlar olabilir kusuruma bakmayın kimse kızmasın büyüklerimiz ‘’ dokuz at bir kazığa bağlanmaz.’’ Demişler. Ne yazık ki hali hazırda tepeden tırnağa, genelden özele her yerde her şeyde ‘’ dokuz atın bir kazığa bağlandığını’’ görmemek için kör olmak gerekir. Bunu bilerek ya da bilmeyerek yapılması bir şeyi değiştirmiyor. İster küresel güçler, ister ulusal güçler, ister derin güçler, ister örgütsel dinamikler, isterse halk bunu yapsın hiç fark etmiyor. Sonuçta kaos, kan, gözyaşı, yıkım, yakım, tehdit, şantaj, diklenme, seviyesizleşme, ilkesizleşme varsa demek ki tespitimiz doğrudur. Meclis kazığına bağlanmış atlara bakın bir hele. Nasılda bir birlerine saldırıyorlar, hiçbir ilke tanımadan. Hiç birisinin bunun halkın huzuru, menfaati ve adalet için yaptığına inanmıyorum, hepsinde parti, kişi ve ideoloji çıkarları ön plandadır. Bu halk ya bu partileri tanımamış yada onların bu çirkin durumunu bile bile onları destekliyor ve kendisini bu kaos, kan, gözyaşı, yıkım, yakım ortamına, huzursuzluğa müstahak kılıyor. Eğer halk bilerek bu ilkesizlere destek veriyorsa biran önce bakışını ve safını değiştirmelidir.
‘’Bir kavim(topluluk) kendi özündekini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez.’’ (RAD:11) Efendimiz (s.a.v): ‘’ siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz’’ buyurması halka net mesajı veriyor. Sözün özü herkesin fıtrattaki özüne dönmesi lazım. Onun içinde bilenler üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Buna binaen bazı sorular sormak istiyorum.
-Hangi yüzünüz daha doğru?
-Doğu mu? Batı mı?
-Barışçı mısınız? Savaşçı mısınız?
-Türk müsünüz? Kürt müsünüz?
-Müslüman mısınız? Sosyalist misiniz?
-Komünist misiniz? Faşist misiniz?
-Kapitalist misiniz? Nasyonalist misiniz? Demokrat mısınız?
-Alevi misiniz? Sünni misiniz?
-Sadist misiniz? Vandalist misiniz?
Her ne iseniz ya da kendinizi nasıl görüyor ve tanımlıyorsanız tanımlayın artık bu milletin yakasından o pis necis ellerinizi çekiniz. Öyle taban tabana zıt söylem ve eylemlerin tavır ve davranışların bir arada bulunması muhaldir. Bunları ancak ‘’ iki yüzlülük’’ kelimesini kendinde toplar. Onun için artık bu tilki siyasetinden vazgeçip ‘’ dürüst olun dürüst’’ .
Bu millette artık dürüst olmayanlardan bir şey beklemenin abes olduğunun şuuruna varmalıdır ya da vardırılmalıdır. Ekonomiyi, kültürü, nesli mahvetmeye çalışan şu ikiyüzlü HDP-PKK ve bileşenleri; Kürtlerin öz değerleri ile uyuşan bir taraflarını kalmadığını göremeyecek kadar ya körleşmiş ya da Kürt halkını körleştirdiğine inanıyor. Ama bunun beyhude olduğuna inanıyorum Allah ın izni ve inayeti ile Kürtler er geç onların o çirkin yüzlerini görerek hakikati anlayacaktır. Cüsseleri güzel görülebilir sözleri yaldızlı olabilir. Ama onlar kütükler gibidirler.
Mr. DEMİRTAŞ gelen bazı tepkiler ve ithamlar karşısında önce ne demişti ‘’ bende müslüman evladıyım’’ Bay DEMİRTAŞ kendisinin Müslümanlığını değilde anne-babasının Müslümanlığını dile getirerek evirip çeviriyordu, sonra ‘’ Müslümanım’’ demişti. Karşı tepkiler olsa gerek ‘’Müslümanım, sosyalistim’’ demişti. Sonra da ‘’Sosyalistim’’ daha sonra da ‘’ Devrimciyim’’ vs dedi. Kapitalistlere çatarken kendisini devrimcilikten çok uzaklaşmış bir kapitalist haline geldiğinin ya farkında değildi ya da kendisini çok uyanık sanıyordu.
Bir gün bu halk mr. DEMİRTAŞ’IN DBP sinin elinde bulunan belediyelerin durumunu öğrendiğinde onunda onu pohpohlayan basının da yüzsüne tükürecek ve ‘’ mr. DEMİRTAŞ çalıpta söylemenin yanında, çalıp yiyiyormuşsunuz da. Haram olsun zıkkım olsun.’’ Diyecek.
Ne demişler ‘’ Doğrunun yardımcısı Allah tır’’ öyle ise yalancıların ikiyüzlülerin, hainlerin, kalleşlerin yanında da şeytan vardır Allah ın yardım ettiklerinin er-geç zaferi muhakkaktır. Öyle ise onlardan olma gayretinde olalım.
En Emine Emanet Olunuz Wes-Selam.
(Vanolay.com.tr)