Kendisine çağrılanların en hayırlısı olan Allah u Rabbul Alemin’e hamd olsun..

Çağıranların en hayırlısı, insan-ı kamil Efendimize selat ve selam olsun…

Bir televizyon olsa, insanları kula kulluğu terk etmeye ve Hakk’a kulluğa çağırsa

Bir televizyon olsa, ailemizle oturup seyredebileceğimiz kadar iffetli olsa

Bir televizyon olsa, evden çıkıp gittiğimizde çoluk çocuğumuzu gözümüz arkada kalmadan teslim edebilsek

Bir televizyon olsa, ezilenlerin sesi, mustaz’afların hamisi olsa

Bir televizyon olsa, yüzsüzlerin maskesini düşürse, kurtların üstünden koyun postunu çekip alsa

Bir televizyon olsa, hakikat açık beyan ortada olmasına rağmen iftira ve yalanlardan medet umanların fitnesini kurutsa

Bir televizyon olsa, her taraftan sizi kıskaca almışlarken içinizi rahat etse, sesinize avaz olsa

Bir televizyon olsa, ekranlarında kendinizi görseniz

Bir televizyon olsa, fitnevizyonu defedip hanenize rahmetvizyon olsa

Bir televizyon olsa, sizi hep iyiliğe, dürüstlüğe, güzelliğe, vahdete, takvaya…çağırsa;

Nasıl, güzel olur değil mi?

Çoşkuyla verdiğiniz cevabı duyar gibiyim.

İnşallah..! Mevlam nelere kadir değil ki! O (cc) ol der sadece ve dilediği şey dilediği gibi olur..

Ama sizi çağıran TV sizi çağırmaya başlamadan önce size çağırsa icabet eder misiniz?

Kimin ne yeteneği varsa ortaya koyup bu işin manevi temelinde olması gerekirse ‘Lebbeyk’ der mi?

O halde herkes yetenek kâşifliğine başlasın. Herkes ihbar etmeye başlasın. Evet, evet herkes ihbar etmeye başlasın. Nerde bildiği bir yetenek varsa, kimin bir televizyona faydası dokunacağına inanıyorsa onu ihbar etsin. Kardeşlerini haberdar etsin. Hatta kendinizde bile faydası olacağını bildiğiniz/inandığınız bir meleke varsa kendinizi de ihbar edin.

Sizi çağırmaya başlamadan önce size çağrıda bulunan bir televizyonu endişe edin. Tam bir seferberlik halinde bu muazzam yükün altından kalkabileceğimize inanarak üstünüze ne düşüyorsa yapın.

Biliyorum, “yapın, edin, gidin, gelin” şeklinde emir kipinde bir üslup hem yazı adabına hem kardeşlik hukukuna aykırı ve kabul edilemez bir üsluptur. Kibir kokan emir kipini kasten tercih ettim.

Çünkü inanın çok önemsememiz gereken ve tam bir disiplin ile üstünde durmamız gereken bir hizmet alanına meyyal oluyoruz. Ne kadar yetenekli olursa olsun üç-beş kişinin altından kalkamıyacağını, üstelik pek de yabancısı olduğumuz bir sektör olduğunu da hatırlarsak emir kipindeki kastın nüktesi de anlaşılacaktır.

Söz meclisten içeri, yani herkes üstüne alsın:

Her kim ağzını açıyorsa görsel medyanın öneminden ve olmazsa olmazlığından bahsediyor. O halde herkese de bir şeyler düşecektir. Ve o herkes her kim olacaksa nazlanmadan, kemsüz kümsüz elini taşın altına koymak durumundadır. Kimse kendini küçümsemesin, yetersiz görmesin. Wallahi çocuklarımızın bile yapabileceği şeyler olacaktır. Yeter ki kendimize güvenelim. Bizi çağırmaya başlamadan bize çağrıda bulunan işe kulak verelim, icabet edelim

Bu haftaki yazımızın üslubunda sorun olduğunu kabul ediyorum. Fakat bazen içinizdekini dökebilmek için kelimeleri dikine kullanmanız gerekiyor. Umarım yazı işlerimiz bu haftalık hoş görür ve bu yazıyı okuyabilirsiniz..

SÜRÇ-Ü KLAVYE ETTİYSEK AFFOLA

SELAM VE DUA İLE


Serhad Bayram / Doğruhaber Gazetesi