Jitem Devletin Kendisidir Veya Jitem'in Merkezi Devletin Merkezidir
Diyarbakır Saraykapı-İçkale'deki eski Jitem Merkezindeki onarım nedeniyle, şimdiye kadar 15 insana ait kafatası bulundu. Bu sayı toplu mezar anlamına gelir. İnsanlar aynı gün öldürülmeseler de, öldürülme şekli-infaz ve gömülme şekli aynı olmuştur.
Bu mekan (Jitem Merkezi) Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi boyunca devletin kesintisiz kullandığı bir kompleks ve Jitem'in kullandığı bölüm Jandarma Merkez komutanlığına bağlı faaliyet gösteriyordu. Jandarma şeklen İçişleri, aslen TSK'ya bağlı bir birim.
Yani Jitem TSK'nın, devletin bizzat kendisi. Elemanları devlet görevlisi, maaşlarını devletten alan, yetkiyi devletten alan bir birim. Haliyle bu mekanizmanın işleyişinden sorumlu kimler varsa, bunlar aynı zamanda bu ve benzeri katliamlardan da sorumlu.
Zaman oldu Cumhuriyet hükümetleri ve devlet, Dersim ve Zilan'da ve onlarca hadisede olduğu gibi açıktan katliam yaptı. Zaman oldu Muğlalı örneğinde olduğu gibi onlarca insanı infaz etti ve bunu gizleme cihetine gitti. Kimi zaman da son Uludere katliamında olduğu gibi "terörist zannetme" bahanesiyle toplu katliamlar yapıldı. Jandarma zulmü, memur hakareti, işkence ve diğer mezalimi ayrıca zikretmekte fayda fardır.
Yetmezmiş gibi, mezalime karşı durduğunu iddia edenler de rejimden tevarüs ettikleri hastalığı kendi bünyelerinde yaşadılar, başkalarına da bulaştırdılar. Devlet-iktidar ve muhalefet kirlendikçe kirlendi. Bu kirlilik sağcıya, solcuya, Türkçüye, İslamcıya da sirayet etti ve korkunç bir hal aldı.
Son on yılda AB kriterleri, uluslararası hukuk müktesebatı çerçevesinde kanun üstünlüğü sağlandı. Hukukun üstünlüğü ise hala Türkiye'de sorun ve bu haktan Kemalistler dışında kimse yararlanamıyor. Mesela; Reisicumhur, Başbakan, memurlar, öğrenciler, Aleviler, Kürdler, dindarlar hukukun üstünlüğünden yararlanamıyor.
Alevi Cemevi açamıyor, Kürd mahkemede kendi anadilinde konuşamıyor, dindar çocuk başını örterek okula gidemiyor. Kemalizm zorla okutuluyor ve devlet daireleri birer puthane gibi. Yetmezmiş gibi; vergi dairelerinin önünde, orman dairelerinin duvarlarında bile Kemalizm işlenmektedir. Yani hangi yöne baksanız kamu malı işgal altındadır.
Okullarda öğrenci başına bir metrekare yer döşmezken, atatürk köşeleri hem zorunlu hem de epey yer işgal etmektedir. Yani katliam, zulüm, manevi baskı, ideolojik beyin yıkama ve dayatma beraber yürüyor.
Bunun tek çıkış yolu yeni bir anayasa ve resmi ideolojinin tasfiyesi, hukukun üstünlüğü, insanın onuru ve insani değerlerin önceliğidir.
Onun için PKK-TSK savaşı derhal durmalıdır. Bayrak, vatan, ülke yalanı ile kardeş kavgasını örtmenin veya buna destek vermenin mazereti olamaz. Bunu AKP de, Cemaat de, PKK de iyi anlamalıdır. Şiddet sarmalı, masumların kanı üzerinden iktidar, ideolojik veya başka bir biçimde rant sağlamak utançtır.
Barışın bir bedeli vardır; cesaret ve kararlılık ister. Bu cesareti ne AKP ne de PKK gösteriyor, maalesef. Ama Türkiye ve Kürdistan halkı buna dur diyebilir; savaşa hayır diyerek, gözaltı ve tutuklamalara hayır diyerek, hukuksuzluğa hayır diyerek.
(Haberdiyarbakir.com)