Dünyada hiç bir toplum yoktur ki,ilim ile yükseleceğinin idrakinde olmasın. ilim le bütünleşmenin cehalet ile savaşmanın her kulvarda insanlara ve toplumlara başarı getireceği aşinadır.
Bunun için önce ALLAHIN kuldan istediği kulvarda okumak sonra kategori farketmeksizin okumak ve öğrenmek kadın erkek çocuk yaşlı herkes için zarurettir.
Günümüzde adeta İnsan ölümlerinin hayvan ölümleri ile yarıştığı bir zaman dilimindeyiz, hatta kanımca temel besin olarak faydalanılan hayvanlar dışında insan kanının aktığı kadar hayvan kanı akmıyordur.
Bu ölümlerin çoğu Allahın koyduğu sınırları bilmemekten kaynaklanıyor
içki içip ,eve neden geç geliyorsun sorusuna
karısını onbeş yerinden bıçaklayanı mı dersiniz.
Kumar oynamış veya parasını tefecilere kaptırıp intihar edenlerimi dersiniz.,
Zina suçu işlemiş Aile cinayetine kurban giden kızları yada aldatan kadınları mı dersiniz.
ne derseniz deyin ölüm bugünlerde çok ucuz.Günümüzde
ölümü ucuzlaştıran başlıca neden cehalettir.
Alçalan bir toplum ancak cehaletten alçalır,Yükselen bir toplumu
öne çıkaran temel kaynak ilimdir.
Gözlerimizin nuru muhammed musatafa s.av ne güzel buyurmuştur
ilim çinde olsada gidip alınız
muhakkak ki Allah Resulu bugünümüzü yani
insanların özyurdunda garip ve mahzun olacağını biliyorduki ilim için yola çıkan bir insanın evine dönünceye kadar Allah yolunda olacağını müjdeliyordu.
Allah yolunda olmak ve Allah yolunda ölmek her insana nasip olmaz.bunun değerini bilmek gerekir.
Çinde ilim almayı bir kenara bırakalım.Nüfusunun
yüzde 99 u müslüman olan ülkemizde başörtülü bayanlarımızın (Halen) üniversitelere alınamaması ve
okumasına müsade edilmemesine ne demeli .
Anormal ,anlamsız, hukuksuz bir şekilde başörtüsü sorunu devam ediyor
Türkiye nin hukuk ilkeleriyle yönetilmediği, hukuk kavramının bir asır önce
önce infilak ettiği, İnsanların sosyal ve içtimai haklarına taaruz edildiğinden, anlaşılıyor.
Örneğin başörtüsü yasağı Türkiye’nin kendi çıkardığı yasalarıyla ,çeliştiğini gözler önüne seriyor..
Nasıl mı? .‘üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir’ yazılı bir kanun maddesi var..
Ayrıca‘üniversitelerde kız öğrencilerin kıyafetini yasaklayan’ hiçbir kanun maddesi yok iken, bu yasak nasıl yürürlüğe geçiyor.
Özellikle üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı, gerçekte, bir ‘keyfîlik’ simgesi, taşıyor.bu ben yaptım oldu vurgusudur.
Ben yaptım oldu’ vurgusunu yapanlar aynı zamanda, Adaleti, Hurriyeti, tanımam’ gerektiğinde baltalarım kavramını ortaya çıkarıyor.
Bu yönüyle de, kamu vicdanını yaralayan, dahası o dilimizden düşmez hale gelmiş ancak ortada görülmeyen‘toplumsal barış’ı dinamitliyor.
Bu muğlak yasak için,esasen her vicdan sahibi insan bu yasağın saçmalıktan ibaret olduğu konusunda hem fikirdir.
Bu mağduriyetten ötürü kızlarını okutamayan nice Anne ve Baba bu hukuksuzluk karşısında
elim acılar yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.
müslüman halk bulunduğu pozisyonu iyi bilmekte.
ülkenin yöneticilerini politkacılarını bir nebze daha yakından tanımaya başladı.
müslümanlar üzerine oynanan oyunlar renk değiştirsede bu zülüm devam ediyor
Başörtüsü sorunu radikal bir dayatmadır. ve müslüman halk dayatmalara hiç yabancı değildir.
İnsanların giyimi , yaşam biçimi ve yaşam anlayışları onların bağlı oldukları “kültür”ün bir yansımasıdır. Bu yansıma daki değişiklikler bir günde oluşabilecek değişiklikler olamaz ve hiç bir zaman da kökten olamamıştır.
başörtüsü sorunu neden çözülemedi,ve en önemlisi bu önem arzeden konu neden unuturulmaya çalışılıyor.bu sorunun kalkması için Ak parti hükümeti gerçekten çalıştımı?
Hatırlarsanız Ak parti genel başkanı R.Tayyib Erdoğan , bundan yaklaşık 7 yıl (iktidara gelmeden) önce meydanlarda bu mesele benim meselem demişti.ve bu sorunu çözecek tek partinin Ak parti olacağını vurgulamıştı.7 yıllık süre zarfında Başbakanın bu soruna dair bir,iki girişimi olmuştu ancak bir sonuç alınamamıştı.
Başbakanın, etrafındaki bunca danışmanla ve elindeki bu hatırı sayılır güç ile böylesine önemli bir sorunu askıya asması,%90 ı inaçlı olan insanların tepkisini ,çekmektedir.
2009 yılının yarısını geçtik.ve Okullar TATİLE GİRDİ.ancak Bu sorun halen devam ediyor.
Gerek Başörtülü oldukları için üniversitelere alınmayan müslüman bayanlarımızın gerek se her seçimde Ak partiyi destekleyenlerin nezdinde bu konuda
Ak parti kendine yakışmayan bir tavır sergilediğidir.
bu sorunun çözüme kavuşmaması neticesinde
unutmalıyız anlamını çıkarmak mı gerekir.
Unutmak Gafletin diğer adıdır.bu sebeple müslümanların gözü kulağı
(son seçimlerde Mardinde)Erdoğanın üzerindeydi.
Meydandakilerin “Başörtüsü sorunu çözülsün” şeklinde slogan atmaları müslümanların gaflette olmadıklarını ve bu sorunun bir an önce çözüme kavuşmasını istiyorlardı.
Çözümsüzlük çözüm değildir.
iyi bilinmelidirki başarısızlıklar başarıları getirir.
Bu yasakla herkes birer birer imtahanını verirken ,ruhlara yaşatılan tahribatın hesabını da sorumlu olan herkes verecektir.
Başbakan , yola devam dedi ,birileri tarafından tecrit edildi ;kimileri tamam artık buraya kadar dedi ve onlar da tecrit edildi.Herkes verdiği kararın sonucunu bir şekilde görecektir;mühim olan Allah ın huzurundan tecrit edilmemektir.Düşünülmesi gereken konu ,hayatının birden büyük bir değişikliğe uğramasıyla hayallerinden vazgeçen insanların ızdıraplı günlerinde onların sıkıntılarını kimler ne kadar paylaştığıdır.
Onun için kimse de kendisini "Ufak dağları biz yarattık, bizim hükmümüz şöyle geçerlidir, böyle etkilidir!" diye düşünmesin... İşte geldik, gidiyoruz. Gitmeyen var mı? Ve gidenler nereye gidiyor?
Ya Allah ın huzuruna gidiyorlarsa? Ya bir mahşer ikliminde herkesin yazdığı hayat defteri açılacaksa...
Birileri , Yola devam (e)derken hayat standartlarını yükseltmeye çalışıp yasak yüzünden mağdur olan hanım kardeşlerini düşünmesi gerekiyor.
Unutulmasınki,Unutulanlar unutanları asla unutmalar..
vesselam
Tayfun HAK / Hürseda Haber