Müminler, müminleri bırakarak kafirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa artık Allah ile arasında hiçbir ilişki kalmaz. Yalnız, kafirlerin size yönelik tehlikelerinden korunabilirsiniz. Allah, sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor. Sonuçta dönüş Allah adır. (Ali imran 28)

Biismihi Teala…
 
Tüm yetkinin bütünüyle Allah a ait olduğunu, kudretin Allah a özgü olduğunu, idarenin Allah a mahsus olduğu, rızkın tamamıyla Allah ın elinde olduğu gerçeğini hiç bir zaman unutmamamız gerekir.
 
Unutmamamız gerekir, gaflet; tüm insanları dikkatli olmadıkları ve Allah a gönülden boyun eğmedikleri sürece tehdit eden çok büyük bir tehlikedir.
 
İnsanın sürekli gaflet içinde kalmasının ve gafletin derinliğinin gün geçtikçe artmasının en büyük sebebi, kişinin kendini eksiksiz ve kusursuz görmesi ve halinden memnun olmasından kaynaklanıyor.
 
Dünya üzerinde pek çok insan, yaratılış amacını düşünmeden, nefsinin arzularıyla oyalanıp boş ve yararsız işlerle uğraşarak, şuursuzca yaşamını sürdürür. "Gününü gün etme" mantığıyla, sadece dünyadaki nimetlerin en iyisine ve en fazlasına sahip olmayı hedefler. Onun için önemli olan, "dünyaya bir daha mı geleceğiz" düşüncesiyle bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmektir. Bu yüzden de yaşadığı zaman dilimine sadece, kendince en fazla zevki ve eğlenceyi sığdırmaya çalışır.
 
Bu pek çok diye genel manada adlandırdığım insanların, Müslüman olmayanlarını bir kenara bırakıp, bizi bizleri ilgilendiren boş ve yararsız işlerle uğraşan Müslümanlara değinmek istiyorum... Günümüzde, pek çok Müslüman halen hakkı batıldan ayırt etmiş değildir. Allah Azimuşşanın Kelamullahından habersiz, uzak, beyhude, kör kütük bir iman ile yaşadığı gibi inanmaya başlamış ve başladığı gibi bitirmeye niyetlidir. Hâlbuki Allah’ın tek bir ayeti üzerine düşünse nefisinin, zevk ve eğlence putlarını yek yek düşürür. Örneğin Allah (c.c.) “Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” ayeti, bir Müslüman’ın dünyaya günü nü gün etmeye gelmediğini ve faydasız boş işlerden uzaklaşması gerektiğini açıkça ifade ediyor. Dünyada her şey insanın varlığı içindir. Sorun ise onun ne için var olduğu(!) değilmidir?
 
Hayvan, bitki, doğa, arş ve arz Rabbini tanır ve gece gündüz onu zikreder, buyruklarına itaat eder. Peki ya İnsan? Kendini ve Rabbini tanıyan bir insan, hangi akıl, izan ve mantık ile kısacık ömrünü zevk ve eğlenceye sığdırma gayretinde olur. Dikkat çekmek istediğim nokta şu, bir Müslüman, grileşmemeli… Berrak olmalı. Allah yolunun bir hizmet eri olmalıdır. Onun dinini yüceltmek, O nun emirlerine itaat etmek için çaba sarf etmelidir.
 
 

Türkiye’de kıble yüzü görmemiş, Müslüman’ım diyen binlerce münafıktan söz etmiyorum… Alnı secdede yüz binlerce Müslüman, halen doğruyu yanlıştan ayıramıyor. Namaza, başörtüye, İslam’a yasaklar dayatan TSK’da vatani görevini yapan bir asker, görev esnasında kör kurşunla öldürüldüğünde veya Kelime-i Şahadet getirmesini bilmeyen, buna rağmen Müslüman olduğunu iddia eden Kürd bir gerilla, özgürlüğü öne sürerek çatışmada öldüğünde, onu şehitlik makamına oturtmamız ne kadar yanlışsa, Allah’ın ismini anarak ve dinini yücelterek  alçak Siyonistlere, komünist Ruslara karşı Allah için cihat edip şehit olanlara ölü dememiz, büyük bir yanılgıdır.

 
 

Biliyorsunuzdur TRT’de yayınlanan Ayrılık dizisinde Filistin aleyhine bir takım değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. Yapımcı Selçuk Çobanoğlu eleştirilere karşılık, bölümde bazı savaş sahnelerinin kesildiğini açıkladı. Çobanoğlu diziyi kendi senaryolarına uygun çektikten sonra, TRT ye teslimettiklerini söyleyerek, "Biz diziyi çektiğimiz


gibi verdik, yayın aşamasında inisiyatif TRT nindir
" dedi. TRT nin "Ayrılık: Aşkta ve Savaşta Filistin" adlı dizisi, İsrailli askerlerin sivilleri bilinçli hedef aldığı yönündeki eleştiriler nedeniyle, Tel Aviv yönetimi tarafından tepkiyle karşılanmış ve Türkiye ye nota verilmişti. Esasen, filme bakıldığında birçok eksiklikler göze çarpıyor. İsrail ordusunun, Gazze saldırıları sırasında mazlum Filistin halkına, uluslararası anlaşmalarla yasaklanan fosfor bombasının yanı sıra, pudra bombası olarak adlandırılan başka kimyasal silahlarda kullandı. Bunu kendileri bile inkâr edemedi.
 
 

Şimdi TRT ye sormak gerekir. Müslümansınız(!). Madem herkesin ilgi ile izleyeceği Filistin gerçeğine ışık tutan ve milyonlarca dolara mal olan bir film çeviriyorsunuz. O halde saffınızı belli edin. Berraklaşın… Grileşmeyin…

 
Doğru olun ki, halkın nefretine değil, sevgisine mazhar olasınız. Doğru olunki, Hakk size merhamet etsin. Yukarıda verdiğim ayete bire bir muhatapsınız. Kimlerin dostusunuz? Müminleri bırakıp, kan içici zalimlerle mi uzlaşıyorsunuz?
 
Tüm yetkileri elinde bulunduran Allah’a karşı, nasıl bir güç sahibisiniz ki (!) O nun ayetlerine ters köşe oluyorsunuz? Allah (c.c.) sizleri, bizleri, herkesi uyarıyor… Siz gerçekleri örterek, filmin sahnelerini keserek aslında Allah (c.c.) ile ilişiğinizi kesiyorsunuz?
 
Evet.
 
Her insan öleceğini bilir, ancak öldükten sonra kendisini bekleyen ebedi azaptan habersizdir, ya da Allah ın üstün gücünü kavrayamadığı için bu azabın şiddetini düşünmez. Oysa bu azabın şiddeti, Kuran ın pek çok ayetinde tarif edilmektedir.
 
Müslümanların, Allah düşmanlarına dostluğu mümkün müdür? Aralarında hüküm verebilmesi için, Allah ın kitabına çağrıldıkları halde, sırtını dönen ve ondan yüz çeviren Allah düşmanlarına dostluk ile Allah a iman gerçeği bir tek kalpte buluşamaz. Onun içindir ki, müminler bundan ciddi biçimde sakındırılmış, hayatta Allah ın kitabının hakim olmasına taraftar olmayanlara dost olduğunda, Müslümanın İslâm dairesinden dışarı çıkacağı kesin biçimde belirtilmiştir.
 
Vesselam
 
Tayfun HAK / Hürseda Haber