En yaygın domuz türü olan yaban domuzunu  az çok bilirsiniz. Kurtların olmadığı  bölgelerde olukça  fazladırlar. Geceleri tarlalara ve bahçelere girerek tarıma zarar vermeleri ile bilinirler..

İnsanlar tarafından evcilleştirilmiş, olan bu  çiftlik hayvanı zaman zaman saldırgan ve tehlikeli olabiliyor. Ayrıca sert kılları geleneksel olarak fırçalarda kullanılmaktadır.

Bir seferde yaklaşık beş ile on  arasında yavru doğuran bu domuzlar, tutsaklık halinde kendi yavrularını yiyebilirler. Domuzların ter bezleri yoktur, bu nedenle sıcak havalarda kendilerine serin tutabilmek için sürekli olarak su veya çamura erişmeleri gerekir. Ayrıca çamuru derilerini güneş yanıklarından korumak için kullanırlar.

Öncelikle Yaban domuzlarının, İsrail ile paralel bir çizgide oluğunu, İsrail’in yaban domuzlarına benzediğini açık bir dil ile ifade edip bir kaç cümle ile ispat etmek istiyorum..

Ortaoğu, kurtlarının olmadığı, dış bölge kurtların göz diktiği  zengin bir coğrafyadır.

Bu bölgede kurt postuna bürünen ama bir domuz oluğunu unutan İsrail , yabanice dört bir yanına saldırıyor, evleri ocakları yıkıyor. Çocukları yaşlıları sivilleri gözünü kırpmadan öldürüyor. Herşey benim olmalı diyen, Yaban Domuzu gibi. Uzlaşma, anlayış gösterme, barış, hak hukuk, nedir bilmeyen İsrail tehlikeli oluğunu Dünyaya göstermeye çalışıyor.
Yaban Domuzundan yayılan virüs gibi. Yalan dolanlarla kibrit çöpü kadar yer (ç)almak için ölür ve öldürürler. Aç kaldığına yavrusunu yiyen Yaban Domuzu gibi.

Zenginliğin ve şeytanın gölgesinde barınmak  için her türlü çirkefliğe çamura yatar. Her yolu mübah görürüler. Çamuru güneş yanıklarına kullanan yaban Domuzları gibi.

Gazze ye insanlık dışı bir abluka uygulayan İsrail, bu gemiler eğer oraya ulaşabilirse, bundan böyle ablukanın herhangi bir anlamı kalmayacağının ve benzeri girişimlerin ardı arkasının kesilmeyeceğini iyi biliyordu. Saldırının ilk nedenlerinden biri buydu.

Türkiye halkının ve mazluma dost olanların tümü bu domuzların amacını biliyor olması İsrail’i endişelendirmeye yetmişti.. Başbakan Erdoğan’ın "one minute sözleri onları bir rövanşa zorluyordu. Bunu İsrail’deki Türkiye Büyükelçisini aşağılamakla göstermeye çalıştılar olmadı. Yine yüzlerine gözlerine bulaştırıp özür dilediler.

 Zaten batağa batmış vaziyette
olan İsrail şimdi bir çıkış kapısı arıyor. O çıkışı onlara sağlayacak ülke herkesin yakından tanıdığı büyük şeytan Amerika’dır.

Bana göre, İsrail harekata başlamadan önce Avrupa dan gelen gemilerinde filoya katıldığını anlaması üzerine  saldırıya ABD nin desteğini alarak bu harekata başladı. Zaten göstermelikte olsa , ABD hükümeti saldırıyı kınamadı .

Üzerlerinde  çakı bile olmayan, Yardım gönüllülerine vahşice saldırıp, gaz bombalarıyla güvertedekileri etkisiz hale getirmesi, sonra da taramaya başlaması İsrail’in bir çok şeyi göze alması anlamına geliyor..

Bu  vahşete imza atan yalnız İsrail değildir. Aynı zamanda en büyük destekçisi Amerika’da bu vahşetin mimarlarındandır.

İnsani yardım gemisine direkt öldürmek için girdiler. Bunun dünyaya açıklaması ve izahı yok. Uluslararası sularda suç işlediler  bu işledikleri ilk savaş suçu değil, bundan önemlisi İsrail bu suçu işlerken hiç çekinmiyor. İsrail üst düzey komutanlarından Barak, Operasyonu gerçekleştiren askeri birliğini resmen tebrik ediyor

Netanyahu, Bu saldırıya tam destek verdiğini söylemekten çekinmiyor. Gazze, abluka altında kalmak zorundadır diyor. Yani biz her isteğimizde Gazze’yi kolayca vurabilelim. Topraklarını ellerinden (ç)almamız için bu yoldan başka çıkış yok diyor..

Bu da demek oluyor ki, ya ölürüm yada karşımda duran  Gazze’ye sahip çıkan
herkesi öldürürüm.

Bende İsrail gibi düşünüyorum.. Ya Ölelim, Yada Öldürelim bu domuzları..

Dünya genelindeki protestolarda İsrail e lanet yağarken Türkiye ve Filistin lehine sloganlar atıldı. Bu İslam ümmetinin kardeşliği adına olumlu bir gelişme olsa da protestolara katılamama rağmen bu sloganik tepkilerin sonuç getirmediğini düşünmeye başladım.

Türkiye gücünün ve bağımsızlığının farkında olmalıdır. ABD ve İsrail ile ilişkilerini kesmelidir. Türkiye’ye atılan bu tokat  unutulmamalı,  hesabını en ağır biçimde sormalı Osmanlı tokadını göstermelidir.

Aksi halde bu tokatlar serilmeye başlar ve  bu ülke sittin sene kendine gelmez.

Mavi Marmara şehitlerine Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılara âcil şifalar, yakınlarını bekleyenlere de sağ salim kavuşmalarını diliyorum..

Tayfun HAK