Selam hakka tabii olmada üç günlük ömrün sonuna kadar kararlı olanlara!
Siyer-i Nebi’den az çok haberdar olan her kardeşim bu tarihi olayı mutlaka duymuştur.
Bir gün üç sahabe otururken her biri diğerlerinin huzurunda nefsinin hoşuna giden bir davranışı ALLAH rızası için ebediyen yapmayacağına dair söz verir. Biri “ben yaşadığım müddetçe her gün oruç tutacağım.” İkincisi “ben gecelerimin tümünü ibadetle geçireceğim hiç uyumayacağım.” Üçüncüsü “ben ömrüm boyunca hanımım dâhil hiçbir bayana bakmayacağım.” Der.
Bu konu Resul-i Ekrem’e (s.a.v) intikal eder. Rasulallah sahabeleri çağırır ve bu aldıkları karardan vazgeçmelerini ister. Dinde aşırı gidilmemesini emreder. “İslam dini vasat bir dindir. Ben bazı günler oruç tutar, bazı günler tutmam. Gecelerin bir kısmını ibadetle geçirir, bir kısmında uyurum.” Der. Her insan gibi evli olduğunu ve hanımlarıyla vakit geçirdiğini anlatır.
Evet, bu nadide üç sahabe-i kiram Allah’a olan aşklarından dolayı nefislerine karşı aşırı gittiler. Yani günümüz tabiriyle RADİKAL oldular. Rasulallah engel oldu ve vasat olmaları konusunda rehberlik etti…
Gelelim günümüzdeki RADİKALİZME; bu sahabelerin ölçütü Rasulallah idi. Rasullulah’la kıyas yapılınca gerçekten de Resulullah’ın yapmadığı yani Muhammedi olmayan bazı davranışlar söz konusudur.
Ya bizlerin ya da radikal gördüğümüz insanların ölçütü nedir? Âcizane bildiğim kadarıyla tarihten örnekler vererek açıklık getirmeye çalışayım
Bizler Hz. Peygamberin torunu Hz. Ali ve Hz. Fatıma’ nın öz evladı, Rasulallah’ın (a.s) defalarca methettiği, daha hayatta hatta çocuk yaştayken ‘şehitlerin efendisi’ diye bahsettiği Hz. Hüseyni radikal gördük. Çünkü bizim yapamadığımız bir ibadeti yapmıştı zulme, haksızlığa baş kaldırmıştı. Öleceğini bile bile zilletle yaşamaktansa, izzetle gelecek şehadet’i tercih etmişti. Gerçekten de bize göre radikalce bir hareket. Kıyas bizler olsak; Hüseyin Radikal’dır. Ama kıyas Nebiler Serveri olsa; Hüseyin tam da dedesine yakışır, Muhammedi bir erdir. Hatırlayalım dedesini; ne zaman haksızlığa, zulme karşı taviz verdi ki?Şeyh Sait hazretlerini radikal gördük. 20. asırda haksızlığa, cehalete, Avrupa’dan gelen barbarlığa karşı baş kaldırmış, belki o da Hüseyin gibi bile bile izzetli bir ölümü tercih etmişti. Evet, biz rahata alışmış Müslümanlara göre gerçekten de radikalce bir hareket ama kıyas iki cihan serveri ise tam da Hüseyni bir direnişti ve Muhammedi erlere ancak bu yakışır.
Ya zalimin belini kıracaksın ya da bu dünyadan göç edip gideceksin Muhammedi erlerin zalimlerle aynı havayı solumaları dahi bir cefa
İlim deryası zamanın bedi’i Üstat Said Nursiyi dahi radikal gördük. Sürekli zindanlarda ya da sürgünlerde geçirdi ömrünü. Ne vardı sanki bizim gibi biraz siyasi davransaydı da evlenip çoluk çocuğa karışsaydı. Biraz malı mülkü olsaydı. Gücünün yetmediği işlere karışmasaydı. Gizli gizli İslam’ı anlatamaz mıydı?!!!
Daha nicelerini, radikal görüp selam sabahı kesmedik mi? Tek suçları; “doğduğum öz be öz topraklarımda İslam’ı yaşayacağım.” Demek olan zamanın Hüseyinlerini radikal görmedik mi? Yumurtalarını pişirmek için dünyayı aleve vermekten çekinmeyen İSRAİLE karşı baş kaldıran HAMAS ve benzeri gurupları radikal görmedik mi? Zalim Moskof Rusya’ya karşı öz topraklarını ve namuslarını korumaya çalışan Çeçen mücahitleri radikal görmedik mi? Üniversitelerde ve diğer okullarda başörtülerini çıkarmadıkları için kapılarda tir tir titreyen Zeynepleri radikal görmedik mi? Yani anlayacağınız ayağa kalkan herkesi biz radikal gördük.
Ölçümüz kim? Kime göre radikal? Onların yaptıklarını kim eleştiriyor? Kimin zoruna gidiyor? Düşünmedik bile düşünmek işimize gelmez ki, radikalce bir düşünme neme lazım…!
Merak ettiğim; bu gün Resül-i Ekrem kalksa bize dese ki; “Haydi beş vakit namazımızı camide kılalım. Ticaretimize haram katmayalım. Faizin her türlüsünden uzak duralım. Faşizmi, milliyetçiliği ayaklarımızın altına alalım. Ne zulüm edelim ne de zulmü kabul edelim. Her gün Kur’an okuyalım. Müslüman bayana hakaret eden Yahudilere hayat hakkı tanımayalım.” Allah aşkına kaçımız onu destekleriz. Allah korusun belki bugün Yusufilere yaptığımız gibi; “bu çok radikaldir.” Deyip selamımızı keseriz
Hz. Ebubekir kalksa ve “İslam’ın tek emrini yerine getirmeyen topluluğa savaş ilan edeceğim. Onlarca Hafız el Kur’an şehid olsa da zekât vermeyen toplulukla savaşacağım.” Dese acaba onu da radikal görüp vasat olması için ona da dua mı ederiz? Ya da ensesi kalın entel ağabeylerimiz gibi “bir gün onlar da ıslah olur” diye temennide mi bulunacağız
Sahi biz kendimizi bu insanlardan daha mı akıllı sanıyoruz? Hâşâ Resul-i Ekrem ve sahabelerinin uyguladığı metotları beğenmiyor muyuz? Ya da başarısız mı görüyoruz ki ha bile arayışlara koyuluyoruz. Onların başına gelenlerin bizim başımıza gelmemesi için neden bu kadar ince hesaplar peşinde koşturuyoruz? Biraz ayıp olmuyor mu, yolumuzu aydınlatmak için dünyalık her şeylerini feda eden enbiya ve âlim önderlerimize?
Bir genç düşünün kapılarını sıkı kapatmış, sesini çıkarmadan bekliyor. “Neden bunu yapıyorsun?” Diyenlere; “ya dışarıda bazıları babamı, annemi ve kardeşlerimi darp ediyor aslında ben onları dövebilirim ama başımı belaya sokmayayım diye ses çıkarmıyorum…” Di
Hakketen ZİLLET BİZDEN UZAK OLSUN. Muhammedi erler eğer radikal ise; Sayın Dışişleri Bakanı’nın alevi olduğu kadar ben de radikalım. Hatta daha fazla…
Selam ve dua ile RAHMANA emanet olun (mardindosthaber)