ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, görevi Hillary Clinton’dan devraldıktan sonra bir ay içerisinde ikinci kez Türkiye’ye geldi.

Bu seferki ziyaretinde Türkiye’den sonra sırasıyla İsrail, Filistin, İngiltere, Güney Kore, Çin ve Japonya’ya ziyarette bulunacak olan Kerry’nin bir ay içinde ikinci kez Türkiye’ye gelmesi elbette dikkat çekici ve manidardır.

Türkiye’nin son zamanlarda iyiden iyiye dış politikada Amerika’nın uydusu konumuna düştüğü gerçeğini göz önüne alacak olursak, aslında Kerry’nin Türkiye’ye sık sık ziyarete gelmesi çok garip değil.

Reuters’in ABD’li üst düzey yetkililere dayandırdığı haberine göre, Kerry’nin Türkiye’yi ziyaretinin ana sebepleri Türkiye’ye İsrail ile ilişkilerini “hızlı bir şekilde” normalleştirmesi için “baskı” yapmak; mültecilerin geçişi için Suriye sınırının her daim açık tutulmasını sağlamak ve Irak ile ilişkilerini geliştirme konusunda tavsiyelerde bulunmak olarak sıralanıyor.

Aslında Kerry’nin Türkiye üzerindeki bu baskı ve hedefleri bölgedeki gelişmelerin de yakın bir zamanda ciddi anlamda ısınacağının bir göstergesidir.

Reuters’in haberinin devamında ABD’nin bu normalleşmeyi istemesinin ana nedeninin, hem Suriye’deki sivil savaşın bölgesel kontrolünü elde tutmak hem de İsrail’in bölgede izolasyonuna bir dur demek olarak açıklanmış.

Evet aslında Obama’nın koordinasyonunda el sıkışan Erdoğan ve Netanyahu’nun barışma ve helalleşme gerekçeleri hem Suriye’deki iç savaşı daha rahat kontrol etme hem de İran’ın nükleer programıyla köşeye sıkıştığı iddia edilen İsrail’in bölgede yalnız kalmasını engelleme olarak bizzat ABD’li yetkililer tarafından açıklanıyor.

Kerry ile seyahat eden ABD’li bir diplomata göre, Kerry, İstanbul ziyaretinde Türkiye’yi İsrail ile anlaşmasını süratli bir şekilde gerçekleştirmesi ve İsrail ile tam bir normalleşmenin derhal sağlanması ve böylece iki ülke arasında daha derin bir işbirliğinin sağlanması konusunda cesaretlendirecek.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun cesaretleri zaten cümle alem tarafından kabul edildiği için bu işbirliği konusunda da cesur davranacakları konusunda herhangi bir şüphe yok…

Ancak ABD’nin normalleşme ve işbirliğini bu kadar hızlı istemesi ve bunun için bir ay içinde iki defa Dışişleri Bakanı’nı göndererek bu gelişmeleri bizzat koordine etmesi bölgede yakın zamanda ciddi gelişmeler olacağının göstergesi olarak algılanabilir.

Öte yandan Kerry’nin yine sözde mülteciler için sınırı açık tutma talebi de, aslında herkes biliyor ki, Suriye’de iç savaşı körükleyecek silah ve “mücahit” akımını canlı tutmak anlamına gelmektedir.

Bu arada Kuzey Irak Kürt yönetimi ile sorunlar yaşayan Bağdat ile Türkiye’nin ilişkilerini düzeltme ve sıkılaştırma da Kerry’nin çantasındaki diğer konulardan biri… Bilindiği üzere Kürt yönetimi doğrudan Türkiye’ye petrol satmak hedefindeyken, Bağdat yönetimi ise petrolün Irak’ın tamamına ait olduğu gerekçesiyle Kürtlerin bağımsız olarak petrol ticareti yapmasını istemiyor. İşte Kerry bu konularda da Türkiye’ye direktifler verecek…

Görüldüğü gibi ABD Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti aslında çok önemli konuların görüşüleceği bir gündem yoğunluğuna sahip…

Dün Davutoğlu ve akabinde Erdoğan ile görüşen John Kerry işte bu ve bunun gibi konularda AKP hükümetine yeni talimatlarını sundu.

Elbette Türkiye’de devam eden “çözüm süreci” ile ilgili de Kerry’nin söyleyecekleri vardı. Nitekim Davutoğlu ile görüşmeden sonra ortak düzenledikleri basın toplantısında gerek Davutoğlu’na gerekse Başbakan’a çözüm süreci ile ilgili cesaretlerinden dolayı hayranlık duyduğunu ve tebrik ettiğini söyledi. Esad rejimine karşı göstermiş oldukları “sürekli baskıdan” dolayı da teşekkürlerini iletti.

Anlaşılan o ki, Kerry’nin dünkü ziyareti ve görüşmeleri oldukça başarılı ve olumlu geçti. Bu da demek oluyor ki, Türkiye dış politikada ödevini iyi yapan bir talebe gibi Obama ve Kerry’den tam not aldı.
Ancak süreçlerin bitiminde karnelerini ellerine aldıklarında çok iyi sonuçlarla karşılaşmayacakları konusunda uyarmayı da biz bir görev biliyoruz. (Yeni Asya)