Mahşeri Vicdanın Muhakemesinden Habersiz Olanlara Kısa Mesajımdır.

Müslümanlar iktidar sahipleri tarafından sürekli baskı görmüşlerdir. İktidar sahipleri bu baskılarını meşru göstermek için iddianameler hazırlamış özel mahkemeler kurmuşlardır. İnançlarından dolayı müslümanlar bu özel mahkemelerde yargılanmıştır. Üstünde, evinde ya da işyerinde bir çakı dahi yakalanmayan Müslüman, terörist olmakla suçlanmıştır.

Terör: Korku, panik oluşturmak buna yönelik şiddet eylemleri yapmak, halkı sindirmek, kendi düşüncelerini zorla kabul ettirmek anlamına geliyor. Fakat bunlarla hiçbir ilgisi olmayan bir müslümanın da evine özel birliklerle operasyonlar yapılabiliyor. Müslüman, sabah namazı vaktinde evinden alınıyor. Aylarca tutuklu kaldıktan sonra mahkemeye çıkarılıyor.  Şiddet içerecek hiçbir eylemi olmadığı halde çoğu zaman terör örgütüne üye olmaktan mahkemede ceza alıyor. Yıllarca hapis yatıyor.

Burada asıl dikkatinizi çekmek istediğim husus bu dosya hazırlayanlar ile bu yargılamaları yapanların mahşeri vicdanın muhakemesinden habersiz olmalarıdır. Ahirete yönelik bir inanç taşımadıkları kesin. Fakat birçoğu daha dünyada iken cezasını buluyor. Örneğin Adnan Menderes’in idamı Dersim Katliamı ve sonrasında yaşananlar. Bugün o yargılamayı yapan, dosyaları hazırlayan, infazda görev alan hiç kimse hayırla anılmıyor. Hatta lanetleniyorlar.

Dersim Olaylarıyla birlikte istiklal mahkemeleri gündeme getirildi. Yarın Şeyh Sait kıyamıyla ilgili devletin en üst kademelerinden bir açıklama gelse şaşmamak lazım. Bu yapılanlar o zaman da insanların zihinlerinde kötü izler bırakmıştı. Olayların dışında olanlar bunları tasvip etmemişti. Fakat olayın zulmeden tarafı her zaman yaptıklarını doğru görür. Hatta medyayı yaptıklarına alet ederek hiçbir şey olmadığını göstermeye çalışır. Karşı tarafı ise terörist, asi diye adlandırır. Kamu düzenini ve asayişi bozmakla suçlar. Hızını alamaz dış güçler tarafından bu kişilerin kullanıldığını iddia eder. Dünyanın neresine giderseniz gidin bunlar aynı telden çalarlar. Libya Devriminde Kaddafi dış güçlerce olayların tahrik edildiğini ve çıkartıldığını söylemişti. Şimdilerde halen kan dökmeye devam eden Beşşar Esad direnen insanları dış ülkelerin maşası olmakla suçlamaktadır.

İktidar sahipleri zulümlerini devam ettirmek için muhaliflerini sürekli kara propagandalarla karalayarak muhaliflerinin halk desteğini yok etmeye çalışırlar. İktidarın bekası adına iş gördüklerini iddia edenlerin baskıları her zaman farklı şekillerde devam edip gitmiştir. Fakat iktidarın bekası uğruna zulme alet olanlara kimse aferin dememiştir. Mahşeri vicdanlarda hep kınanmışlardır. Mahşeri vicdan daima en adil kararı verir. Mahşeri vicdanda yapılan yargılamanın belki en dramatik tarafı kararlarının geç açıklanmasıdır. Bu bazen 50 yılı bazen 80–90 yılı bulabilmektedir. İletişimin gelişmesiyle bu sürenin kısalacağını umuyoruz.

Anlatılanlar ışığında devlet adına yargılama yapan insanların üzerinde ikinci bir mahkemenin olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. İnsanların vicdanlarını derinden yaralayan bu yargılamalardan yıllar sonra her şey gün ışığına çıkacak. Gizli arşivler açıklanacaktır. Zulüm niteliğindeki kararlara imza atanlar insanların vicdanlarında mahkûm edilecektir. Bunun sonucunda yapılan bu yargılamaların hiçbir yönü gizli kalmayacak. Yargılanıp mahkûm edilen insanlar tarihte hak ettiği yeri alacak. Zulüm niteliğindeki kararlarda imzası olanlar ise nefret ve lanetle anılacaklardır.

Başka bir yazıda buluşmak dileğiyle…

(Mardindosthaber)