Şehid Abdurrahman Bakır (17 Aralık 1993)

Aşkla şevkle cami çocuklarının arasına oturup Kur'an-ı Kerim öğretiyordu. Sizin o halinize bakan peygamberi hatırladı. Ashabını hatırladı. Düşmanınız Ebu Cehilleri, Velit bin Muğireleri andırdı. Henüz on dokuz yaşındaydın. Diyarbakır’da sade bir hayatın vardı. Ama o sade hayatın hülyalarında cennetin tohumları filizleniyordu. Derin fitne odakları o gencecik yaşında acımadan pusu kurdular ve seni kalleşçe şehit ettiler, elleri kurusun.

Şehid Resul Ekinci (18 Aralık 1994)

1972 yılında Diyarbakır’ın Ayşık köyünde doğmuştur. Muhammedi davet yeniden filizlendi Kürdistan’ ın çorak topraklarında. Bir güneş doğdu. Karanlıklar dağıldıkça nura koşarak gelen erler coştu. Sahabevari bir metotla.
İslam daveti ile tanışan Şehit Resul’un hayatı tamamen değişti. Adeta ayetler Resul’ün şahsında ete kemiğe büründe. İnsanlığa bu nura ihtiyacı vardır. Bunun kimseye zararı olmazsa gerekir. Ama gel görki bu Muhammedi sünnet gene tecelli etti. Hakkı sevmeyen korkunun kulları Resul’ü döndürmek için mal mülk teklif ettiler ama nafile. Bu sevdaya malın mülkün kıyasına yapanlar hep yanıldılar ve hep yanılacaklar. Eziyet etmeye başladılar. Resul davasından caymadı. İftiralarla şikayet edilerek zindana attılar. Bu sevda, bu iman daha nurlanarak neşesini buluyordu Resul’ün şahsında. Bütün bunlar olmazınca feci bir şekilde şehit ettikten sonra pamuk balyasına bağlayarak Nehrin dibine attılar. O ak beden dört gün nehirde kaldı. 4 gün sonra çıkarılan Şehit Resul 18 Aralık 1994’e Karakilis köyünde defnedilir. Ve pak haliye Rabine döndü. Bir Resul Rabine gitti ama arkasından yüzlerce Resul safta yelerini alıp sıra bekledi. (İnzar Dergisi)