Etrafımızı kuşatan 12-13 yaşlarındaki çoçuklara "Sosyal medya hesabı olmayan kimse var mı?” diye sorduğumuzda, hep bir ağızdan "Hayır” cevabını veriyorlar.

Sosyal medya özellikle kız çocuklarını mutsuz ediyor

Tabii madalyonun bir de arka yüzü var. Sürekli çevrimiçi olmak ve sosyal ağlar üzerinde yapılan bilgi bombardımanı, küçük çocukların dahi dikkatini dağıtıyor. Ev ödevi yapmak ya da dışarıda oyun oynamak yerine sosyal medyada vakit geçirmek, çocuklara çok daha cazip geliyor.

İngiltere'deki University of Essex'in uzun süredir üzerinde çalıştığı bir araştırma, sosyal medyadan kaynaklanan olumsuzlukları ortaya koyuyor. Buna göre sosyal medya hesabı bulanan 10 yaşındaki çocuklar, sonraki beş yıl içinde sürekli şekilde kendilerini daha kötü hissediyor. Araştırmacıların dikkatini çeken en önemli hususlardan biri de, kız çocuklarının erkeklere göre daha mutsuz olması.

Araştırmayı kaleme  alan Cara Booker, bu durumu şöyle açıklıyor: "10 yaşında bir çocuk, sadece olumlu paylaşımlar yapan insanların kötü günler de geçirebileceğini anlayacak düzeyde değil. Yani sadece başkalarının paylaştığı güzel ve heyecanlı olayları görüp, kendi hayatlarını sıkıcı buluyorlar ve bu da mutsuzluğa neden oluyor."

Yeni takipçiler "ödül" olarak algılanıyor

Öğrencilerin bu konudaki görüşlerini öğrenmek üzere onlara bir form dağıtıp, sorduğumuz sorulara yazılı olarak cevap vermelerini istiyoruz. Ancak yazılı cevap onları tatmin etmiyor. Parmak kaldırıp meramlarını sözlü olarak da anlatmak istiyorlar. 12 yaşındaki bir erkek öğrenci "Yeni takipçi kazanmak beni mutlu ediyor” diye cevap veriyor. Yaşıtı bir başka öğrenci ise "Takip edilmek ve ilgi görmek için Instagram'da paylaşım yapıyorum” diyor.

Amerikan Michigan State Universty'den Dar Meshi, sosyal medyadaki her olumlu yorum ve beğeninin, beynimizdeki ödüllendirme sistemini harekete geçirdiğini söylüyor.

Baskı ve stres artıyor

Çocuklar konuştukça, sosyal medyanın aynı zamanda bir baskı ve stres kaynağı olduğu da ortaya çıkıyor. Örneğin hemen cevap verilmeyen bir WhatsApp mesajı, arkadaşlar arasında gerilim ve güvensizliğe yol açabiliyor. Çünkü herkesin her zaman ve her yerde ulaşılabilir vaziyette olduğu varsayılıyor. Çok sayıdaki WhatsApp grubundaki tartışmalara anında dâhil olmayanlar, önemli gelişmeleri kaçırma ve grup dışına itilme endişesi yaşıyor. Sonuçta hiç kimse, dışlanmayı göze alamıyor. Kız öğrencilerden biri, bazı kızların bu baskıdan bunalarak kendi kendini yaraladığını anlatıyor.

Sosyal bilimci Cara Booker, özellikle kızlar arasında kıyas ve rekabetin had safhada olduğunu belirtiyor. Arkadaşı kadar takipçi elde edip onun gibi ilgi çekme çabası, son derece yıpratıcı olabiliyor. Bu da büyük bir mutsuzluk faktörü haline geliyor. Nörobilimciler arasında yaygın olan bir teze göre, sosyal ağlarda süren beğenilme yarışı, tıpkı uyuşturucu gibi bağımlılık yapabiliyor.

Öğrencilerin çoğu, özel hayatıyla ilgili bir paylaşımda bulunan birinin, sadece beğeni ve övgü alamayacağını, olumsuz yorum ve değerlendirmeleri de göğüslemeye hazırlıklı olması gerektiğini söylüyor. Bu nedenle pek çok öğrenci, özel yaşantısıyla ilgili bir paylaşım yapmadan önce iki kez düşünüyor. (Deutsche Welle)