Müslüman Kürd kamuoyu son yirmi dört saattir, Hizbullah Cemaati'nin kamuoyuyla paylaştığı resmi manifestosunu konuşuyor ve tartışıyor ...
 
Manifestonun özellikle birkaç maddesi bölge Müslümanları için hayati ehemmiyet taşımakta ...
 
Hizbullah;  Kürd Milliyetçisi ve Kürd Ulusalcısı olarak palazlanan birçok yapıya adeta meydan okuyor; kaleme aldığı manifesto aracılığıyla  ''gelin medenice Kürtler için Özerklik mi, Federasyon mu; veyahut da bağımsız bir devlet mi çözümdür, oturalım münakaşa edelim, fikir teatisinde bulunalım'' diyor!
 
Bağımsız Kürdistan fikriyatına de facto ''hayır'' demeyen Cemaat; ayrıştıran, ötekileştiren ve kamplaştıran bir zihniyete sahip olmadığını böylelikle halka bildiriyor !
 
Şahsen manifestoyu birkaç kez göz ucuyla okudum; şimdiye kadar Hizbullah Cemaati ile terörizm, Kürt düşmanlığı, Kontrgerilla, brakuji, tekfircilik ve ihtilafçılığı özdeşleştiren malum odakların umarım bir nebze olsun ön yargıları kırılmıştır!
 
Bakın Cemaat neleri açıkça toplumla paylaştı;
 
- Kürd Sorununun Ümmetin evrensel bir meselesi olduğunu ve hadisenin belirli toprak parçalarına hapsedilmemesini dile getirdi; tüm İslam topluluklarının bu meselenin çözümü için vahdet noktasında birleşmesini İslami bir vecibe olarak gördüğünü bildirdi ...
 
- Cemaat; Kürdistan'ın Kürtlerin ana yurdu olduğuna parmak bastı, bu olgunun inkar ve dezenformasyon ile  tahrip edilmesinin namümkünlüğüne işaret etti ...
 
- Bağnazlıktan uzak olduğunu ve tekfirciliğe onay vermediğini kesin bir ifade ile deklare etti ...
 
- Örf ve Adet'e (küfre götürmediği müddetçe) sahip çıkacağını teahhüt etti ...
 
- Sanatın geliştirilmesine değindi ...
 
- Kürdistan'ı sırf safkan Kürtlere parselleme cehaletine düşmedi; bu coğrafyada yaşayan tüm etnik azınlıklara eşitlik vaad etti ...
 
- Dini azınlıkların, can, mal, din, akıl ve nesil emniyetlerini koruyacağının garantörlüğünde bulundu  .
 
-Herşeyden önemlisi Hizbullah Cemaati Kürtçe'nin resmi dil olarak kabul görmesini talep etti ve bu talebini resmi olarak beyan etti ..
 
Maddeler güzel hoş; ancak birşey kafama takıldı; bu kardeşlerime acizane bir eleştirim olacak!
 
Cemaatin diğer cemaatlerle dostane ilişkilerde bulunmasını ve Ümmetin vahdetini savunmasını yerinde ve gerçekçi buluyorum; mamafih Kürtleri sırf Türkiye sınırlarıyla zikretmesini yetersiz gördüm; keşke Irak-Suriye-İran-Kafkas ve Hicaz yöresindeki Kürtleri de kapsayacak daha kapsamlı bir hipotez tercih edilseydi; kanaatimce bu hem daha bütünleştirici olurdu hem de daha stratejik ...
 
Şimdi gelelim bizim Kürd Mahallesinin (çoğu şarapçı) Hizbullah karşıtı entellerine!
 
Ağalar, Paşalar; Kürtçe'ye, bölge halklarına, dini azınlıklara, bölge'nin gelenek ve göreneklerine sahip çıkmayı önüne öncelikli ilke olarak koyan Hizbullah Cemaati'ne (hala) bu körü körüne düşmanlık niye?
 
Geçmişte yaşanılmış acı hadiseleri (tek taraflı, yanlı ve tarafgir bir ajitasyon eşliğinde), ne amaçla ''temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp'' halkın önüne sunuyorsunuz?
 
Neden habire Hizbullah Karşıtlığı üzerinden Müslüman Kürdleri sinsice köşeye sıkıştırmak istiyorsunuz?
 
Yoksa sorun;
 
Bu Cemaat'ın Mossad paralelinde bir kürtçülük yapmamasında mı?
 
Ya da; Kürtleri bölge Müslümanlarına düşman etmek isteyen uluslararası güclere gönüllü taşeronluğa rıza göstermemesinde mi?
 
Halkın kalben ve zihnen İslam aleminden kopuk yaşatılmasına müsade vermemesinde mi?
 
Papağan gibi habire aynı nakaratları dillerine dolayarak, milletimizi bu Cemaat'e düşmanlaştırmak isteyen zevata tekrar tekrar sormak istiyorum;
 
Derdiniz ne sizin?
 
Neyin peşindesiniz?
 
Neden sürekli provokatif bir dil kullanıyorsunuz?
 
Geçmişin alacakaranlık sürecinde (malum eller tarafından) kuytu köşelerde sıkılmış adressiz kurşunları bu cemaatin üzerine yıkıp işin içinden çıkacağınızı mı sanıyorsunuz!
 
Kendi günah defterlerinizin hiç açılmayacağına inanıyor musunuz harbiden!
 
Eğer mesele Kürtler ve Kürdistan ise Hizbullah'ın kendi resmi beyanlarının neresinde Kürd ve Kürdistan düşmanlığına rastladınız ki; bu denli pervasızca taarruz ediyorsunuz!
 
Aklımda kalmışken söyleyeyim;
 
Sakın Kemalistlerden halkımıza (ala ala) resmi ideoloji ve jakoben statüko'yu miras almış olmayasınız; ve de bu Cemaatin varlığı sizlerin ezberini bozmuş olmasın!  
 
(Not: Ömrü hayatım boyunca Hizbullah Cemaati ile resmi ya da gayri resmi, organik ya da inorganik hiçbir bağım olmadı; lakin bu durum bazı sivri dilli genç ''yazar'' arkadaşlarımız gibi bana da gaddarane ''Cemaat'' düşmanlığı yapma lüksünü sunmaz! Müslüman, Müslüman kardeşi hakkında hayırla konuşur, hatasını gördüğünde uyarır, kardeşi kötü bir amel işlediğindeyse, üzülür ve susar.)

(Haberdiyarbakır.com)