BDP nin Anayasa değişikliği konusundaki tavrını, demokrat bir çok kalem eleştiriyor. Taraf gibi BDP nin önemine inanan ve bir çok konuda kendisini destekleyen bir gazetenin yazarları bile BDP ye yönelik ciddi eleştiriler getiriyorlar.

CHP ve MHP nin bu konudaki tavrı zaten herkesçe biliniyor. Bu partilerden farklı bir tutum bekleyen de yok gibi. Öyle olunca eleştiri oklar BDP ye yöneliyor. Bunun iki sebebi var: Birincisi MHP ve CHP mevcut düzenin devamından yana. Statükoyu korumak bu partilerin hemen hemen varlık sebebi haline gelmiş. Sorun üreten yapının devamı, ulusalcılığın iki kutbunda yer alan CHP ve MHP için fazla anlam ifade etmiyor. Değişime karşıtlık, sol ve sağ ulusalcılar için politik bir tercih. Ama BDP öyle değil. BDP nin statükoyla anılması, değişime karşıtlık içine girmesi, sorun üreten zihniyetin devamına çanak tutması, demokrat kalemlerce hoş karşılanmıyor. İkincisi, BDP, demokrasiye daha fazla ihtiyacı olan, daha fazla destek vermesi gereken, merkezkaç bir parti olduğu için daha demokratik tavır takınması gereken bir parti olarak görülüyor. Böyle olunca, BDP nin MHP ve CHP çizgisinde konumlanması haklı olarak eleştiriliyor. Kanımca BDP li yetkililer buna üzülmek yerine sevinmeli. Eğer BDP, bu anlayışla eleştirilmezse veya statükocu partilerle aynı safa düşmesi kanıksanırsa üzülmeli.

Ortada çok açık bir durum var. BDP nin daha demokratik bir anayasa talep etmesi, farklı düzenlemeler istemesi son derece normaldir, meşrudur. Neticede bu bir demokratikleşme mücadelesidir. Ancak yapılan düzenlemenin yetersiz olduğunu düşünmek başkadır, yanlış ve zararlı olduğunu düşünmek başkadır. Eğer anayasa değişikliğine muhteva olarak bir karşıtlık varsa, BDP kesinlikle destek olmamalıdır. Ama değişikliğe yönelik tatminsizlik varsa veya değişikliği yapan AK Parti diye bir antipati oluşuyorsa, sürece karşı çıkılması vahim bir hatadır. Bir kısım BDP temsilcilerinin ifadelerine bakıldığında mevcut düzenlemenin yararlı ama yetersiz olduğu vurgulanıyor.

BDP nin her koşulda AK Parti yi desteklemesi, AK Parti nin yedeğine girmesi gibi bir beklenti olduğunu sanmıyorum. Bu, AK Parti nin de aleyhine olur, işini zorlaştırır.

BDP nin yapması gereken, kendi taleplerinin karşılık bulması için ısrarcı olmak, bundan sonrası için daha kapsamlı bir değişiklik için çaba göstermek ama mevcut düzenlemeye karşıtlık içine girerek, sert bir muhalefet yapmamaktır.

Ortada somut bir durum var. BDP laf cambazlığı yaparak düştüğü acınası hali meşrulaştıramaz.

Geçenlerde Ayhan Aktar ın Taraf ta yazdıkları aslında durumu özetliyor: "BDP nin anayasa değişikliği oylamalarını boykot etmesini nasıl açıklarız? Askerî vesayet rejiminin devlet tokadını her fırsatta yemiş olan Kürt milletvekillerinin bu aymazlığını anlamakta güçlük çekiyorum. Eğer BDP, gerçekten Kürtlerin sorunlarını çözmek isteyen bir parti ise, tabandan gelen seslere kulak verirler. İkinci tur oylamalara katılıp, olumlu oy kullanırlar. Yok eğer, BDP milletvekilleri Meclis kürsüsüne çıkıp Ay valla, bu ülkede savaş var, siz biliyor musunuz? gibi beylik lafları söyleyip sonra sıvışacak iseler, onların askerî vesayet rejiminden memnun olduklarını bile düşünebiliriz. Bir yandan içi boş militanca nutuklar atıp; diğer yandan da siyaseten MHP ve CHP nin kucağında oturmanın ne Kürtlere, ne de Türklere bir faydası olduğunu sanmıyorum".

Sanırım BDP milletvekilleri de yaptıkları işten çok hoşnut değiller. Ortada bir tuhaflık olduğu kesin. Yaşanan gelişmeleri hep gizli güçlere yormaya alışan insanların kendi düştükleri durumu ciddi şekilde sorgulamaları gerekiyor.