Hamd, bu dünya hayatının bizim için gelip geçici olduğunu, asıl yurdumuzun ahiret hayatı olduğu idrakini veren rabbimize, salât ve selam, Ben-i Kaynuka Yahudilerine, tesettüre el uzattıklarından dolayı savaş açmış, kâinatın  efendisi  Hz. Muhammed’in üzerine olsun.
 
Malumunuz uzun bir zamandır, özelde Gaziantep’de genelde de Türkiye’nin birçok yerinde ilkokul öğrencilerinin, bilinip de bilmemezlikten gelinen, organizeli bir yapı tarafından okuma hakları ellerinden alınmak isteniyor O da yetmiyormuş gibi, bu organizeli yeni derin yapılar öğrenci velilerini şantajlarla, korkutmalarla ve tehditlerle insani ve İslami hakları olan başörtülü okuma haklarını elerinden almak istiyorlar.

Bu gün engin anlayışınıza sığınarak hayalen uzaklara gittiğim bir tespitimi sizlerle paylaşacağım. Hatta birileri bana hayalperest diyebilir? Demeyin! neden mi? Görünen köy kılavuz istemez. Sizlerle paylaşacağım tespitim birazda yaşadığımız süreci tecrübe ederek, ilerde karşımıza çıkabilecek tehlikeleri hatırlatayım dedim.
   
Aslında benim burada değinmek istediğim şey ve bana göre çok önemli olmakla beraber, aynı zamanda da içimi sızlatan ve bir o kadar da çok endişelendiğim bir konu bu… Bazen risale-i nurda Üstad Bediüzzaman, bir olayı anlatırken şu tarifi yapar ve kendi eserlerinde şöyle der: ‘‘Hayalen bundan birkaç yıl sonrasına ya da çok uzaklara gittim’’ der. İşte bende hayalen bundan birkaç yıl sonrasına; beni endişelendiren,  ilkokula başörtülerinden dolayı alınmayan ve bu zulme sesiz kalan Müslümanların halini düşündüm. Düşünmekle beraber bu Müslümanların şu anda düştükleri hali ve o uzun vadede düşecekleri halleri gözümün önüne hayalen geldi. Şunu da belirteyim bu arada; bu beni düşünmeye sevk eden insanlar avamdan insanlar değil, hatta sıradan insanlarda değil,   bu insanlar yıllarca İslami camiaların, cemaatlerin, tarikatların içinde yıllarını vermiş insanlar  ( dünün mücahitleri ya da mücahideleri ), bu günün post-modern İslamcıları bunlar…

Yine çok üzülerek söyleyeyim; bu gün buluğ çağına girmiş, başörtüsünün bu kızlara farz olduğu bilindiği halde, hiç içleri sızlamadan, post-modern İslamcılarımızın bu kızlarını ilkokullarına başörtüsüz, hatta birazda süsleyerek okula gönderdiklerini müşahede etmekteyiz. İşte bu vakaları gördüğümden dolayı hayalen bizim post-modern İslamcıları düşünerek, bundan birkaç yıl sonrasına gittim. Affınıza sığınarak (hayalen dedik ya);  o zaman diliminde, sağıma soluma bakıyorum. Bizim post-modern İslamcılarımız daha da ilerlemişler ve bu bozuk sistemin içinde kimi kariyerizm islamı, kimi konforizm islamı, kimi modernizm islamı, kimi liberalizm islamı, kimi metaryalizm islamı ve daha burada sayamadığım birçok elem verici durumları en içten benimseyip ve bu gün bunları savunanlarla beraber savunuyorlar Allah muhafaza…

Evet; devam edelim bu günün post-modern İslamcılarına ( dünün mücahitleri ya da mücahidelerine ) …Bu sefer hayalen değil, gerçekleşmiş zamana, yani maziye gidelim… Çok değil bundan on beş-yirmi yıl öncesine ait olan İslami duruşlarına bir göz atalım. O yıllarda İslam’ın nişaneleri söz konusu olduğunda, bu günün post-modern İslamcıları mangalda kül bırakmıyorlardı.Ama ne zaman ki İslami mücadele gelip çattığında, kendi çocukları söz konusu olduğunda ,birde işin içine kendileri fiili olarak mücadele etmek durumuna düşüp müdahil olmuşsa,birde mesele okula gidip ya da gitmemekse, yani kızlarının okuyup okumayacağı belli değilse  (dünün mücahitleri ya da mücahideleri ), bu günün post-modern İslamcıları ve muhafazakarları ne çabuk unuttular yıllar önce İslam’ın nişaneleri söz konusu olduğunda verecekleri  mücadeleyi,ya da İslam’ın bu konulara bakış açısını uzun uzun anlattıklarını… Bizim post-modern İslamcılarımız…
 
Hatta daha da acınacak hallere girdiklerini müşahede ediyoruz. Post- modern İslamcılarımızın şu anda bu mücadeleyi veren duyarlı sivil toplum kuruluşlarına ve bu çocukların ebeveynlerine başlıyorlar nasihat vermeye:’’ konjonktür gereği, zamanı değil’’… Vesaire, savunma mekanizmasından ibaret günü kurtarmaya yönelik söylemler… Neden zamanı değil? Dediğimizde, zaten hükümet halletti ya da edecek diyorlar.  Ben burada Kuran’dan Ahzab süresinin 59. ayetini ve Nur süresinin 31. ayetlerini, ayrıca peygamberimiz Hz. Muhammed(asv)’in, Ben-i Kaynuka Yahudilerine karşı neden savaş açtıklarına bir bakmalarını tavsiye ediyorum. Post-modern İslamcılara…
  
Son olarak şunu hatırlatayım; birilerinin aklına şu gelebilir; sanki bizler teknolojik olarak İslam’ın ilerlemesini istemiyoruz gibi bir algıya kapılabilirler. Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil…’’İlim Çin’de de olsa gidip alın’’ diyen Efendimiz(sav)’in çağrısını; güzel bir araç yapmak için gidip alınmasını tavsiye ediyoruz. Beşeri ideolojilerin dediği gibi ‘’amaç aracı meşru kılar’’demekten imtina ediyor, böyle düşünmenin kelam-ı ilahinin ‘’semenen kalile’’ tehdidine muhatap olduğuna inanıyoruz. Teknoloji, bilim, muasır medeniyet, güçlü bir devlet-halk… Bunların hepsine amenna. Ancak bütün bunlar, İslami kimliğimizin önüne geçmemek, İslami kimliğimize hizmet etmek kaydıyla…

İslam’ın faydasına olacak tüm teknolojiyi desteklediğimiz gibi, sürekli de tavsiye ediyoruz ama İslam’ın olmazsa olmazlarını da kimse bizden bırakmamızı beklemesin.

SELAM VE DUA İLE

(Gaziantephaberler.net)