Yaklaşık bir haftadır, olayı basından takip etmeye çalışıyorum. Dicle Üniversitesinde Bilge Gençlik Kulübü tarafından -Kutlu Doğum- programı düzenlendi. Programın mesajından çok yaşanan çirkin saldırı gündeme damgasını vurdu. Özgürlükten bahseden bir yapı, bir kez daha özürlüğün sadece kendileri için olması gerektiğini, bu çirkin davranışlarıyla ortaya koymuştu. Biz size izin verdiğimiz kadar çalışma yapabilirsiniz… Biz bu bölgenin tek gücüyüz…  İşte PKK, yıllarca böyle diktatör bir düşünceyle varlığını sürdürdü.

Tevhid Peygamberini anmak, mesajını anlamak ve o mesajı çağa taşımak bütün Müslümanların müşterek vazifesidir. Program bunun için düzenlenmişti. Yalnız O’nun mesajına kulaklarını tıkayanları, bu güzel çalışma rahatsız etti. Biliyoruz ki,  bundan sonrada rahatsız etmeye devam edecektir. Çünkü İslami çalışmaların yapıldığı her tarihte, bu çalışmalardan rahatsız olan birileri çıkmıştır. Engellemeler her zaman olmuştur.

BDP/PKK daha bizim bilmediğimiz, basına-medyaya yansımayan birçok engellemesi olmuştur. Yani bu konuda sabıkaları bir hayli kabarıktır…  PKK sürekli inan insanları, bir çatışma ortamına çekme gayreti içerisinde...  İnanan insanlara da kendi giydikleri çirkin elbiseleri giydirmenin derdindeler. Beslendikleri kaynaklar,  rehber edindikleri insanlar ve en önemlisi kılavuzları onlara bunu yaptırmakta… Beslenilen kaynak yanlışsa, düşüncede yanlış olmaya mahkûmdur. Yanlış düşüncenin başarıya ulaşması ve zirveye çıkması ise imkânsızdır. 

Fotoğrafı okuduğumuzda, PKK sempatizanları Diyarbakır’da yükselen İslami şuura tahammül edemiyorlar. Çünkü onlara göre, oranın hâkimi onlar… Onların düşünceleri, fikirleri oralarda filizlenmeli ve taraftar bulmalı… İnan şahsiyetler ise, o bölgeyi terk etmeli yâda oralarda aktif değil pasif bir şekilde varlıklarını sürdürmeliler. Yani İslam’ı Üniversitelerde değil, meydanlarda değil, kapalı kapılar ardında temsil etmeliler.

Peki, bizler gerçekten İslam’ı kapalı kapılar ardında mı temsil edeceğiz? Hz. Muhammed (s.a.s.)’in ümmetine verdiği mesaj kapalı kapılar ardında mı? Gizli mi Temsil edeceğiz? Elbette ki hayır, İslam’ı hayatın tam merkezinde temsil edeceğiz. Biz inan şahsiyetler, baskılara Muhammedi bir tavır ile dur demek zorundayız. Tepkimizde sevgimizde, Muhammedi bir şekilde olur!

PKK’nın düşüncesi dünde böyleydi, bugünde böyledir, yarında böyle olacaktır… Anlayacağınız PKK cephesinde yeni bir şey yok. Deyim yerindeyse: “eski tas eski hamam” İnsanların Diyarbakır’da neler oluyor? Soruna, neden oluyor diye sormaları lazım… Nedenle araştırmaya başladığımızda, adil bir karar almamıza yetecektir.

Bu yaşanan çirkin olaya Batıda yaşayan Müslümanlar olaya seyirci kalmamaları lazım… Cemaatlerin, camiaların, sivil toplum kuruluşların sesiz kalmaması lazım… Haksızlık karşısında susmak biz inanlara yakışmaz… Mazlumların hakkı aranırken, mezhebi meşrebi sorulmaz… Bu yaşanan haksızlığı görmemezlikten gelmek büyük bir vebaldir… Bugün Diyarbakır’da Hz. Muhammed âşıklarına yapılan saldırı, bütün dünyada ki Hz. Muhammed âşıklarına yapılan bir saldırı olduğunun farkında ve şuurunda olmalıyız… Çünkü Ümmet bilinci bunu gerektirir.

(Ziya Gündüz)