Füze kalkanı oluşturma kapsamında, sistemin unsurlarının bir kısmının Türkiye’ye konuşlandırılması konusunda Türkiye’nin itiraz makamındaki talepleri yetersiz ve ilginçtir. Sanki NATO’nun kurumsal tavrının nasıl şekillendiği ve karar mekanizmalarının hangi şartlar altında ve hangi sâiklere göre çalıştığı bilinmiyormuş gibi davranılıyor. Kurulacak yeni sisteme ev sahipliği yapabilmek için Türkiye tarafından NATO vurgusu ön koşullardan biri olarak ortaya konuluyor. Oysa NATO hiçbir zaman uluslar arası kimliğe sahip bir kurum gibi çalışmadı. Daima ABD’nin işgallerine ve hukuk tanımazlıklarına kurumsal bir kimlik ve görünüm kazandırma işlevini gördü. Adeta Pentagonun bünyesinde çalışan bir birim olarak görev yaptı ve bu misyonuna halen de aktif bir şekilde devam etmektedir.

19-20 Aralık tarihlerinde Lizbon’da yapılacak zirvede füze kalkanı oluşturma konusu sonuca bağlanılacak gibi görünüyor. Lizbon zirvesinde ayrıca bu konunun yanı sıra Rusya ve NATO’nun işbirliği, Afganistan işgali gibi çok önemli konuların konuşulması bekleniyor. Belki de bu zirvede NATO için yeni bir konsept benimsenecek. Başta Afganistan olmak üzere çeşitli İslam coğrafyalarında İslami direniş unsurlarına karşı yoğun bir işbirliğinin adımları atılacak. Afganistan İslam Emirliği’ne bağlı direnişçilerin son günlerde yoğunlaştırdığı saldırıların Rusya ve NATO arasındaki yeni işbirliği ve konseptin oluşum şartlarını etkilemesi bekleniyor.

Türkiye’nin taleplerinden birisi de füze sistemlerinin komutasının Türkiye’ye verilmesidir. NATO’nun yetkilileri bunu kabul etmeyeceklerini açıklayıp komutanın NATO’da olacağını belirtti. Yani bunun anlamı; komuta, ABD’de olacak demektir. Komuta ve kontrolü ABD’de olan bir füze sistemi Türkiye’ye fayda sağlamayacağı gibi daima bir tehdit unsuru olarak kalacaktır. Bu konuda İncirlik örneğini hemen hatırlatmak isteriz. Ayrıca bu konunun siyasi boyutu da çok önemlidir. Böyle bir sistemin Türkiye’ye yerleştirilmesi demek, askeri ve siyasi açıdan Amerika’nın çizdiği dış politika yörüngesine tamamen adapte olmak demektir. Bu da Türkiye’nin kendisine ait olmayan bir kavganın içerisinde yanlış saflarda yer bulması demektir.

Bu projenin NATO’ya üye olan ülkelerin topraklarını koruma maksadı ile devreye sokulduğu iddia edilse de tamamen Amerika’nın menfaatlerini korumak için bir şemsiye oluşturma ve farklı milletleri Amerika etrafında toplama maksatlıdır. Yine Türkiye’yi saldırılardan korumak yerine siyonistleri korumaya ve İran etrafındaki emperyalist çemberi daraltmaya yöneliktir. Özellikle bölge ülkelerinin bu konuda hiçbir menfaati yoktur. israil’in Balkanlara ve Kafkaslara yerleşmek, burada yepyeni bir siyasi ve askeri kuşak oluşturmaya çalışması da bu mesele ile birlikte düşünülürse bu projenin kimlere hizmet ettiği daha net anlaşılır.

Rusya’nın bu konudaki tutumu, ABD ve Rusya’nın ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynayacaktır. Muhtemelen Rusya ve ABD, İslami direniş unsurlarına karşı birlikte hareket etme projesini hayata geçireceklerdir. Bunun ilk uygulama alanı da Afganistan olacaktır.

Türkiye’nin bu konuda ortaya koyduğu ön şartlardan birisi de doktrinsel anlamda bir ülkenin isim verilerek hedef gösterilmemesidir. Ancak bu talep yerine getirilse bile pratik bir değerinin olmadığı açıktır. Eksen kaymasından, türlü türlü felaket senaryolarının figüranı olmaya kadar Türkiye için meydana gelebilecek hiçbir olumsuzluk bu şart ile engellenemez.

Son olarak bu projenin geçmişini kısaca hatırlarsak gayesini daha net kavramış oluruz. Füze savunma sistemi meselesi, eski ABD başkanı Ronald Reagan dönemine kadar uzanmaktadır. O dönemde yıldız savaşları olarak adlandırılan bu proje ABD’yi olası füze saldırılarından korumayı amaçlamıştı. Akabinde, yıllar sonra ABD eski başkanlarından George W. Bush, bu projeyi yeniden canlandırmış; ancak iktidardaki ömrü projeyi tamamlamaya yetmemişti.

Ruslar, proje çerçevesinde, savunma silah ve radarlarının Polonya ve Çek Cumhuriyeti”nde konuşlandırılmasına itiraz etmişlerdi.

Bush”tan sonra Beyaz Saray”a seçilen Barack Obama ise hem Rusya ile ilişkileri geliştirmek, hem İttifak içindeki endişeleri güya gidermek amacıyla projede birtakım değişikler yaptı. Sistemi Doğu Avrupa’da konuşlandırmadan vazgeçti ve uygulamasını zamana yaydı.

Obama, bu konuyu makyajlayarak sözde bir ABD girişimi olmaktan çıkartıp, NATO projesi olarak takdim etmektedir.


Zülküf Rüzgar / Doğruhaber Gazetesi